Mahkûmiyet

Adana 2. İcra Ceza Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli ve 2019/336 Esas, 2019/636 sayılı kararı ile sanık ...'nin, çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/2. maddeleri uyarınca 63.400,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 12.10.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.11.2022 tarihli ve KYB-2022/131381 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.11.2022 tarihli ve KYB-2022/131381 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “...5941 sayılı Çek Kanunu'nun "Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" başlıklı 5. maddesinde "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur...Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347,349,350,351,352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır..." şeklindeki ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesinde de "Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, yargılamaya konu suç açısından şikâyet süresi 3 ay olup, bu sürenin öğrenme ile başlayacağı gözetilerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre,

1-Dava konusu çekin 26/10/2018 tarihinde şikâyetçi tarafından bankaya ibraz edildiği ve karşılıksız olduğu öğrenildiği halde 3 aylık süre geçtikten sonra 16/04/2019 tarihinde şikâyette bulunulduğu cihetle, 2004 sayılı Kanun'un 347. maddesi gereğince "şikayet hakkının düşürülmesine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,

2-Şikayete konu çek suretinin tetkikinde, karşılıksızdır işlemi yapılmasından önce karalanmış bir alanın görüldüğü anlaşılmakla, çekin bankaya kim tarafından ibraz edildiği ile müştekinin çekin karşılıksız kaldığının öğrendiği tarihin tespiti bakımından; çekin ibraz edildiği banka şubesine müzekkere yazılarak ödenmesi için kim tarafından ibraz edildiğinin sorulması ve şikayet dilekçesinde geçen Adana 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5333 Esas sayılı dosyasının celp edilmesi sonrasında sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiştir...” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiin eski hale getirme ve istinaf talebiyle ilgili olarak, 5271 sayılı Kanunun 42. maddesi gereğince karar verme yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine ait olduğu halde, İlk Derece Mahkemesince anılan talebin reddine dair verilen 19.06.2020 tarihli ek karar ile anılan ek karara yönelik itiraz üzerine verilen Adana 3. İcra Ceza Mahkemesi'nin 29.07.2020 tarihli ve 2020/65 Değişik iş sayılı kararlarının hukuki değerden yoksun olduğu ve bu nedenle kanun yararına bozulması talep edilen kararın usulünce kesinleşmediğinden kanun yararına bozma yoluna konu edilemeyeceği anlaşılmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2024 tarihinde karar verildi.