Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul Anadolu Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 15.01.2015 tarihli ve 2014/671 Esas, 2015/66 Karar sayılı kararı ile sanığın marka hakkına tecavüz suçundan (mülga) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237

sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 51 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6000,00 TL ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve suça konu eşyaların aynı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmiştir.

2.Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2018/1450 Esas, 2019/13378 Karar sayılı ilâmıyla;
"... Uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihte uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde, kollukta düzenlenen matbu form üzerinde sanık uzlaşmayı kabul etmediğine dair seçeneği imzalamışsa da, bir hakkın doğmadan önce kullanılması söz konusu olamayacağından, uzlaşma teklifinin hukuken geçerli olmadığı anlaşılmakla, 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan (suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/7. maddesinin aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A maddesinde düzenlenen satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK’nin 253. ve 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
Kabule göre de;
Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesinin TCK'nin 50/1-a maddesi yerine 51/1-a olarak yazılması,..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma sonrasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2019/587 Esas, 2020/127 Karar sayılı kararı ile sanığın marka hakkına tecavüz suçundan (mülga) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve suça konu eşyaların aynı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz sebepleri; stad çevresine şişe toplamak için gittiğini, o esnada bayrak satan birinin yanına gelip, lavaboya gitmesi gerektiğini beyan ederek lavabodan gelene kadar bayrakları tutmasını istediğine, zaten bayrakları alacak ekonomik durumunun bulunmadığına, eksik kovuşturma ile karar verildiğine, herhangi bir suç işlemediğine, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

1.Katılan vekili 07.05.2014 tarihli şikâyet dilekçesi ile şampiyonluk kutlaması yapılacağı 11.05.2014 tarihinde, ... Stadı çevresi, Altıyol ve İskele meydanında hak sahibi oldukları tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edenlerin tespit edilmesi talebi ile şikâyetçi olmuştur.

2.11.05.2014 tarihinde, stad çevresinde, sanık tarafından tezgah üzerinde bayrak satıldığı tespit edilerek, ele geçen 7 adet bayrağa el konulmuştur.

3.Dosyada mevcut 10.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda; suça konu ürünlerin orijinal olmadığı, katılan adına tescilli markanın iktibas yolu ile taklit edildiği ve eylemin marka hakkına tecavüz fiilinin unsurlarını taşıdığına dair görüş bildirilmiştir.

4.Sanık savunmalarında; seyyar satıcılık yaptığını, olay tarihinde stad çevresine şişe toplamak için gittiğini, seyyar satıcılardan bir tanesinin kendisine 7 adet bayrak verdiğini, kendisi adına satmasını istediğini, sahte olup olmadığını bilmediği bayrakları satmaya başladığını beyan etmiştir.

5.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek taraflar arasında uzlaştırma girişiminde bulunulduğu, ancak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosunca tanzim olunan uzlaştırıcı raporuna göre uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.

1.Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; dosya kapsamında yer alan deliller uyarınca, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2019/587 Esas, 2020/127 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.12.2023 tarihinde karar verildi.