Sanık hakkında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usûl hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2017 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret, tehdit ve kasten yaralama suçlarından kamu davası açılmıştır.

2. Karşıyaka 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16.11.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında hakaret ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraatine, tehdit suçundan hapis cezasından çevrilmek suretiyle adli para cezasına, kasten yaralama suçundan ise doğrudan adli para cezasına hükmedilmiştir.

3. Kararın katılan ... vekili ile katılan kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 21.09.2021 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırarak, sanık hakkında istinaf aşamasında kesinleşen hakaret suçundan adli para cezası, tehdit ve basit yaralama suçlarından hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, temyize konu kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyet hükmü kurularak hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Katılan kurum vekilinin temyiz isteği, ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşılması, takdiri indirim ve erteleme yoluna gidilmemesi gerektiğine, ayrıca katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkindir.

1. Katılan ile sanık arasında duygusal ilişki olduğu, son zamanlarda sorunlar yaşandığı, sanığın katılana mesaj göndererek yanına çağırdığı, katılanın aşağıda kendisini bekleyen sanığın arabasına bindiği, yolculuk esnasında sanığın katılana hakaret ettiği, fiziksel şiddet uyguladığı, bir süre sonra arabayı park edip konuşmaya başladıkları, bir süre sonra sanığın katılana açık olan arabanın kapısını kapatmasını söylediği ancak katılan kabul etmeyince sanığın katılanın saçlarına asılarak içeriye çekip kapıyı kapattıktan sonra bu kez katılanın isteği dışında arabayı hareket ettirdiği, fiziksel şiddet uygulamaya devam ettiği daha sonrada katılanın ısrarı üzerine katılanı durakta bıraktığı, yaşanan olaylardan sonra da sanığın tehdit içerikli mesajlar gönderdiği iddia edilmiştir.

2. Sanık, kolluktaki ifadesinde araçta iken katılana tokat attığını ve saçını çekmiş olabileceğini belirtmiş, mahkemede bu beyanlarının doğru olmadığını ifade etmiştir. Bölge adliye mahkemesinde de benzer nitelikte beyanda bulunmuş, dosyada bulunan mesajların olaydan önce çekildiğini, olay tarihinde katılanın kendi isteği ile araca bindiğini ve buluştuklarını beyan etmiştir.

3. Katılan aşamalardaki beyanlarında sanığın olaydan önce ve sonra kendisine tehdit içerikli mesajlar gönderdiğini, sanığın dosyada bulunan bir kısım mesajlarından sonra sanığın aracına bindiğini, araçta kendisine hakaret ettiğini, şiddet uyguladığını, olaydan sonra da tehdit içerikli mesajların bulunduğunu ifade ettiği anlaşılmıştır.

4. Dosyada bulunan 09.07.2017 tarihli rapora göre katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralandığı tespit edilmiştir.

5. Dosyada bulunan telefon mesajlarının, sanık ile katılan arasındaki yazışmalar olduğu her iki tarafın da kabulündedir.

A. İlk derece mahkemesinin kabulü

Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve hakaret suçları bakımından mahkumiyete yeterli delil olmadığı ifade edilerek beraat kararı verilmiştir. Sanığın ikrarı, tanık beyanı ve doktor raporu neticesinde sübut bulan kasten yaralama suçunu; sanığın katılana gönderdiği "senin canın dayak istiyor, seni her gördüğüm yerde büyük sıkıntı yaratırım, canını istiyorum" şeklindeki mesajın tehdit suçunu oluşturduğu belirtilerek mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
B. Bölge adliye mahkemesinin kabulü
Dosyada bulunan tehdit içerikli mesajlaşma sonucu katılanın sanığın aracına bindiği, araçta sanığın katılana tokat attığı, inmek istediğinde saçını çektiği, tekrar tokat attığı bu suretle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği, bu süre içinde sanığın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir yaralanmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu unsuru olduğu, dosyada çözümü bulunan tehdit içerikli mesajların sanığı evden çıkarmaya yönelik olduğu, sanığın "o. çocuğu" demek sureti ile katılana karşı hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, hakaret suçu sabit görülerek, adli para cezası tercih edilmek sureti ile bu suçtan kesin olarak hüküm kurulmuş, temyize kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve cezanın ertelenmesi yoluna gidilmiştir. Hakaret ve kasten yaralama suçlarının ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olduğu gerekçesi ile hüküm kurulmasına yer olmadığına kesin olarak karar verilmiştir.

1. Sanık hakkında kısa süreli olmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmolunan erteli hapis cezasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmemiş ise de bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Olaylar ve olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkeme kabulünde isabetsizlik görülmemiş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri hususu dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafii ve katılan kurum vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazları reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 21.09.2021 tarihli kararında, sanık müdafii ve katılan kurum vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık müdafii ve katılan bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Karşıyaka 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.