Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibine başlanıldığını, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, borcunu ödememek gayesi ile adına kayıtlı gayrımenkullerin diğer davalılara devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini, davacıya icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu, aciz belgesinin ibraz edilmediğini, yapılan satışların gerçek satışlar olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemenin 30.04.2019 tarihli ve 2015/342 Esas ve 2019/224 Karar sayılı kararıyla; "taşınmaz paylarını gerçek değerlerinin yarısından da aşağı fiyatlarla birbirinin peşi sıra kısa aralıklarla davalılara devrettiği, düşük değerden yapılan devirlere karşın davalıların satışın gerçek olduğuna dair inandırıcı kanıt getiremedikleri, yapılan devirlerin mal kaçırma amaçlı olduğunun açık olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davalı borçlunun acz halinde olmadığını, haciz tutanaklarının aciz vesikası yerine geçemeyeceğini, dava konusu satış tarihlerinde davacı tarafından başlatılmış icra takibi de bulunmadığını, davalı borçlu ile davacı arasında imzalanan kredi sözleşmesinin geçerli olmadığını beyan ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1. madde ve bendi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir.

Dosya içeriğine göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 277 ve devamı.

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu gayrımenkullerin tapuda gösterilen değerleri ile tasarruf tarihindeki gerçek değerleri arasında misli aşan fark olduğunun anlaşılmış olmasına göre davalılar vekilinin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.