Ret-kabul

SAYISI: 2017/141 Esas, 2019/52 Karar

Taraflar arasındaki asıl ve karşı dava, tasarıma tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, haksız rekabetin önlenmesine, maddi ve manevi tazminat davası, birleşen davanın ise tasarımın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davalı, karşı davada davacı vekili taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve karşı davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekilince katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin TÜRK PATENT nezdinde 2015/07299 nolu, 03.11.2015 tescil tarihli plastik şişe tasarımının sahibi olduğunu, halen bu endüstriyel tasarım üzerinde mutlak hak sahibi olduğunu, davalı şirketin Çiğli'de bulunan fabrikasında müvekkili şirketin tescilli plastik şişe tasarımını benzer şekilde üreterek piyasaya sürdüğünü tespit ettiklerini, genel olarak birebir benzetildiği, yazı karakterlerinin (Bizim Vatan) aynı olduğu, genel görünüm açısından belirgin farklılık olmadığı, aynı şirket için üretildiği, üretim amacının ortalama tüketici nezdinde benzerlik yaratma amacı olduğunun görüleceğini, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/58 D. İş sayılı dosyasından delil tespiti yapılarak alınan bilirkişi raporunda, farklılıkların ayrıntıda olduğu, genel görünüm açısından belirgin farklılık olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, dolayısıyla tasarımının taklit edildiğinin açık olduğunu, müvekkilinin ciddi tutarda maddi kayba uğradığı gibi ticari itibarının da zedelendiğini, davalının bu kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabet yarattığını, davalı şirketin müvekkilinin şişe tasarımının kullanımından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, zira her iki şirketin de aynı davadışı şirket için bu şişeleri üretmekte olduğunu, maddi tazminat talepleri bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun(6769 sayılı Kanun) 151 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç" yöntemiyle hesaplama yapılmasını, bu mümkün olmaz ise; 151 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde uyarınca hesap yapılmasını talep ettiklerini, plastik şişe tasarımı ürünlerine yönelik vaki tecavüzün tespitine, durdurulmasına ve ortadan kaldırılmasına, mümkün olduğu takdirde tecavüze konu mamul-yarı mamul ürünlerle kalıplar üzerinde müvekkiline mülkiyet hakkı tanınmasına, mümkün olmadığı takdirde bunların imhasına, davalının tespit edilecek haksız rekabet durumlarının önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi uyarınca şimdilik 40.000,00 TL maddi tazminatın tespit tarihinden işleyecek ticari faiziyle, 10.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, masrafı davalıdan karşılanmak üzere mahkeme kararının Türkiye çapında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede kamuya ilan yoluyla duyurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı Plaş Plastik Şirketi’nin TÜRK PATENT nezdinde tescilli 05.06.2012 tarihli TR 2012/03888 numaralı tasarımının müvekkili tarafından 09.08.2011 tarihinden beri üretilmekte ve satılması nedeniyle yeni kabul edilemeyeceğini, bu tasarımı tescil tarihinden önce piyasaya sunan gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, bu durumun davalı şirket tarafından bilinmesine rağmen TR 2012/03888 numaralı tasarım başvurusunun kötüniyetle yapılmış olduğunu, müvekkili şirketin 09.08.2011 tarihinde kamuya sunmuş olduğu tasarımının, TR 2012/03888 numaralı tasarımın başvuru tarihinden önce olması nedeniyle davalının 2012/03888 numaralı tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, sözkonusu tasarımın hükümsüzlüğüne, davanın 2017/141 E. sayılı dosyadan açtıkları dava ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

3. Davacı vekili karşı dava dilekçesinde; tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davacının tespit talebi üzerine bu durumu araştıran müvekkilinin esasen davacı tarafın hak ihlalleri yaptığını, 2012 yılında tescilini aldığı tasarım plastik şişeyi davacının uzun süredir üretip haksız rekabet yaptığını öğrendiğini, bunun üzerine 2017/81 D. İş dosyasından tespit yaptırarak bu durumu rapor ile de tespit ettirdiğini, alınan raporda davacı/karşı davalı tarafın ürettiği şişelerin genel görünümde ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunun belirlendiğini, davacı/karşı davalının bu eylemlerinin ayrıca haksız rekabet de teşkil ettiğini belirterek, davacı/karşı davalının müvekkiline ait 22.06.2012 tarihinde 2012/03888 no ile tescili yapılan tasarımına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, haksız rekabetin önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, şimdilik belirsiz alacak olarak talep ettikleri 40.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden reeskont faiziyle, 10.000,00 TL manevi tazminatın da dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline, masrafı davacı/karşı davalıdan karşılanmak üzere mahkeme kararının Türkiye çapında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede kamuya ilan yoluyla duyurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davaya bakmaya müvekkilinin ikametgahı olan Gebze Mahkemeleri yetkili olmakla davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, dava dilekçesindeki talep belirsiz alacak davası şeklinde olmadığından harcın ikmalinin gerekli olduğunu, davanın esas itibarı ile davacının yaptırdığı bir tespit raporuna dayanak olarak açılmış olup, bu tespitin hukuksal olmaktan uzak olduğunu ve teknik bilirkişi tarafından düzenlenmemiş raporun yetersiz bir rapor olduğunu, tespit isteyenin sunduğu örnek şişenin tasarıma ve korunmaya konu şişe olmadığını, zira üzerinde "vatan" yazılı baskı olduğunu ve tasarım tescil belgesine konu şişe ile aynı olmadığının bilirkişi tarafından da tespit edilmiş olmasına karşın adeta kendi ifadesi ile çelişerek genel görünüm farkı olmadığı beyan edilerek rapor düzenlendiğini, haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, mahkemenin 2017/81 D.İş sayılı dosyasından tespit yaptırdıklarını ve bu tespitten önceden haberdar olan davacının apar topar dava ikame ile haklılık algısı yaratma peşine düştüğünü, gerçekte hak ihlali yapanın, haksız rekabet yapanın davacı firma olduğunu, tazminat koşullarının da oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davaların farklı tasarımlara dayalı açılmış olması nedeniyle davalar arasında bağlantı mevcut olmadığından davaların ayrılması gerektiğini, müvekkilinin 09.08.2011 tarihinden beri dava konusu şişe tasarımını kullanmakta olup buna dair faturaları sunduklarını, bu nedenle davalının tasarımının yenilik unsuru bulunmadığını, müvekkilinin mutlak hak sahibi olduğunu, zira davalı/karşı davacının tescilinden 1 yıl önce müvekkilinin sözkonusu tasarımı üretmiş ve kamuya sunmuş olduğunu, davalı/karşı davacının 2012/03888 nolu tasarımının hükümsüz kılınması için aynı mahkemenin 201/163 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını ve bu dava ile birleştirilmesini talep ettiklerini, davalı/karşı davacının yaptırdığı tespitte rapor düzenleyen bilirkişinin bu konuda uzmanlığının bulunmadığını, raporun da hatalı olduğunu, ayrıca dava konusu şişenin üretimini yapan başka davadışı firmaların internet adreslerini de sunduklarını, karşı davadaki taleplerin hukuka aykırı olduğunu savunarak, karşı davanın reddini istemiştir.

3.Karşı dava davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 09.08.2011 tarihinden beri dava konusu şişe tasarımını kullanmakta olduğunu buna dair faturaları sunduklarını, bu nedenle davalının tasarımının yenilik unsuru bulunmadığını, müvekkilinin mutlak hak sahibi olduğunu, zira davalı/karşı davacının tescilinden 1 yıl önce müvekkilinin sözkonusu tasarımı üretmiş ve kamuya sunmuş olduğunu, davalı/karşı davacının 2012/03888 nolu tasarımının hükümsüz kılınması için aynı mahkemenin 201/163 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını ve bu dava ile birleştirilmesini talep ettiklerini, davalı/karşı davacının yaptırdığı tespitte rapor düzenleyen bilirkişinin bu konuda uzmanlığının bulunmadığını, raporun da hatalı olduğunu, ayrıca dava konusu şişenin üretimini yapan başka davadışı firmaların internet adreslerini de sunduklarını, karşı davadaki taleplerin hukuka aykırı olduğunu savunarak karşı davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli tasarımların başvurudan başlayan 5 yıl ve yenilemelerle birlikte 25 yıla kadar ticari ve sınai koruma sağlamakta olduğu, tescilli bir tasarımın hükümsüz kılınmadığı sürece sahibine tekelci nitelikte haklar sağladığı, karşı dava konusu olan 2012/03888 nolu tasarımın ihlali bakımından verilecek kararın, birleştirilen 2017/163 nolu dosyadaki tasarımın geçerliliğine bağlı olduğu, bu nedenle 03888 nolu tasarımın başvuru tarihi itibariyle yenilik ve ayırt edicilik hususunun gerçek hak sahipliği iddiası bakımından değerlendirilmesi gerektiği, dosyada mevcut 2017/81 D.İş dosyasında Oba Plastik firmasının ürünleri arasında bulunan şişelerin Plaş Plastiğe ait 2012/03888 nolu tasarımla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunun tespit edildiği, yine 2017/58 D.İş dosyasında Oba firmasına ait 2015/07299 sayılı tasarımın Plaş firmasına ait ürünlere aynen uygulandığının (750 ml. ürünler) belirlendiği, tarafların tespit raporlarına ilişkin itirazda bulundukları, hükümsüzlük davasına konu 2012/03888 sayılı Plaş firmasına ait tasarımın daha önce kayıt edilen 16.09.1999 başvuru tarihli 007153-2 nolu tasarım olduğu bu tasarımın 5 yıllık süre sonunda yenilenmediği, daha sonra aynı şişenin tescil edilmiş olması karşısında yenilik unsurunun ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, buna göre birleşen 2017/163 nolu dosyada hükümsüzlük kararı verildiğinden koruma şartlarını taşımadığı ve dolayısıyla bu tasarıma ilişkin kullanımların tecavüz sayılamayacağı gerekçesiyle Plaş Plastiğin açmış olduğu karşı davanın da reddine; aynı rapor ile Plaş firmasında tespit edilen ürünlerin davacı Oba firmasının 2015/07299 nolu tasarımıyla aynı görünüm özelliklerini taşıdığının da belirlendiğinden Oba Plastiğin ihlal edilen tasarımı (2015/07299) nedeniyle doğan kar kaybının 20.915,46 TL olduğunun tespit edildiği, davacı Oba Plastik 6769 sayılı Kanun'un 151 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yazılı hesabı tercihi ettiğinden, davalı firmanın ticari verileri üzerinde net kazancı ve bunun tasarımla ilgili kısmının hesaplandığı, tasarım sahibinin meydana gelen haksız kullanıma ilişkin manevi tazminat isteminin de yasada tanımlanmış olduğu, taraf şirketlerin konumu, eylemin sonuçlarına göre 10.000,00 TL manevi tazminatın uygun olacağı gerekçesiyle asıl davanın davacı Oba Plastik firmasının, tasarıma tecavüz davasının kısmen kabulüne, bilirkişi raporunda belirtilen ürünlerle 2015/07299 nolu tasarımın ihlal edildiğinin tespiti ve önlenmesine, tecavüzlü ürünlerin toplanıp imhasına, kalıplarının kaldırılmasına, 20.915,46 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyen değişen oranlı yasal faiziyle, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyen yasal faiziyle davalı Plaş' dan tahsil edilerek davacı Oba'ya ödenmesine, karar kesinleştiğinde, hüküm özetinin ulusal çapta yayın yapan gazetede giderleri davalıya yüklenerek ilan edilmesine, ilan için kararın kesinleşmesinden itibaren 3 ay içinde başvuru gerektiğine, 3 ay içinde başvurulmadığı takdirde ilan hakkının düşeceğine, karşı davanın reddine, tasarıma tecavüzün önlenmesi, maddi tazminat davası ile manevi tazminat istemlerinin reddine, birleşen davada davalı Plaş Plastik A.Ş. adına kayıtlı 2012/03888 nolu tasarımın tescil şartlarını taşımadığından hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleşince kendiliğinden kalkacağına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı, karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Asıl ve birleşen davada davacı, karşı davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava bakımından davacının kullandığı şişelerin esas olarak müvekilinin tasarım tescilli şişelerinin taklidi niteliğinde olduğu ve davacının müvekkilinin yasal korunma altında olduğu dönemden itibaren üretip haksız olarak da tescil ettirmiş olduğunu, bu bağlamda davacının kötü niyetli olduğu ve bunun korunmaması gerektiğini, zira; müvekkilinin ilk tasarım tescili 2005 yılında ve 2005/01023 numarası ile alınmış olduğunu, davacının bu korumanın hüküm sürdüğü 5 yıllık sürede bu şişeleri taklit ile devamında 2015 yılında patentini almış olduğunu, öte yandan davacının yaptırdığı aynı mahkemenin 2017/58 E. sayılı dosyadaki tespitin hukuksal anlamda tam olarak bir tecavüzün bulunduğunu teyit eder nitelikte olmadığını, davaya mesned teşkil edemeyeceğini, itirazlarının irdelenmeden esas davaya dayanak yapıldığını, raporda denetime elverişlilik unsurunun bulunmamasına karşın davaya dayanak alınarak tecavüze ilişkin davanın kabulü ve maddi talebin kısmen kabulü yönündeki kararın, en başta iyi niyeti uygulanmaması ve ayrıca delillerin takdirinde hataya düşüldüğünü ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Karşı dava ve birleşen dava bakımından ise; müvekkili şirkete ait olan ve oldukça eski tarihte (2012 yılında) tasarım tescilini aldığı ve süresinde yenilettiği tasarıma konu plastik şişeyi davacının uzun zamandır ürettiği ve ticari meta olarak kullandığını, aynı mahkemenin 2017/81 D.İş sayılı dosyasından alınan raporda davacının tecavüz eyleminin tartışmasız olarak tespit edildiği, davacının haksız rekabet hükümlerine aykırı dayanarak da haksız kazanç elde ettiği, buna rağmen mahkemece alınan rapor doğrultusunda müvekkilinin tescilinin süresinde yenilenmediğinden kamuya malolmuş olduğundan bahisle karşı davalarının reddine karar verildiğini, müvekkili şirketin 1999 yılından bu yana önce 99/07153 sayılı tescil ile korunan ve akabinde yenilenmemiş olmasına karşın aynı tasarımın aynı malik tarafından tescil ettirilmiş olması konusunda bu tasarımın yenilik ve ayırı ediciliği olmadığından korunmayacağı düşüncesinin hem hukuksal olarak kabulü mümkün olmayan hem de mantığa ve genel teamüllere aykırı bir düşünce olduğunu, önceki tasarım tescilinin de aynı kişiye yani müvekkiline ait olup, üçüncü şahsa ait olmadığını, hukuken tescili olmayan fiili tasarımın dahi korunduğu bir uygulama dünyasında 1999 yılından beri sadece müvekkili tarafından kullanılan ve müvekkili tarafından yeniden tescil ettirilen 2012/03888 sayılı tasarımın 07153/2 sayılı tasarımın varlığı gerekçesiyle hükümsüz olduğu iddiasının asla kabul edilemeyeceğini, bu yönde bir uygulamanın da olmadığını, herhangi bir tasarımın tescilinden önce kullanılmış ve kamuya sunulmuş olması halinde bu hakkın tescilsiz tasarım olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 55 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca korunacağı gerçeği karşısında, önceki tescil sebebiyle korunamayacağı düşüncesinin hukuksal olarak kabul edilemeyeceği, asıl ve birleşen davanın reddi ile karşı davanın kabulünün gerektiği, öte yandan aslında tasarım tescili müvekkiline ait olan ve hukuken geçersiz bir tescil olsa bile bu tasarımın genelleşmesi ve kamuya aidiyeti niteliği ile hiçbir yanın tasarım tescilinin geçerli olmayacağı ve dolayısı ile bu durumda tüm davaların reddi gerekeceği halde hataya düşülerek davacının davasının kabul edilmesinin de akla ve hukuksal anlamda delil durumuna ve bizzat davacının beyanlarına da aykırılık teşkil ettiği, davacının, bu tasarımın daha önce tescil edildiğini ve fiilen kullanımının müvekkili tarafından yapıldığını bildiği ve sadece 2009 yılında müvekkilinin yenileme tescilini yaptıramamış olmasını istismar ederek tasarımın serbest bir hal almış olacağından bahisle, müvekkili bakımından hiçbir hukuksal korunma olmadığı yönündeki beyanlarının etik bir yaklaşım olmadığını, yine davayı kabul anlamına gelmemek üzere, bilirkişi raporunda hesaplama hatası da yapıldığını, ayrıca manevi tazminat yönünden de koşulların oluşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece davalıya karşı açılan hükümsüzlük davası bakımından yapılan değerlendirmede davalının 1999 yılında aynı şişe tasarımına ilişkin tescili bulunmakta olduğu, ancak süresinde yenilenmemiş olduğu, bu nedenle davalı tarafça 2012 yılında yeniden tescil ettirilmek zorunda kalındığı, davalının 2012'deki tasarım şişe tescilinin, daha önce aynı şişe tasarımının 1999'da tescil işlemi yapılmış olmasından dolayı artık yenilik unsurunun ortadan kalkmış olduğu, alınan rapor uyarınca birleşen davada hükümsüzlük kararı verilmesinde ve karşı davanın da bu nedenle reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacının açtığı asıl dava bakımından dosya kapsamındaki tasarım tescil bilgi ve belgelerine göre 1999'da davalı Plaş Plastik San. ve Tic. A.Ş.'nin aynı tasarım şişeyi tescil ettirmiş olması karşısında, davalının "öncelikli kullanımı" olduğu, buna rağmen sözkonusu tasarım şişe bakımından davacı Oba Plastik Kimya ve Gıda San. Ltd. Şti'nin 2015 yılındaki tesciline dayanılarak davalının tasarıma tecavüzünün bulunduğunun kabulü ve tazminata hükmedilmesi yerinde olmadığı, zira hukuken tescilli olmayan tasarımlar bakımından dahi öncelikli kullanımın ispatlanması durumunda öncelikli kullanan aleyhine tecavüze ve buna dayalı tazminata hükmedilmesi mümkün değil iken, davalının süresinde yenilenmemekle birlikte 1999 yılında adına tescil ettirdiği dosya itibariyle sabit olan tasarımı bakımından mahkemece asıl davanın da reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, asıl ve karşı davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle ve sınırlı şekilde inceleme yapılması gerekirken davalının öncelikli hak sahibi olduğu husunda bir itirazı bulunmadığı halde bu hususun değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin 2015/07299 nolu tasarımının hükümsüz kılınmadığını, davalı tarafından tasarımın yeni olmadığı hususunun ileri sürülmediğini, dosya kapsamında davalı kullanımlarının birleşen davada hükümsüz kılınan 2012/03888 sayılı tasarım kapsamında olmadığını, başka bir ifadeyle davalı kullanımlarının 1999 tarihli tasarım kapsamında bulunduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığını, davalı kullanımlarının davacıya ait 2015/07299 nolu tasarım kapsamında olduğunun tespit edildiğini, davalının 2015/07299 nolu tasarımın hükümsüz kılınmasını gerektiren sebeplerini tecavüz iddiasına karşı defi teşkil etmeyeceğini ileri sürerek asıl davanın reddi kararının bozulmasını istemiştir.

2.Karşı davada davacı ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; karşı davanın reddi ile birleşen davanın kabulü kararının yasalara aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, asıl ve karşı davalarda tasarım hakkına tecavüzün önlenmesi ve maddi/manevi tazminat istemine ilişkin, birleşen dava ise tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

554 sayılı KHK'nın 3,5,6,7,11 ve 17 nci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 55,56,57,58,64 ve 81 inci maddeleri. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve 57 nci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler karşı dava ve birleşen davaya yönelik kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

3. Davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince asıl davada hükme esas alınan bilirkişi raporu kapsamında davanın kısmen kabulüne karar verildiği istinaf mahkemesince ise davacının 2015/07299 nolu tasarımının davalının 1999'da aynı tasarım şişeyi tescil ettirmiş olması karşısında, öncelikli kullanımı olduğu gerekçesiyle karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda asıl dava bakımından davalının öncelikli kullanımına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı gibi bu hususta dosya kapsamında herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Buna göre istinaf mahkemesince davalının asıl dava bakımından öncelikli kullanımı olup olmadığı hususunda uyuşmazlığın çözüme kavuşturularak ek rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi kararı doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca KARŞI DAVA VE BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN ONANMASINA,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesinin ASIL DAVAYA YÖNELİK kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. Bölge Adliye Mahkemesinin ASIL DAVAYA YÖNELİK kararının BOZULMASINA,

4.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden Plaş Plastik San. ve Tic. A.Ş.'ye yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.