İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2019 tarihli ve 2019/270 Esas, 2019/595 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kaldırılarak defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin (a) bendinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek duruşmasız yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile unsurları itibarıyla oluşmayan suçtan sanığın, 5237 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 07.12.2021 tarihli ve 2021/42513 sayılı, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda delil takdirine girilmek suretiyle beraat kararı verilmesi gerekçesiyle hükmün bozulması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz sitemi, eksik araştırma ile karar verildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanığın, 2011 ve 2012 takvim yıllarına ait defter ve belgelerini 05.11.2013 tarihinde yapılan usulüne uygun tebligata rağmen ibraz etmemek suretiyle yüklenen suçu işlediğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır.
2. Sanığın, defter ve belgeleri bulamadığından ibraz edemediğine ilişkin savunması, vergi inceleme ve suç raporları, mütalaa, tebligatlar, belge basım bilgileri, iş yeri kayıtları, sanığa ait adli sicil ve nüfus kaydı ve diğer deliller dosya arasındadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile tebligatın işyerinde 05.11.2013 tarihinde bizzat sanığa tebliğ edildiği, vergi incelemesinin 213 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesi gereğince sanığa ait işyerinde yapılması gerektiği, işyeri dışında inceleme yapılmasına ilişkin bir tespit ya da talebin bulunmadığı gözönüne alındığında yüklenen suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmiştir.
1. Dosya kapsamına göre Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yollamasıyla 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu verilebilecek karar niteliğinde olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki bu yönde bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
2. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 8 inci fıkrasının son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 30.06.2015 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 12.01.2016 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu belirlenerek inceleme yapılmıştır.
3. Sanığın defter ve belgeleri bulamadığından ibraz edemediğini savunması karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.11.1999 tarihli, 1999/11-273 Esas ve 1999/288 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, defter ve belgelerin çalındığı, kaybolduğu, bulunamadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması hâlinde, 213 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinde yazılı durumların ve usulüne uygun tebligatın aranmayacağı, defter, kayıt ve belgeleri saklama sorumluluğunun mükellef sanığa ait olduğu ve suçun unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla, hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin 3,4,5 ve 6 ncı fıkraları uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası da gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan temsilcisinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.