Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.02.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalıya trafik sigortalı aracın davacının kullandığı motosiklete çarptığını, kaza neticesinde davacının hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı ve malul kaldığını, davalı ... şirketine başvuru yapıldığını ancak aktif ve pasif dönem yaşam sürelerine ve sürücünün kusur durumuna göre ödenen miktarın yetersiz olduğunu beyanla fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; aracın müvekkili şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacıya 22.12.2014 tarihinde 22.664,64 TL ödeme yapıldığını, poliçeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sürekli iş göremezliğinin oluşmadığının rapor ile sabit olduğu, ön raporda istenilen grafilerin çekilerek davacının son durumuna göre ATK'nın rapor düzenlediği, sürekli iş göremezlik tazminatı istemini konu alan davanın reddi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; meydana gelen kaza sonucu davacının yaralanmasına ilişkin Adli Tıp Şube Müdürlüğ tarafından düzenlenen rapor ile Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen iki rapor arasında açık çelişki olduğunu, ayrıca geçici iş göremezlik tazminatı talebinin de olduğunu, red kararının hatalı olduğunu açıklayarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; düzenlenen maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun düzenlendiği, çelişki oluşturduğu iddia edilen Adli Tıp Kurumu İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporunun muayene raporu irdelenmeksizin düzenlendiği, bu hali ile raporlar arasında çelişkiden bahsedilemeyeceği, dava dilekçesinde sürekli iş göremezlik tazminatı talep edildiği, geçici iş göremezliğe ilişkin bir talep bulunmadığı, talepten fazlaya karar verilemeyeceği kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,88,89,90 ve 111 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekili, meydana gelen kaza nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybının tespiti ile alacağın tam miktarının belirlenmesini istemiş, yine dava dilekçesi ile taleplerinden kaza nedeni ile doğan maddi tazminatlar olarak bahsetmiştir.
Dava dilekçesinden; davacının iş göremezlik talebinin, aynı zamanda geçici iş göremezliğe ilişkin de olduğunun anlaşılmasına göre davacının geçici iş göremezlik talebinin değerlendirilerek hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi hatalıdır.
Açıklanan sebeple;
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.12.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
Eldeki davada davacı vekili dava dilekçesinin konu ve sonuç kısmında, davalıya trafik sigortalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik zararının tespitiyle belirlenecek tazminatın tahsili talebinde bulunmuş; İlk Derece Mahkemesince davacıda sürekli iş göremezliğin oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; ön inceleme tutanağında uyuşmazlık konusu sürekli iş göremezlik zararından kaynaklanan maddi tazminat olarak belirlenmiş ve davacı vekilince tutanak imzalanmış, aynı duruşmada sürekli iş göremezliğe ilişkin bir zararın bulunup bulunmadığının tespiti yönünden dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verilmiş; alınan raporda davacının davaya konu trafik kazasına bağlı yaralanmasının maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı tespit edilmiştir.
Ön inceleme duruşma tutanağı ile taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu olarak geçici iş göremezlik zararı belirlenmemiştir. Ön inceleme tutanağı, yargılamanın yolunu gösteren bir yol haritası olup tutanakta yer almayan hususlar, tahkikatın konusu olmayacaktır. Tahkikat aşamasında tereddüt edilen hallerde bu tutanak, neyin incelenip neyin incelenmeyeceğini gösterecektir. Ön inceleme tutanağının bu önemi ve tarafları bağlaması sebebiyle altının oturumda hazır bulunanlarca imzalanması kabul edilmiştir (Hükümet Gerekçesinden HMK m. 140/3). Ön inceleme duruşmasında düzenlenen tutanak, HMK'nın 140/3 maddesinde "...Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür" şeklindeki düzenleme nedeniyle de özel bir öneme sahiptir. Mahkeme, kanunun bu cümlesiyle davanın taraflarına, tutanakta yer almayan hususların tahkikatın konusu olamayacağı ve tahkikat aşamasında tereddüt edilen bir hal oluştuğu takdirde neyin incelenip neyin incelenemeyeceği hususunun bu tutanak uyarınca belirleneceği yolunda söz vermektedir. Ön inceleme tutanağının bu önemi ve tarafları bağlaması sebebiyle, altının oturumda hazır bulunanlarca imzalanması gerekmektedir. (Konuya ilişkin HGK'nın 2018/2-660 Esas, 2020/947 Karar sayılı ve 25.11.2020 tarihli; 2017/2716 Esas, 2020/705 Karar sayılı ve 30.09.2020 tarihli kararları)
Şu halde; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle kararın onanması kanaatinde olduğumdan; sayın çoğunluğun davacının dava dilekçesiyle talebinden kaza nedeniyle doğan maddi tazminat olarak bahsettiği, iş göremezlik talebinin aynı zamanda geçici iş göremezliğe yönelik de olduğu gerekçesiyle geçici iş göremezlik talebinin hüküm altına alınması gerektiğine ilişkin bozma kararına katılmıyorum.