Esastan ret
Taraflar arasındaki Türkpatent Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “KİNETİX”, "AİRKİNETİX" VE "AİRKNX" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı ... kişinin “AİRKAN” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkiline ait markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, davalı ... kişinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK’in 12.06.2019 tarih ve 2019/M-5088 sayılı kararının iptaline, 2018/74141 sayılı ‘AİRKAN’ ibareli markasının tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacının sadece "Kinetix" markasının tanınmış olduğunu savunarak davanın reddi istemiştir.
2.Davalı Türkpatent vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "AİRKAN" ibareli başvuru markası ile davacı markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığından dava konusu markanın davacı markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamayacağı, markanın itibarına zarar vermeyeceği veya ayırt edici karakterini zedelemeyeceği, kötü niyetin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait "Kinetix" markasının tanınmış marka olduğunu, ayrıca "AİRKINETİX" VE "AİRKNX" ibareli markalarının da kullanıldığı şekliyle piyasada tanındığını, dava konusu "AİRKAN" ibareli başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını ve tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan davalı markasının tescil edilmesinin hukuka aykırı olduğu gibi davalı eylemlerinin de müvekkilinin tescil markalarına tecavüz oluşturuğu gibi haksız rekabette teşkil ettiğini, davalının kötüniyetli bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "AİRKAN" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “KİNETİX”, "AİRKINETIX" ve "AİRKNX" ibareli markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, işaretler arasında benzerlik bulunmadığından davacının itirazına mesnet markaların tanınmış olup olmamasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunun da ispatlanamadığı, dava dilekçesinde davalı eylemlerinin marka tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülmekle birlikte bu yönlerden dava haklarının saklı tutulduğunun açıkca belirtilmesi karşısında ilk derece mahkemesince davacının bu iddiaları yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmamasında da bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, YİDK iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.