Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dilekçesi ile; ortak muristen intikal eden binada bulunan dükkanın ve dairelerin davalı tarafından kullanılması sebebiyle dava tarihinden geriye dönük olarak 5 yıllık ecrimisil bedeli 10000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevabında; davacıların babalarının 1.1.2010 tarihinde vefat ettiğini ve davacıların bu tarihten itibaren hissedar olduklarını, dolayısıyla 1.1.2010 tarihinden önceki taleplerinin yersiz olduğunu, ayrıca davacıların murisine 2009 yılında üç yıllık kira bedeli olarak 3600 TL verdiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davalının davaya konu daireleri ve dükkanı kullandığının sabit olduğu, davacının davalıya noterden çektiği ihtarnamenin 27.9.2010 tarihinde keşide edildiği, ancak dükkanın hukuksal semere getiren yerlerden olması sebebiyle intifadan men şartı aranmaksızın 2006 yılından dava tarihine kadar ecrimisile hükmedilmesi gerektiği, daireler yönünden ise intifadan men koşulunun gerçekleştiği 27.9.2010 tarihinden itibaren ecrimisile hükmedilmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplereve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, aşağıdaki bentler dışında davacı ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Davacı vekilinin temyizi yönünden; hükme esas alınan bilirkişi raporunda; emsal değerlendirilmesi yapılmadan ecrimisil hesabı yapılmıştır. Rapor bu haliyle eksik olup, hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece mahallinde üç kişilik bilirkişi kurulu (inşaat, hukuk ve emlak) ile yeniden keşif yapılarak, benzer yerlerin kira sözleşmeleri getirtilerek (resen emsal araştırması yapmak ya da taraflardan emsal göstermeleri istenmek suretiyle) incelenmeli, taşınmazın büyüklüğü ve çevre özellikleri de nazara alınarak dava konusu ilk dönemde serbest koşullarda getirebileceği kira parası rayice göre belirlenmeli, sonraki dönemler için ise, ilk dönem için belirlenen miktara TÜİK.ce yayımlanan ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak koşuluyla ecrimisil hesabı yapılarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyizi yönünden, mahkeme gerekçesinde, davaya konu dükkanın kiraya verilerek gelir getirebilecek yerlerden olması nedeniyle intifadan men koşulunun gerek olmadığından bahsedilmiştir. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, hukuki ve tabii semere veren yerler için intifadan men şartı aranmamaktadır. Hukuki semere kavramından bahsedebilmek için ise; taşınmazın sadece kiraya verilebilecek yerlerden olması yeterli olmayıp üçüncü kişilere bizzat kiraya verilip gelir elde edilmiş, olması da gerekmektedir. Somut olayda, taşınmazın davalı tarafından bizzat kullanıldığı anlaşılmaktadır.Bu itibarla, mahkemenin yapacağı iş; davacıların dükkanda paydaş oldukları 1.1.2010 tarihinden itibaren intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğini re'sen araştırıp, tartışarak; sonucu dairesinde hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ile intifadan men koşulu araştırılmadan ve 2006 yılında davacıların davaya konu dükkanda paydaş olmadıkları halde 2006 yılından dava tarihine kadar ecrimisile hükmedilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.