Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine 29.05.2019 tarihinde tebliğinin ardından 31.05.2019 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 27.02.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; " müvekkilinin 14.05.2013 - 16.05.2013 tarihleri arasında 3 gün süre ile gözaltında kaldığını ve yapılan yargılama ile beraat ettiğini, haksız gözaltı ve yargılanma sebebiyle uğranılan 2.000.000 TL maddi, 3.000.000 TL manevi tazminatın zararın doğum tarihinden tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini" talep etmiştir.
2.Davalı vekili 05.04.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; " davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.
3. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2018 tarihli ve 2018/167 Esas 2018/382 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 15.05.2019 tarihli ve 2019/1271 Esas 2019/1454 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 03.10.2021 tarihli, davalı vekilinin temyiz isteminin hükmün davalı yönünden kesin olması nedeniyle reddine, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğuna ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın reddi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğuna, davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, yargılama giderinin kamu üzerinde bırakılmasının hatalı olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; Erzincan 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2017 tarih ve 2017/283 Esas, 2017/310 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacı ...'ın 14.05.2013 tarihinde gözaltına alındığı, 16.5.2013 tarihinde serbest bırakıldığı, 14.12.2017 tarihinde beraatine karar verildiği, bu kararın 10.01.2018 tarihinde kesinleştiği, davacının ekonomik sosyal durumu, gözaltında kaldığı süre, hak ve nesafet kuralları gözetilerek 300 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminatın 14.05.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; tazminat davasının dayanağı olan Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/283-310 E-K. sayılı ve 14.12.2017 tarihli, 10.01.2018 tarihinde kesinleşen kararı havi dosyasındaki sanık sayısı, suçların çokluğu, kamu davasının kapsamı ve karmaşıklığı ile benzeri hususlar uyarınca kamu davasının 4,5 yıl gibi bir sürede kesin sonuca bağlanmış olması karşısında, davacı hakkında mağduriyete neden olacak şekilde uzun bir yargılamanın varlığından söz edilemeyeceği, bu nedenle manevi tazminatın takdirinde kamu davasının uzun sürmesine dayalı talebin nazara alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı kabul olunmuş, 08.11.2018 olan karar tarihi gerekçeli karar başlığına 20.09.2018 olarak yazılmış ise de, bu hususta mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin tazminat miktarlanının az ve eksik takdir edildiğine ilişkin, davalı vekilinin de dava koşullarının bulunmadığına, faiz başlangıcının hatalı tespit edildiğine, ret edilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti tayini gerektiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin reddi, ancak; davacının sanık olarak yargılanıp beraat ettiği Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/283-310 E-K. sayılı ve 14.12.2017 karar tarihli dosyasında gözaltında kaldığı ve üç gün olarak kabulü gereken 14.05.2013 - 16.05.2013 tarihleri nedeni ile, bu tarihler arasında geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminat miktarının 77,30 TL olarak tespiti gerekirken, davacı yararına nasıl belirlendiği anlaşılamayan 300,00 TL maddi tazminatın kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmesi, 14.05.2013 - 16.05.2013 tarihleri arasında 3 gün süre ile gözaltında kaldığının kabulü gereken davacı yararına fazla manevi tazminata hükmolunmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde maddi tazminat miktarı olarak yazılı "300.00" ve manevi tazminat miktarı olarak yazılı "3.000.00" ibarelerinin çıkartılması, yerlerine sırası ile "77,30" ve "300,00" ibarelerinin yazılması sureti ile düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Tazminat talebinin dayanağı olan Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/283 Esas 2017/310 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının 14.05.2013 - 16.05.2013 tarihleri arasında 2 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama sonunda silahlı terör örgütüne üye olma, soruşturmanın gizliliğini ihlal etme suçlarından beraatine hükmedildiği, beraat hükümlerinin 10.01.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Davacının polis memuru iken 21.12.2011 tarihinde ihraç olan ve 14.05.2013 - 16.05.2013 arasında göz altında kaldığı süre içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan ve 08.11.2018 tarihli duruşmada tazminat hesabının asgari ücret üzerinden hesap edilmesi yönünde açıkça beyanı bulunan davacı için gözaltında kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında ödenmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş olup ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinde belirtmiş olduğu işini ve sağlığını kaybetmesine neden olduğunu belirttiği hususların koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında maddi zarar kapsamında değerlendirilmemesinde hukuka ayrılık bulunmamıştır.
2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı süresi, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği anlaşıldığından davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir.
B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre, maddi ve manevi tazminat hakkı bulunduğundan davacının tazminat talebinin reddi gerektiğine ve yukarı da (A-1) ve (A-2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı lehine fazla maddi ve manevi tazminata hükmedildiğine yönelik davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminatlara zararın doğum tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi yönündeki talebi dikkate alınarak, davacı lehine hükmedilen tazminatlara göz altı tarihi olan 14.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faize hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
3.15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı anlaşıldığından davacı lehine hükmedilen tazminat miktarına göre hesaplanan vekalet ücretinin sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az olması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde ve yürürlükteki mevzuat uyarınca yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 15.05.2019 tarihli ve 2019/1271 Esas 2019/1454 sayılı kararında davacı vekili ile davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2023 tarihinde karar verildi.