Dava dilekçesinde 21.388 TL tazminatın, dava tarihinden işleyecek yasal faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı (Hazine) vekili dilekçesinde; davalıya 629 parsel üzerinde 2981 sayılı Yasa gereğince hak sahibi kabul edilerek tapu tahsis belgesi verildiğini, bilahare imar ıslah planı uyarınca oluşturulan 2100 Ada, 7 Parselin belediyece davalıya satıldığını, davalının bu taşınmazı 18/07/2002 tarihinde 3.bir kişiye satıp mülkiyetini devrettiğini, ancak yapılan araştırmada hak sahibi olma koşullarını taşımadığı anlaşıldığından, tapu tahsis belgesinin iptal edildiğini, davalının bu parseldeki mülkiyet kazanımının yasal dayanaktan yoksun hale geldiğini beyanla sebepsiz kazanımı olan 21.388 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davalının çekişmeli taşınmazı bedelini ödemek suretiyle dava dışı belediyeden iyiniyetle satınaldığı, davacının dava açmakta da hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar, dairemizce; “...Hak sahiplerine 2981 sayılı yasanın 10/c maddesi gereğince dağıtılmak üzere Hazine tarafından bedelsiz olarak belediyeye devredilen taşınmazın ilk maliki olan hazinenin bu davayı açabileceği, tahsis belgesinin iptal edilmesiyle hukuki işlemin dayanağı kalmadığı, ancak taşınmazın 3.kişiye satıldığı, davalının taşınmazı 3.kişiye satmış olmakla satış bedeli kadar zenginleştiği, davanın BK 62.maddesinden kaynaklandığı, bu durumda davalının taşınmaza malik olmadığı koşulu Gerçekleştiğinden davanın reddinin doğru görülmediği belirtilerek” bozulmuştur.Mahkemece, dairemizin bozma ilamına uyularak davalının 3.kişiye satışına ilişkin tapu akit tablosundaki bedel olan 5.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, davalı taşınmazı 14/06/2001 tarihinde belediyeye 1.527,75 TL bedel ödeyerek satın almış, daha sonra 18/07/2002 tarihinde 5.000 TL'na 3.kişiye satmıştır.
Bu durumda mahkemece; davalıya tahsise ilişkin tahsis belgesinin iptal edilmesi ile hukuki işlemin dayanağı kalmadığından, davalı adına yapılan tescil, yolsuz tescil haline geldiği ve davalının taşınmazı iade ile yükümlü olduğu ancak; geçerli hukuki sebeple malik olmadığı taşınmazı 3.kişiye devretmekle taşınmazın rayiç bedelini hak sahibi malike ödemekle yükümlü hale gelmiş olup, davalının bu taşınmazı edinmek üzere belediyeye ödediği satış bedelinin, taşınmazın rayiç bedelinden (güncellenmeden) düşülmesi suretiyle mahsup edilerek alacağın hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.