SUÇLAR: İftira, mühür bozma, özel belgede sahtecilik

Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 28.03.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira, özel belgede sahtecilik ve mühür bozma suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2.Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası, mühür bozma suçundan 1 yıl hapis cezası ve özel belgede sahtecilik suçundan 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

Sanık ve müdafiinin temyiz isteği eksik kovuşturma ile hükümler kurulduğuna ilişkindir.

Dava konusu olay, Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. görevlilerince sanığa ait ikamette yapılan denetim sonucunda, kaçak elektrik kullanımından dolayı daha önce elektrik sayacına takılmış olan mührün kırılarak tekrar kaçak elektrik kullanıldığına dair tutanak tutulduğu, sanığın Cumhuriyet savcılığında alınan ifadesinde tutanak altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, kiracısı olan şikayetçi ...'a ait olduğunu savunduğu ve bu konutun kendisi tarafından şikayetçiye kiralandığına dair kira sözleşmesi fotokopisi sunduğu, ancak Antalya Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen uzmanlık raporlarında kaçak elektrik tespit tutanağındaki imzanın sanığın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, kira sözleşmesindeki şikayetçiye ait imzanın şikayetçinin elinden çıkmadığının kuvvetle muhtemel olduğu, sanığın elinden çıkıp çıkmadığının tespit edilemediği, sanığın bu suretle mühür bozma, özel belgede sahtecilik ve maddi delil ve eser uydurarak iftira suçunu işlediğine ilişkindir.

A. Mühür bozma ve özel belgede sahtecilik suçları yönünden;
Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 203 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 19.11.2015 tarihli mahkumiyet kararı olduğu ve bu tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

B. İftira suçu yönünden;
Sanığın iftirası nedeniyle nedeniyle şikayetçi hakkında yakalama tedbiri uygulanması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince cezanın arttırılması nedeniyle zamanaşımının dolmadığı belirlenerek yapılan incelemede ;
Sanığın, hakkında mühür bozma suçundan yürütülen soruşturma kapsamında söz konusu tutanağın kendisi tarafından imzalanmadığını, o tarihte evinde kiracısı olan şikayetçi ...'ın oturduğunu dolayısıyla imzanın ona ait olabileceğini söyleyerek şikayetçiye mühür bozma suçunu isnat ettiği ve tutanak tarihinde evinde oturduğuna dair kira sözleşmesi sunduğu, şikayetçinin o evde hiç oturmadığını ileri sürdüğü, yargılama aşamasında alınan uzmanlık raporlarına göre tutanak altındaki imzanın sanığa ait olduğu ve kira sözleşmesinin de sahte olarak düzenlendiği gerekçesiyle sanığın maddi eser ve delil uydurmak suretiyle iftira suçunu işlediği kabul edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de;
5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen maddi eser ve delil uydurmak suretiyle iftira suçunun oluşabilmesi için fail, sadece soyut olarak bir suç ya da idari yaptırım gerektiren fiil isnadında bulunmamakta, bu isnadın inandırıcı olabilmesi için maddi eser ve delil de hazırlamaktadır. Somut olayda; maddi eser ve delil kabul edilen söz konusu kira sözleşmesinin fotokopi belge olması nedeniyle uzmanlık raporunda sözleşmedeki isim yazılarının ve şikayetçi adı altındaki imzanın kime ait olduğu hususunda kesin bir yargıya varılamadığından, belgenin sahte olup olmadığının bu aşamada belirlenememiş olması karşısında;
Şikayetçiye ait yazı örnekleri ile kira sözleşmesi aslı temin edilip kira sözleşmesindeki yazılar ile şikayetçi adına atfen atılı imzanın sanık ya da şikayetçinin eli ürünü olup olmadığına dair bilirkişi incelemesi yaptırılması, belgenin sahte olarak düzenlendiği kesin olarak saptandıktan sonra sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

I. Mühür bozma ve özel belgede sahtecilik suçları yönünden:

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle, Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli kararına yönelik sanık ve müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

II. İftira suçu yönünden ;

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2015 sayılı kararının 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.