Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.06.2016 tarihli ve 2014/357 Esas, 2016/220 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz Sebebi
Özetle; olayın sübut bulduğuna, eksik araştırmayla karar verildiğine, kararın hukuka aykırı olduğuna ve sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi
Özetle; sanık lehine vekalet ücreti eklenmek suretiyle kararın düzletilerek onanması gerektiğine ilişkindir.
Mahkemece ''Mağdurun 2008 yılında 13 yaşlarında iken Almanya 'dan Bahçelievlere dedesinin evine gönderildiği, aynı evde ikamet eden sanığın bu zaman içerisinde evde kimsenin olmadığı zamanlarda müteaddit defalar müştekiyi sarılıp öpmek, vücudunun değişik yerlerine ellemek, üzerine abanmak sureti ile cinsel istismarda bulunduğu; Aile içinde durumun öğrenilmesinden sonra müştekinin Bahçelievler ... kız yetiştirme yurduna yerleştirildiği, 07/04/2011 günü müştekiyi kaldığı yurtta ziyaret amacı ile gelen sanığın ... parkı içinde tekrar mağdura sarılıp öpmesi üzerine görevlilerce müdahale edildiği sanığın bu şekilde Çocuğun Cinsel İstismarı suçunu işlediği hadisesidir. Tanık ... beyanında; yurdun güvenlik görevlisi olduğu, mağduru kurum dışında gördüğü, kuruma götürmeden önce yanındaki babası ile vedalaşırken sadece yanaktan öpüştüğünü gördüğü, kim olduğunu sorduğumda bana dayısı olduğunu söylediği, kurumdan da sorduğunda dayısı olduğunu söylediklerini, bunun dışında görgüye dayalı herhangi bir bilgisi olmadığını beyan etmiştir. Diğer tanıklar, mağdurun Almanya'dan yanlarına geldiğinde psikolojik durumunun hiç iyi olmadığını, babasının öldüğünü, annesinin de onları bıraktığını, çocuklara iki yıl kadar bir süre baktıklarını, mağdurun sürekli ağlayan bir çocuk olduğunu ve onun da psikolojik tedavi için hap kullandığını, beyan etmişlerdir. Mağdurun çelişkili beyanları, sanık savunması tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar sanık hakkında üzerine atılı suçtan dolayı cezalandırılması talebi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de, soyut iddia ve mağdurun çelişkili beyanları dışında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter derecede somut yasal delil elde edilemediğinden '' şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulduğu ve kendisini vekaletnameli müdafii ile temsil eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmıştır.
Hüküm kurulurken 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164 ve 168 inci maddeleri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca beraat eden ve kendisini vekaletnameli müdafii ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda bir değerlendirmede bulunulmaması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.06.2016 tarihli ve 2014/357 Esas, 2016/220 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdure vekili ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün yargılama giderlerine ilişkin (2). paragrafından sonra gelmek üzere "Sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 3.600 TL maktu vekâlet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.