Tavzih dilekçesiyle mahkeme hükmünde unutulan ecrimisil miktarının yazılması talep edilmiştir. Mahkemece tavzih talebinin reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.310,95 TL ecrimisilin davalı taraftan tahsili istenilmiştir.Mahkemece; kısa kararın hüküm kısmında davanın rapora göre kabulüne karar verilmiştir.Gerekçeli kararın hüküm kısmında 01.06.2001 – 13.07.2005 tarihleri arasındaki dönem için tahakkuk eden YTL işgal tazminatının her dönem sonu tahakkuk edecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili yönünde hüküm tesis edilmiş; davacı vekilince hükmün tavzihi talep edilmiştir. Mahkemece hükmün sonradan tavzih yoluyla düzeltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin tavzihe ilişkin talebi reddedilmiştir.Davada 1.310,95 TL ecrimisilin talep edildiği halde hüküm fıkrasında ecrimisil bedelinin yazılmasının unutulduğu anlaşılmaktadır.Hüküm fıkrasının (sonucunun) hükümde çok açık biçimde yazılması gerekir. Hüküm fıkrası hükmün esasıdır. Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin talep sonuçlarından her biri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

Hüküm fıkrasının çok açık olması gerekir ki, hükmün (ilamın) icrası sırasında şüphe ve tereddütler doğmasın ve böylece ilamın icra edilememesi gibi bir durumla karşılasılmasın. (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı cilt III, s.3059 v.d.)

T.C.Anayasası'nda yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsemiş olup, bunun anlamı yargılamanın açık yürütülmesi, kurulan kısa kararda hüküm altına alınan hususların açıkça yazılması ve sonradan yazılan gerekçeli kararın da, önceki kısa karara uygun olmasıdır. Aksi halde yargılamanın aleniyeti ilkesine uyulmamış ve yargı kararlarına güven sarsılmış olacaktır.Kısa kararda davanın rapora göre kabulü, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise 01.06.2001–13.07.2005 tarihleri arasındaki dönem için tahakkuk eden YTL işgal tazminatının tahsiline ilişkin hükmün; karar tarihinde yürürlükte olan HUMK’nun 381 ve 388. maddeleri ve inceleme tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 294,297. maddeleri anlamında bir karar tefhimi olarak kabulü mümkün değildir.
Hükmün infazına kadar tavzihin mümkün olduğu ve mahkemece bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğuna göre; hükmün usulüne uygun olarak mahkemece tavzihi gerekirken yazılı şekilde talebin reddi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.