B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2014 tarihli ve 2014/201 Esas, 2014/244 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2.Kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 12.03.2020 tarihli ve 2017/14595 Esas, 2020/3732 Karar sayılı kararı ile sanığın cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2020/206 Esas, 2021/223 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz istemi, suç vasfının hatalı tayin edildiğine ve hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına, resen gözetilecek sebeplerle usul ve yasaya aykırı verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
1.Sanığın, kardeşi olan katılandan kendisine olan borcundan dolayı her biri 4.500 TL bedelli bonolar aldığı, sanığın bu bonoların 2 tanesinin rakam kısmına benzer mürekkepli kalemle "11" rakamını ilave ederek 114.500 TL, 1 adet 4.500 TL'lik bononun ise rakam kısmının başına "4" rakamını ilave ederek 44.500 TL tutarlı hale getirdiği, bu şekilde tahrifen düzenlemiş olduğu 3 adet bonoyu temyiz dışı sanık ...a verdiği, onun da katılan aleyhine icra takibi başlattığı, bu suretle sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2.Mahkemece, bilirkişi raporuyla doğrulanan katılan beyanına itibar edilerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1.Sanığın, kardeşi olan katılandan kendisine olan borcundan dolayı aldığı 4.500,00 TL bedelli üç bononun ikisinin rakam kısmına "11", birinin de "4" rakamını ilave ederek tahrifat yaptığı, bu bonoların tanık O.Y. vasıtasıyla temyiz dışı sanık ...un eline geçtiği, temyiz dışı sanığın da katılan aleyhine icra takibi başlattığı olayda, bozma öncesi temyiz dışı sanık Murat Oğuz hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararının Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 12.03.2020 tarihli ve 2017/14595 Esas, 2020/3732 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşıldığından, sanığın 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırmaya tabi olan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden ve sanıkla katılan sanığın kardeşi olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 167 nci maddesi gereğince şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep durumunun belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
2.Kabule göre de, icra takibi sonrası herhangi bir tahsilat yapılmadığı anlaşıldığından eylemin teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü gerekirken 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin uygulanmaması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2020/206 Esas, 2021/223 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2024 tarihinde karar verildi.