SUÇLAR: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret
HÜKÜMLER: Beraat
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10.10.2013 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sanık ... hakkında hakaret suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2016 tarihli kararı ile sanıklar hakkında atılı suçlardan beraatlerine karar verilmiştir.
Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, iddianame anlatımına ve müşteki beyanına göre sanıkların eylemlerinin yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu, bu suça bakmakla görevli mahkemenin Ağır Ceza Mahkemesi olduğu, görevsizlik kararı verilerek dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerektiğine ilişkindir.
Dava konusu olay, mağdur ...'in olay tarihinden önce iş kurmak amacıyla sanık ...'den borç para aldığı, işi kuramaması nedeniyle geri ödediği ancak sanık ...'in ''sana 150.000 yazdım, ama 40.000 ödeyeceksin'' dediği ve olay günü diğer sanık ..., portakal bahçesine yardım etmesi bahanesiyle mağduru çağırdığı, sanayi sitesinde buluştukları ve bir işi olduğunu iki dakika beklemesi gerektiğini söylediği, sonra sanık ...'in aniden gelip mağdurun ensesini tutarak aracına bindiği ve hep birlikte 500 metre ileride kimsenin olmadığı boş bir restauranta götürüp sandalyeye oturttukları ve burada mağduru beklemekte olan sanık ...'in mağdura " sinkaflı küfür ederek seni adım adım takip ediyorduk, biraz daha paralansın diye bakıyorduk, şimdi söyle a planı, b planı uygulayacağız, hayatın son noktasındasın, beş kardeşim var senin için birini hibe ederim. Bu restaurantı 25.000 TL'ye satın aldım. Seni biber salçası yaparız, sana 150.000 TL haraç kesmiştim, fakat 40.000 TL vereceksin, günlüğüm 5.000 TL" diyerek hakaret ve tehdit ettiğini, ayrıca masa üzerinde bulunan penseyi göstererek "bu penseyle on parmağını, tırnağını sökeceğim, birden öldürmeyeceğim, acı çekeceksin akıllı ol" diyerek tehdit ettiğini, oradaki sanık ...'nun yumruk gösterdiğini ve sanık ...'ün "bunu öldürmek sorunu çözmez, pazartesiye kadar süre verelim sorunu çözmezse sonra duruma bakarız" dediğini, mağdurun kiraladığı araca ilişkin olarak sanık ...'ın zorlamasıyla araç satış sözleşmesi yaptıkları ''aracı ...'e 25.000 TL'ye sattığını, 18.000 TL'sini peşin aldığını, 7.000 TL'sini pazartesi günü alıp satış yapacağını'' belirterek zorla imzalattıklarını ve bu sırada sanık ...'in "40.000 TL'lik borcunu da ödeyeceksin, ödemediğin takdirde ben adamın yatak odasına kadar girerim, canın cananı var, istediğimi alırım" diyerek tehdit ettiği ve bu suretle sanıkların atılı suçları işledikleri iddiasına ilişkindir.
1. Sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan hüküm yönünden.
Sanığın üzerine atılı suç için öngörülen cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, aynı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlem olarak sanığın 06.10.2015 tarihinde mahkemece savunmasının alındığı ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
2. Sanıklar ..., ... ve ... haklarında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen düzenlemeye göre, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemlerle sınırlı olduğu, bir suçtan dava açılırken başka suçtan bahsedilmesinin, o suçtan dava açılması anlamına gelmediği, bu kapsamda iddianamedeki anlatım ve nitelendirmeye göre, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 225 inci maddesinin birinci fıkrasına uygun olarak yağma suçundan açılmış bir dava bulunmadığından Tebliğname'de bu yönden bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Olay ve olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, sanık ...'ın portakal bahçesine yardım etmesi bahanesiyle mağduru çağırdığı, sanayi sitesinde buluştukları ve bir işi olduğunu iki dakika beklemesi gerektiğini söylediği, sonra sanık ...'in aniden gelip mağdurun ensesini tutarak aracına bindiği ve hep birlikte 500 metre ileride kimsenin olmadığı boş bir restauranta götürdükleri, sanık ...'in mağdura '' 150.000 TL haraç kesmiştim, fakat 40.000 TL vereceksin, günlüğüm 5.000 TL" dediği ayrıca masa üzerinde bulunan penseyi göstererek "bu penseyle on parmağını, tırnağını sökeceğim, birden öldürmeyeceğim, acı çekeceksin akıllı ol" diyerek tehdit ettiğini, ayrıca orada bulunan diğer sanıklar ..., ... ile birlikte mağdurun kiraladığı araca ilişkin olarak zorla araç satış sözleşmesi yaptıkları, sözleşmeye göre ''mağdurun aracı ...'e 25.000 TL'ye sattığını, 18.000 TL'sini peşin aldığını, 7.000 TL'sini pazartesi günü alıp satış yapacağını'' belirterek zorla imzalattıkları iddia edilen olaya ilişkin olarak dosya kapsamında müşteki beyanı dışında borçlandırıcı senet, adli rapor gibi somut deliller bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece sanıkların ve mağdurun cep telefonlarına ilişkin HTS kayıtları, mağdurun kaçırıldığını iddia ettiği aracın tespiti ile GPRS kayıtları getirtilip incelenerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu beraat kararları verilmiş olması hukuka aykırı görülmüştür.
A. Gerekçe bölümünde (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2016 tarih, 2013/638 Esas, 2016/80 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2016 tarih, 2013/638 Esas, 2016/80 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2023 tarihinde karar verildi.