Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28.09.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 37.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14.04.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası, 60,00 TL adli para cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz istemi; suçun sübutuna, suç işleme kastının bulunmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, ilişkindir.
İncelemeye konu olay; sanığın kuyumculuk yaptığı iş yerinde bulunan IP numaralı internet üzerinden, mağdurun kart bilgileri kullanılarak, mağdurun bilgisi ve rızası dışında alışveriş yapılması, iddiasına ilişkindir.
1. Tüm dosya kapsamına göre, mağdurun kullandığı cep telefon hattının olay günü arandığı, mağdura "sigortanızın geri ödemesini yatıracağız" şeklinde söylenerek, mağdurun kredi kartı bilgileri kullanılarak internet üzerinden 14.11.2014 tarihinde İstanbul Bilişim A.Ş. isimli işyerinden harcama yapıldığı, yapılan bu işlemin sanığın kuyumculuk yaptığı iş yerinde bulunan IP numaralı internet üzerinden gerçekleştirildiği iddia olunan somut olayda; sanığın aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmasında, "kuyumculuk yaptığını iş yerine gelen müşterilere iyi niyetli olarak WİFİ şifresini verdiğini, suç işlemediğini" belirtmiştir. Mağdurun kredi kartı ile alışveriş yapılan İstanbul Bilişim A.Ş.'nin dosya içerisinde mevcut olan 05.03.2015 tarihli müzekkere cevabına ekli belgelere göre, faturanın ve müşteri adının ... adına düzenlendiği, e-posta adresinin "...@gmail.com" olup telefon numarasının 0537....79 olduğu, sevkiyat adresinin ve Sürat Kargo takip numarasının da evrakta yazılı olduğu anlaşılmakla; öncelikle sanık ve mağdura ... isimli bir şahsı tanıyıp tanımadıkları hususunun sorulması, daha sonra bu şahsın Mahkeme huzurunda beyanının alınması, Sürat Kargo firmasına kargo takip numarası da belirtilerek alınan ürünün kim tarafından teslim alındığı hususları belirlenerek, ayrıca mağdurun olay günü aranıp kart bilgilerinin alındığı telefon numarasının abone bilgilerinin Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu Başkanlığı'ndan sorularak, sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 245 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanması ile belirlenen 5 gün adli para cezasından, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken hesap hatası sonucu adli para cezasının "4 gün" yerine, "3 gün" olarak belirlenmesi suretiyle eksik adli para cezası tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14.04.2016 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.