İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Davacı vekili 25.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Almanya'da ikamet eden müvekkilinin FETÖ/PYD silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 05.09.2017 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığı sırada gözaltına alındığını, 07.09.2017 tarihinde tutuklandığını, yurtdışına çıkış yasağı ve imza atmak şeklindeki adli kontrol uygulanmak suretiyle 12.12.2017 tarihinde tahliye edilmiş ise de adli kontrolün 04.01.2018 tarihinde kaldırılması nedeniyle davacının 99 gün tutuklu, 24 gün de adli kontrol altında kaldığını ve pasaportunun rutin işlemler nedeniyle 27 gün sonra 31.01.2018 tarihinde alabildiğinden 05.09.2017 tarihinden 01.02.2018 tarihine kadar toplam 150 gün hürriyetinden ve seyahat etme özgürlüğünden mahrum bırakıldığını, yapılan yargılama ile beraat ettiğini, haksız tutuklama nedeniyle tutuklu kaldığı ve çalışamadığı süre için maddi zararı, avukat ücret sözleşmesi,zorunlu yol masrafı ve malulen erken emekli olacağından ve az emekli maaşı alacağından muhtemel zararı olmak üzere toplam 500.000 TL maddi ve 500.000 TL manevi tazminatın 05.09.2017 tarihinden tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini" talep etmiştir.

2.Davalı vekili 27.12.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.

3. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.09.2018 tarihli ve 2018/268 Esas 2018/253 Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilmiştir.

4. Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin,03.04.2019 tarihli ve 2018/458 Esas 2019/170 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

5.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin,12.09.2019 tarihli ve 2019/922 Esas 2019/561 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ... davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

Davacı vekilinin temyiz istemi; Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçeli olmadığına, davacının Almanya'da ikamet ettiğini Berlin Devlet Hastanesinde ambulans şoförü olarak çalıştığını, geliri üzerinden maddi tazminatın hesaplanması gerektiğine, haksız koruma tedbiri nedeniyle davacının psikolojik tedavi gördüğünü, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; maddi tazminat hesabı yönünden bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından sunulan 25.02.2019 havale tarihli raporu ile talepte bulunan davacı ...'in 05.09.2017 - 07.09.2017 tarihleri arasındaki gözaltı ve 07.09.2017 - 12.12.2017 tarihleri arasındaki haksız tutukluluk nedeniyle uğranılan gelir ve sair kazanç kayıplarının 3.983,68 TL olduğunu belirttiği, davacı vekilinin maddi tazminat talebi olarak 500.000 TL talep etmiş olup, bilirkişi raporuna istinaden talebin kısmen kabulü ile 3.983,68 TL maddi tazminat ile takdiren 8.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 05.09.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, toplanıp karar yerinde gösterilen deliller uyarınca oluşan kanaat ve takdirin dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davacı vekili ve davalı ... vekili ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmeyerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Tazminat talebinin dayanağı olan Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/418 Esas 2018/144 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 05.09.2017-12.12.2017 tarihleri arasında 3 ay 7 gün göz altı/ tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 03.05.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı / tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Gerekçeli karar başlığında ''28.12.2017'' olan dava tarihinin ise ''25.06.2018'' olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı ve kararın gerekçe ihtiva ettiği anlaşıldığından, davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçeli olmadığına yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

2.Davacının Almanya'da ikamet ettiğini ve ambulans şoförü olarak Berlin Devlet Hastanesinde çalıştığını beyan ettiği ve dava dilekçesi ekinde sunduğu çalıştığı yer tarafından düzenlendiği belirtilen yazı içerikleri de dikkate alınarak, adli yardım kuralları çerçevesinde davacının gözaltına alınıp tutuklandığı tarihleri kapsar şekilde ilgili şirkette çalışıp çalışmadığı, tutukluluk süresi ile tahliye olduktan sonra da haftada bir gün karakola başvurma ve yurtdışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol uygulaması sürecinde davacının Almanya'ya gidememesi dolayısıyla fiilen orada bulunamaması nedeniyle davacının alamadığı maaş ve benzeri gelir kaybı olup olmadığı ilgili kurumlar ile araştırılıp davacıya ait çalışma belgeleri, maaş bordroları ile geliri ve tutukluluk ve adli kontrol uygulaması süresine ilişkin olarak gelir kaybına dair tüm belgelerin temin edilip sonucuna göre ve gerektiğinde yeniden bilirkişi incelemesi de yaptırılarak davacının gelir kaybının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2019/922 Esas 2019/561 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak,
oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2023 tarihinde karar verildi