Davanın kısmen kabülüne
Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz ve -birleşen dosya- tespite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı birleşen dosya davacıları vekili ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kahramanmaraş ili, Pazarcık ilçesi, ... Köyü çalışma alanında bulunan 158 ada 60 parsel sayılı taşınmaz, 32.130,75 metrekare yüzölçümü ile taşınmaza ait vergi kaydı uyarınca kaçak yitik kişiden kaldığı gerekçesiyle Hazine adına 11.01.1991 tarihinde tespit edilmiştir.
Aslı dosya davacıları ..., ... ..., ... ..., ... ... vekillerinin Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ... Köyü Mayıs/1935 tarih ve 17 nolu tapu ile davacılar ile davalılar arasında müşterek olduğunu, davalıların davacıların tasarrufuna izin vermediklerini, tamamını kendilerinin kullandığını, bu nedenle davalıların haksız müdahalelerinin meni ile taşınmazın hisseleri oranında davacılara teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılama devam ederken dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz dört parçaya ayrılarak 157 ada 2 parsel, 158 ada 40,41,60 nolu parsel numarası almış; eldeki dava konusu olan 158 ada 60 parsel sayılı taşınmaz ise davalı şerhi verilmeksizin Hazine adına tespit edilmiş, diğer parsellerle birlikte Kadastro Mahkemesine aktarılıp kadastro tutanağı davalı hale getirilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Askı ilan süresi içinde ... ve ... vekili; ... Köyü Mayıs 1935 tarihli tapu kaydının 60 nolu parsel sayılı taşınmazı kapsadığını, söz konusu taşınmazın bir kısmının ... ... mirasçılarından satış vaadi senedi ile hisse satın alınış olması nedenine dayanarak Hazine adına tespit gören 60 numaralı parsel tutanaklarının iptali ile kendi adlarına payları oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Her iki dosya birleştirilerek yapılan yargılama sırasında 14.05.2009 tarihli celsede 158 ada 60 parsel yönünden tefrik kararı verilip 2009/4 Esasına kaydedilerek yargılamaya bu dosya üzerinden devam edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aktarılan dosya davacılarının ve midahil davacı ... ... hisselerini 02.03.1978 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi ile birleşen dosya davacılarına devretmiş olduklarının anlaşılması nedeniyle davalarının reddine, davacılar ... ve ...'ın dayandığı Mayıs 1935 tarihli ve 17 nolu tapu kaydının taşınmaza uyduğu ancak gayrısabit sınırlı olup miktarı ile geçerli olacağı kabul edilmiş, miktar fazlası kısma ilişkin olarak ise komşu taşınmazlara uygulanan vergi kayıtlarrında dava konusu taşınmazı kaçak yitik şahıstan kalan taşınmaz olduğunun anlaşılması nedeniyle zilyetlikle mülkiyet kazanılamayacağı gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm birleşen dosya davacıları ... ve ... mirasçıları vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Hazine vekilinin temyiz itirazının incelenmesinde;
Hukuk Genel Kurulu 28.09.2005 tarihli ve 2005/8-512 Esas, 2005/535 Karar sayılı kararında " Emvali Metruke Kanunları olarak nitelenen kanunların uygulanması suretiyle taşınır ve taşınmaz malları tasfiyeye tabi olan gerçek ve tüzel kişilere, firari ve mütegayyip kişiler denilir. Bu deyim ile bilhassa vaktiyle Türk vatandaşı olan Ermeni asıllı kişiler anlatılmak istenmiştir. Bu nedenle Ortadoks dininden olan Türk uyruklu Rumlar, Bulgarlar, Süryani Cemaatına mensup kişiler firari ve mütegayyip kişi sayılmazlar." denilere kaçak yitik kişiler ifadesini ayrıntılı olarak açıklamıştır. Bu itibarla kadastro tespit tutanağında dava konusu parsele ait olduğu belirtilen 138 tahrir numaralı 1938 tarihli vergi kaydı Yahudi Faraç'a ait olup, Yahudilerin kaçak yitik şahıs olarak kabul edilmediği Hukuk Genel Kurulu kararı ile sabit olduğundan Hazinenin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacılar ... ve ... mirasçılarının temyiz itirazlarının incelenmesinde, Mahkemece tapu kaydının miktarı itibariyle geçerli olduğu kabul edilerek tapu malikleri adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak miktar fazlası kısım yönünden keşifte dinlenen yaşları yeterli mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazı eskiden beri ... ailesinin kullandığını beyan etmiş olmalarına rağmen taşınmazın kaçak yitik kişiden kaldığı gerekçe gösterilerek zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle Hazine adına tespitine karar verilmiş ise de taşınmazın gerek komşu parsel vergi kaydı uygulamaları, gerekse taşınmaza uygulanan vergi kaydı sahibinin Yahudi olması nedeniyle taşınmazın Yahudi tebaasından kaldığı anlaşılmakla birlikte Yahudilerin yukarıda belirtilen Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca kaçak yitik kişi olarak değerlendirilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Hal böyleyken gerek dayanak Mayıs 1935 tarihli 17 sıra nolu tapu tedavülleri gerek mahalli bilirkişilerin beyanları ve tüm dosya kapsamından taşınmazın ... ailesi tarafından kadastro tespit tarihinden önce 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde belirtilen çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyet olduğunun kabulü gerekir.
O halde Mahkemece yapılacak iş, davacılar adına 14 üncü madde kapsamında sulu ve kuru tarım arazisinde kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla belgesizden edinilebilecek taşınmaz miktarına ilişkin norm sınırının (40 / 100 dönüm) aşılıp aşılmadığı, davacılar adına aynı çalışma alanında belgesiz zilyetlik yoluyla tespit edilen taşınmazların miktarları Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi iken tapu miktar fazlasına ilişkin kısmın Hazine adına tescili doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacı ... mirasçıları ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.