SUÇLAR: Hakaret, tehdit

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat

Şikâyetçi ...'ın yokluğunda verilip 15.04.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 25.04.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu belirlenmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesi uyarınca tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) şerhi olmadan yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre MERNİS şerhi bulunan tebliğatın bu adrese yapılmasında zorunluluk bulunduğu, buna karşın katılan sıfatını alabilecek surette suçtan doğrudan zarar gören ...'a duruşma gününe ilişkin davetiyenin doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince yapılan tebliğinin usulsüz olduğu, bu suretle duruşmadan yöntemince haberdar edilmeyen ve kovuşturma aşamasında beyanı alınamayan ...'a yokluğunda verilen gerekçeli kararın da doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince usulsüz tebliğ edildiği anlaşıldığından, şikâyetçi vekilinin kararı temyiz ederek katılma iradesini ortaya koyması karşısında, hükmü temyiz etme hakkının bulunduğu ve temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu, belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında;

1. Şikâyetçi ...'a yönelik hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beraat,

2. Şikâyetçi ...'a yönelik tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun)106 ncı maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, 43,29 ve 52 nci maddeleri uyarınca 3.360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

3. Şikâyetçi ...'a yönelik hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 129 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Karar verilmiştir.

1. Sanık müdafiinin temyiz istemi, kararın usul ve Yasaya aykırı olduğu, şikâyetçilerin soyut beyanlarından başka delil bulunmadığı, sanığın fiillerinin suç oluşturmadığı, lehe hükümlerin uygulanmadığı, açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulması gerektiğine vesaire;

2. Şikâyetçi ... vekilinin temyiz istemi, kararın usul ve Yasaya aykırı olduğu, hakaret suçunun unsurlarının oluştuğu, tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca cezalandırılması gerektiğine vesaire;

3. Katılan ...'un temyiz istemi, kararın usul ve Yasaya aykırı olduğu, sanığın güttüğü amaç, sabıkalı geçmişi ve kastının yoğunluğu dikkate alınarak hapis cezası ile cezalandırılması ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine vesaire;
İlişkindir.

Sanığın adresine haciz işlemi için giden ve avukat olarak görev yapan şikâyetçi ... ile yaptığı telefon görüşmesinde şikâyetçiye hitaben "Burada haciz yapamazsınız, siz kim oluyorsunuz da benim yerime hacze geliyorsunuz, sen kimsin ki ben sana hata yapmayacağım lan, avukatsan avukatlığını yapacaksın vb." şeklinde sözler söyleyerek hakaret ettiği, sonrasında da diğer şikâyetçi ...'ın kullandığı cep telefonuna ''İnsan cami duvarına işer mi, işiyormuş, o dükkana icra gönderdinya bak sen neler yapıyorum sana, görüşeceğiz ... efendi sen bizi unutmuşsun ...ın verdiği parayı da senden almazsam adam değilim hadi Allah çarşınıza pazar versin hayırlı olsun, işine bak oğlum gelecem rahat ol sen." şeklinde mesajlar göndererek tehdit ve hakaret ettiği iddiasıyla açılan davada, Yerel Mahkemece tüm dosya kapsamından şikâyetçi ...'e yönelik hakaret ve şikâyetçi ...'e yönelik tehdit suçlarını işlediği sabit kabul edilerek mahkûmiyetine, şikâyetçi ...'e yönelik hakaret suçu yönünden yasal unsurların oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.

A. Şikâyetçi ... Vekilinin Hakaret Suçundan Kurulan Beraat Hükmü ile Tehdit Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Şikâyetçi ...'ın yokluğunda verilip 15.04.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 25.04.2016 tarihinde şikâyetçi vekili tarafından temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği resen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla temyiz isteğinin reddi gerekmiştir.

B. Şikâyetçi ...'un Hakaret Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü ile Sanık Müdafiinin Hakaret ve Tehdit Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere (sanık savunması, şikâyetçilerin beyanları, bilirkişi raporu, mesaj tutanağı, sanığın adli sicil kaydı ile tüm dosya kapsamı), Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine ve incelenen dava dosyası içeriğine göre; şikâyetçi ile sanık müdafiinin temyiz sebepleri ile sair yönlerden yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;

1. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

a. Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören ancak Mahkemece usulüne uygun olarak duruşmaya davet edilmeyen şikâyetçiye, davaya katılma ve mağdur ile şikâyetçiler için öngörülen haklardan yararlanma ve delil sunma imkanı sağlanmadan, yokluğunda karar verilerek 5271 sayılı Kanun'un 233 ve 234 üncü maddelerine aykırı davranılması,

b. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Somut olayda, sanığın şikâyetçiye sarf ettiği kabul edilen sözlerin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi,

2. Her İki Suçtan Kurulan Hükümler Yönünden
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle kararda hukuka aykırılık görülmüştür.

A. Şikâyetçi ... Vekilinin Hakaret Suçundan Kurulan Beraat Hükmü ile Tehdit Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemi Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik şikâyetçi vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Şikâyetçi ...'un Hakaret Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü ile Sanık Müdafiinin Hakaret ve Tehdit Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik şikâyetçi ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.