Dava dilekçesinde fazlaya dair haklar saklı tutularak 10.000,00 TL (ıslahen 19.620,00 TL) ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; ... mahallesinde kain 40 parsel sayılı taşınmazın 69/A numaralı bağımsız bölümünde 1/2 hisseli malik bulunduklarını, davalı tamamını işyeri olarak kullanmış olmasına rağmen her hangi bir ecri misil ya da kira ödemediğini, beyanla fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL ecri misil bedelinin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, 15/11/2011 tarihli dilekçesi ile davayı toplamda 19.620,00 TL üzerinden ıslah ederek harçlandırmıştır.Davalı vekili, tarafların öz kardeş olduklarını, dava konusu taşınmazda evvelde müşterek iş yapmakta olan tarafların ortaklığının bozulması üzerine davacının dava konusu taşınmazdan çekildiğini, talebin fahiş olduğunu beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK’md.993-995 ve 8.3.1950 gün, 22/4 sayılı Y.İ.B. Kararında da kabul edildiği gibi ecrimisil; haksız fiil benzeri olup, üstün bir hakka dayanmadan başkasının taşınmazını işgal edip böylece "haksız kazanç elde eden" şahsın iade etmekle yükümlü olduğu bir tazminat türüdür. Kötü niyetli kimsenin sorumluluğu ise, taşınmazı haksız olarak elinde tutmuş olmasından böylece "haksız kazanç elde etmesinden doğan" davacı zararları ve buna ilave olarak, elde ettiği ya da elde etmeyi ihmal eylediği semerelerden kaynaklanan tazminatla sınırlıdır.Bu tür davalarda hakim, gerçek ecrimisil miktarını tayin ve tesbit edebilmek için resen hareket etmek zorundadır.Belirlenecek ecrimisilin en azı kira geliri, en çoğu ise tam gelir yoksunluğudur.İlke olarak kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest koşullarda getirebileceği kira parası (emsal kira sözleşmesi ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü ve çevre özellikleri de nazara alınarak) rayice göre belirlenir, sonraki dönemler için ise, ilk dönem için belirlenen miktara TEFE(ÜFE) artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak koşuluyla ecrimisil bedeli rayiç değerlere göre takdir edilir.Somut olayda, bilirkişi raporunda somut emsal incelemesi yapmamış, ÜFE artış oranını nazara almamış, ayrıca raporda miktar hesabında matematiksel maddi hatalar yapmıştır.Bilirkişi raporunu hazırlarken dayanakları olan özel ve somut nedenleri belirtmek zorundadır. Ayrıca raporun denetime elverişli olması da gerekir. Bu şekilde soyut belirlemeler ile ecrimisil hesaplayan rapor hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 Sayılı HMK.un geçici 3.maddesinde düzenlenen "Bölge adliye mahkemelerinin, 26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı ilk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2.maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmü gereğince HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.