Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketinin yüklenici ve Starmar şirketinin alt yüklenici olduğu bir iş ilişkisinde, alt yüklenici tarafından işin yapımına devam edilmesi için davacı ile alt yüklenici arasında 09.05.2016 tarihli bir protokol düzenlendiğini ve alt yüklenici tarafından protokol tarihinden sonra yapılacak işlerin teminatı olarak alt yüklenici emrine bir bono keşide edildiğini, 09.05.2016 keşide ve 15.10.2016 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli bononun 09.05.2016 tarihinden sonra yapılacak işlerin karşılığı bedelin teminatı olarak verildiğini ve işler tamamlanıp bedel yükleniciden tahsil edildiğinde veya işler alt yüklenici tarafından yapılmaz ise konusuz kalacağını, işler tamamlanıp bedel yüklenici tarafından ödenmez ise takibe konulacağı hususlarının anılan protokolde açıkça belirtildiğini ancak alt yüklenicinin protokolden sonra hiçbir çalışma yapmadığını ve bonoyu 09.05.2016 tarihinden önce yapılan imalatlarla ilgili borçlu olduğu davalı Dörtyol şirketine ciro ettiğini, davacı ile alt yüklenici arasındaki ilişkinin davalı Dörtyol şirketi yetkililerine aktarıldığını ancak davalı Dörtyol şirketinin buna rağmen bonoyu tahsil için bankaya verdiğini ve akabinde davacıya protesto çekildiğini ileri sürerek 09.05.2016 keşide ve 15.10.2016 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli bono sebebiyle davalılara borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı Dörtyol ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; iptali talep olunan senedin, müvekkili davalıya, davalı Starmar şirketinin borcuna karşılık olarak verildiğini ve davalının davacı ile davalı Starmar şirketi arasındaki şahsi ilişkiyi bilemediğini, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, senedin teminat olarak verildiği belirtilmiş ise de bu yöndeki iddianın senet metninden anlaşılamadığını ve iyi niyetli davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini, davacının tazminata mahkum edilmesini istemiştir.

2.Davalı ... şirketi ile Starmar şirketi davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... şirketinin, iptali talep olunan senette hak sahibi olmaması sebebiyle aleyhine açılan dava, pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Dörtyol şirketinin, davacı ile davalı Starmar şirketi arasındaki ticari ilişkiyi ve şahsi münasebeti ayrıca senedin teminat senedi olarak verildiğini bildiği, senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği yönündeki iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 71 inci madde koşulları gerçekleşmediğinden bu davalının tazminat talebinin reddine, 09.05.2016 keşide ve 15.10.2016 vade tarihli bononun, alt yüklenici davalı Starmar şirketi tarafından 09.05.2016 tarihinden sonra yapılacak işlerin karşılığı bedelin teminatı olarak düzenlendiği ve hangi şartlar altında teminat vasfını yitireceğinin davacı ile alt yüklenici davalı Starmar şirketi arasındaki 09.05.2016 tarihli protokolden anlaşıldığı, buna göre, bononun alt yüklenici davalı Starmar şirketi, işleri tamamlar ancak ücreti yüklenici davalı ... şirketi tarafından ödenmez ise takibe konulacağı, diğer hallerde geçersiz sayılacağı, alt yüklenici davalı Starmar şirketinin, 09.05.2016 tarihinden sonra herhangi bir imalat yapmadığı ve protokol hükümlerine aykırı davrandığının toplanan delillerden anlaşıldığı bononun bu şirket yönünden geçersiz olduğu ve davalı Starmar şirketi hakkındaki iddianın ispat edildiği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dosyadaki açık maddi delillerin ve açık kanun hükümlerinin görmezden gelindiğini, davalı tarafın talep etmediği hususlarda dayanaksız bir şekilde hüküm kurulduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; maddi olgunun belirlenmesi yönünden kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı, davalı hamil Dörtyol Mermer Mad. Mak. Tic. San. Ltd. Şti.'nin dava konusu senedi, davacının borçlu olmadığını bile bile devraldığı yolunda “ikrar” niteliğinde bir beyan veya delil olmadığı, davalı hamilin defterlerinde takip dayanağı bononun kayıtlı olup olmasının sonuca etkili olmadığı, davalı Dörtyol Mermer Mad. Mak. Tic. San. Ltd. Şti. yetkili hamil olup, senedi ciro yoluyla devralırken bilerek borçlunun zararına hareket ettiği iddiası davacı tarafça ispat edilemediğinden ve bu nedenle davacının şahsi def’i niteliğindeki bedelsizlik iddiasını iyiniyetli hamile karşı ileri süremeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı temyiz dilekçesinde özetle; davalı Starmar şirketinin taraflar arasındaki 09.05.2016 tarihli protokolden sonra hiç bir imalat yapmamasına rağmen davalının borçlarına karşılık olarak önceki yıla ait imalatlara istinaden verildiğinin diğer davalı Dörtyol şirketi yetkilileri tarafından davacıya bildirildiğini, senedin teminat senedi olmasına rağmen işleme konulmasının iyi niyetli olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

Dava, teminat olarak verildiği iddia edilen bono nedeniyle lehtar ve hamile karşı açılan menfi tespit istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.