Esastan ret
Taraflar arasındaki haciz şerhlerinin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2002 yılında SS. ... Yapı Kooperatifine üye olduğunu, 19.04.2010 tarihinde kooperatif karar defteri ile taşınmazların maliklerinin belirlendiğini, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/22 Esas ve 2019/226 Karar sayılı ilamı ile davaya konu taşınmazın davacı adına tescil edildiğini, ancak kooperatifin borçlarından dolayı taşınmaz üzerine hacizler konulduğunu, taşınmaz üzerinde 19.04.2010 tarihinden itibaren davacının mülkiyet hakkının söz konusu olduğunu belirterek taşınmaz üzerindeki hacizlerin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; haciz tarihlerinde taşınmazın dava dışı kooperatif adına kayıtlı olduğunu, davacı tarafından bu tarihten sonra açılan dava ile taşınmazın adına tescil ettirildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı kooperatif hakkında 6183 sayılı Yasadan kaynaklı icra takipleri yapıldığını, 10.11.2015 tarihinde taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, bu tarihte taşınmazın kooperatif adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir .
3. İhbar olunan SS. ... Yapı Kooperatifi vekili; davacının kooperatife borcu olmadığını, 19.04.2010 tarihinde taşınmazda mülkiyet hakkını kazandığını belirtmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haciz tarihleri itibariyle taşınmazın borçlu kooperatif adına kayıtlı olduğu, bu kaydın yolsuz bir tescil niteliğinde olmadığı, davalı alacaklıların taşınmazdaki hacizlerinin geçerli olduğu ve taşınmazın mahkeme kararı ile davacı adına tesciline karar verilmiş olmasının haczi ortadan kaldırmayacağı, hacizlerin muvazaalı olarak konulduğuna dair bir iddia ve delilin davacı tarafından ileri sürülmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının söz konusu taşınmaz üzerinde 19.04.2010 tarihinden itibaren mülkiyet hakkının söz konusu olduğunu, hacizlerin kooperatif borcundan kaynaklandığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın davacı ortağa tahsisinin mülkiyeti geçiren bir işlem olmayıp kooperatifle olan iç ilişkide bir hak bahşettiği ve koşulları oluştuğunda kooperatife karşı tapu iptal ve tescil talebinde bulunma hakkı verdiği, taşınmaz tapusunun ortak üzerine geçirilmesine kadar da taşınmaz kooperatif mülkiyetinde olacağı ve bu tescilin yolsuz tescil olmadığı, koooperatifin gerçek alacaklılarının haciz tarihinde borçlu kooperatifin adına kayıtlı taşınmaz üzerinde haciz uygulattırmalarının ve borcun ödenmemesi üzerine satış istemelerinin yasal işlemler olduğu, somut olayda davalıların haciz tarihinde davalı kooperatif adına kayıtlı konut üzerine koydurduğu haciz şerhi ile kazandığı hakkın terkinini, aynı taşınmaz üzerinde şahsi hakkı bulunan davacının isteyemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, haciz şerhlerinin kaldırılması istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1009 ve1023 üncü maddeleri.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1009 uncu maddesinde, "...şerhedilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer haklar tapu kütüğüne şerhedilebilir. Bunlar şerh verilmekle o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir." denilmiş, yine aynı Kanunun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023 üncü maddesinde, "Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” denilmiştir. Açıklanan bilgiler doğrultusunda somut olaya bakıldığında, terkini istenilen taşınmaz üzerindeki hacizlerin taşınmazın davacı adına tescil edildiği tarihten önce konulduğu anlaşılmaktadır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve özellikle ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.