SUÇLAR: Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 20.02.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi, mala zarar verme ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 152 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca dava açılmıştır.
2. Bakırköy 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan 5237 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 500 TL adli para cezası; genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği;
Atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
1. Dava konusu olay, sanığın yetkili makamlardan gerekli izin almaksızın tehlikeli madde niteliğindeki patlayıcı madde bulundurduğu ve bu maddeyi kullanarak genel güvenliği kasten tehlikeye soktuğu iddiasına ilişkindir.
2. 12.02.2014 tarihli kolluk tutanağı ile ... Mahallesi ... Sokak ... park önünde bir patlama olayı meydana geldiği yönündeki anons üzerine yapılan araştırmada, söz konusu olayı gerçekleştiren şahısların beyaz renkli bir araç ile olay yerine gelen sanık ... ve temyiz dışı sanık ... olduğu yönünde bilgi alındığı, bu kapsamda C.Ö. ve U.T.'nin beyanlarına başvurulduğu, belirtilen aracın sürücüsünün temyiz dışı sanık ...'in, araçta yolcu tarafında bulunan şahsın ise sanık ... olduğu sanık savunmaları ile belirlenmiştir.
3. 12.02.2014 tarihli kolluk tutanağı ile olay yerinde uzman ekiplerce yapılan incelemede patlamanın fitil ateşlemeli, parça ve basınç etkili el yapımı bomba ile gerçekleştirildiği, patlamadan dolayı çevrede ve araçta herhangi bir zarar ve ziyan meydana gelmediği belirlenmiştir.
4. a) İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 28.02.2014 tarihli uzmanlık raporu ile olay yerinden elde edilen numuneler üzerinde patlayıcı madde karışımlarında ve piroteknik malzemelerde kullanılan potasyum klorat + sodyum benzoat bulaşıklarının bulunduğu, yine olay yerinden elde edilen fitil numunelerinin patlayıcı maddeleri ve piroteknik malzemeleri ateşleme işleminde kullanılan potasyum perklorat ihtiva eden maytap fitillerden olduğunun tespit edildiği belirlenmiştir.
b) İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğünün inceleme raporu ile olay yerinden elde edilen metal parçaların dış kap ve parça tesiri, çivilerin parça tesiri, bant parçalarının dış kabı sıkıştırarak patlayıcı maddenin etkisini artırmak bombanın unsurlarını bir arada tutmak, potasyum klorat ve sodyum benzoat karışımının ana patlayıcı madde olarak kullanıldığı, söz konusu patlayan bombanın el yapımı, parça ve basınç etkili bomba olduğu, bu itibarla patlamış parça ve basınç etkili bir adet el yapımı bombanın canlılar üzerinde öldürücü ve yaralayıcı, cansızlar üzerinde yakıcı, yıkıcı ve tahrip edici özelliğe sahip olduğunun tespit edildiği belirlenmiştir.
5. 13.02.2014 tarihli olay yeri inceleme raporu ile patlama noktasının meydana geldiği aracın sol ön tarafında yere toprak ve paslı metal parçalarının dökülmüş olduğu, patlama noktasında aracın kasasının altının patlamadan dolayı delinmiş olduğu, patlama noktasından başlayarak çevreye dağılmış çok sayıda çiviler, metal parçalar, bant parçaları ve yeşil renkli maytap fitil parçalarının olduğu belirlenmiştir.
A. Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Anayasa Mahkemesinin 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden 2709 sayılı T.C. Anayasası'na aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Dosyada mevcut kriminal ve Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğünün raporları ile olay yerinden ele geçen maddelerin fitil ateşlemeli, parça ve basınç etkili el yapımı bomba niteliğinde olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek aynı Kanun maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2016 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2023 tarihinde karar verildi.