Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usûl hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında basit cinsel saldırı, cinsel taciz ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dava açılmıştır.
2. Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.04.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı cinsel taciz suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, basit cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyet kararı verilmiştir.
3. İlk derece mahkemesinin kararına karşı katılan mağdur ile katılan bakanlık vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 17.09.2021 tarihli kararında; sarkıntılık sureti ile cinsel saldırı suçuna ilişkin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş ve hüküm kesinleşmiştir. Temyize konu kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın bu suçtan beraatine karar verilmiştir.
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği, sanığın, mağdurun evine cinsel saikle girdiği ve mağdura yönelik cinsel eylem gerçekleştirme amacıyla mağduru hürriyetinden yoksun bıraktığı gerekçesi ile bölge adliye mahkemesinin kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan vermiş olduğu beraat kararının bozulması talebine ilişkindir.
1. Her ikisi de evli olan mağdur-katılan ve sanığın aynı köyde yaşadıkları, aralarında akrabalık ilişkisi bulunduğu, mağdurun eşinin zaman zaman iş için köy dışına çıktığı, olay tarihinde de arıcılık yapmak amacı ile şehir dışında bulunduğu, sanığın olay günü kapısı açık bulunan mağdurun evine girerek o sırada evde bulunan mağdureye "aşkım seni seviyorum seninle birlikte olmak istiyorum'' şeklinde sözler söylediği, ellerinden tutarak vücuduna dokunduğu, mağdurenin sanıktan kurtularak evin dışına çıktığı, daha sonra eşi ile birlikte kolluğa giderek şikayetçi olduğu, bu şekilde sanığın basit cinsel saldırı, cinsel taciz ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Dosyada sanık tarafından cep telefonu ile alınan ses kaydının kolluk tarafından yapılan çözümü mevcuttur. Sanığın ses kaydındaki erkek şahsın kendisi olduğu yönünde tevil yollu ikrarı vardır.
3. Sanık kollukta ikrar içeren beyanlarda bulunmuş, mahkemede kısmen ikrarda bulunmuştur.
4. Katılan mağdurun aşamalardaki beyanları, sanık beyanları ile kısmen uyumludur.
5. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesi, sabit gördüğü cinsel taciz suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sarkıntılık düzeyinde cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından da mahkûmiyet kararı vermiştir.
6. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, istinafa konu edilen cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin olarak duruşma açmaksızın vermiş olduğu kararda, somut olayda katılan mağdur ...'ün kendisine ait evde bulunduğu sırada sanığın, mağdurun evine gelerek sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı suçunu işlediği, sanık ile mağdurun evde bulunma sürecinin sarkıntılık eylemi ile sınırlı kaldığı, mağdurun sarkıntılık eyleminden sonra kendi evini terk ederek dışarı çıktığı, bu haliyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun bir yere gitmek veya bir yerde kalmak şeklindeki unsurların gerçekleşmediği, unsurları gerçekleşmeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmiş olmasını usûl ve yasaya aykırı bularak, cinsel saldırı suçuna ilişkin ilk derece mahkemesi hükmünü onamış ve bu hüküm kesinleşmiş, temyize konu kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin mahkumiyet hükmünü kaldırarak beraat kararı vermiştir.
7. Tebliğname
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Tebliğnamesinde, İlk derece mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak değerlendirmenin delil takdirine ilişkin olması nedeniyle bu hususta duruşma açılmadan sanığın beraatine ve kararın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile hükmün bozulmasını talep etmiştir.
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunca, ceza yargılamamızda dar anlamda istinaf sisteminin benimsendiği, ilk derece mahkemesince kabul edilen maddi meselede değişikliğe gidilmemiş olması halinde duruşma açılmaksızın beraat kararı verilmesinde doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkelerinin ihlal edilmesinden bahsedilemeyeceği, bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesi tarafından belirlenen maddi mesele değiştirilmediği ve yeni bir delil de toplanmadığı hâlde duruşma açılmaksızın beraat kararı verilebilmesinin, yargılamanın etkin ve hızlı bir biçimde sonlandırılmasına katkı sağlayabileceği, beraat kararına karşı ilgililerce temyiz kanun yoluna başvurulabilecek olması karşısında bir kazanılmış hak da söz konusu olmayacağı belirtilmiştir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 31.05.2023,2022/-7-215 Esas, 2023/322 Karar sayılı kararı.) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun atıf yapılan kararında belirtilen nedenlerle tebliğnamedeki ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün bölge adliye mahkemesince kaldırılarak beraat kararı verilebilmesi için duruşma açılması zorunluluğu bulunduğu yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
3. Sanığın ikrarı, katılanın aşamalardaki beyanı, dosyada çözümü bulunan ses kaydı ve tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte dikkate alındığında, sanığın mağdurun evine, mağdur evde iken o sırada açık bulunan kapıdan girdiği, kesinleşen hüküm gerekçesinde belirtildiği üzere basit cinsel saldırı suçunu işlediği, mağdurun sanıktan kurtularak evin dışına kaçtığı, sanığın eyleminin cinsel saldırı süresi ile sınırlı kaldığı, sanığın basit cinsel saldırı eylemini gerçekleştirdiği süreyle sınırlı şekilde mağdureyi bulunduğu yerde alıkoymasının, bu suçun unsuru olmasından dolayı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmayacağı değerlendirildiğinde suçun unsurlarının oluşmadığına yönelik Mahkemece kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 17.09.2021 tarihli kararında Katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.