Direnme

İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2022/143 Esas, 2022/322 sayılı Kararı ile Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 02.03.2022 tarihli ve 2021/11682 Esas, 2022/1051 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesine, 7165 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi ile eklenen, üçüncü fıkrası ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz yoluna tabi olduğu belirlenmekle;
Mahkemece verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.11.2017 tarihli ve 2017/327 Esas, 2017/287 sayılı Kararı ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkraları ile 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 09.02.2018 tarihli ve 2018/198 Esas, 2018/614 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 09.12.2020 tarihli ve 2019/7392 Esas, 2020/6123 sayılı Kararı ile bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.07.2021 tarihli ve 2021/23 Esas, 2021/291 sayılı Kararı ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkraları ile 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi kararının, sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 02.03.2022 tarihli ve 2021/11682 Esas, 2022/1051 sayılı Kararı ile bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

6. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli ve 2022/143 Esas, 2022/322 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca direnilmesi ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkraları ile 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Temyizin kapsamına göre;
İlk Derece Mahkemesince, ilk hüküm kurulurken temel ceza 5 yıl 8 ay, sonuç ceza ise 7 yıl 18 ay olarak belirlenmiş, Yargıtay bozma ilamında dosyadaki delillere ve sanığın konumuna göre bu temel cezanın fazla olduğuna işaret edilmiş, mahkemece de bozma ilamına uyulmuştur. Ancak bozma ilamına uyulup yargılamaya tekrar başlandıktan sonra dosyaya yeni gelen 4 tanık beyanından sanığın örgüt içerisinde askeri okullara ve polis okullarına öğrenci hazırlayan bir kişi olduğu, bilahare askeri okullardaki öğrencilere mahrem abilik yaptığı tespit edilmiştir. Bu sebeple temel ceza belirlenirken sanığın yeni tespit edilen mahrem abilik konumu ve kamuda zabıt katibi olması sebebiyle devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olması, suçun işleniş şekli ve kastın yoğunluğu gözetilerek temel ceza 6 yıl, sonuç ceza ise 7 yıl 6 ay olarak belirlenmiştir.
Her ne kadar ilk hüküm sadece sanık ve müdafileri tarafından İstinaf ve Temyiz yasa yollarına götürülmüş ise de; kazanılmış hakkın sonuç ceza üzerinden olacağı bu sebeple sanık hakkında hükmedilecek yeni cezanın ilk hükümde belirlenen 7 yıl 18 ay hapis cezasından fazla olamayacağı dikkate alınmış, bu nedenle ilk olarak belirlenen 5 yıl 8 aylık temel cezanın sanığın mahrem imam olduğu bilgisi olmadan belirlenmiş olması, yeni ceza belirlenirken sanığın aynı zamanda örgüt içerisinde mahrem imam olduğunun da tespit edilmiş olması sebebiyle temel cezada bir kazanılmış hakkın söz konusu olamayacağı kanaatine varılmıştır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanlığının 02.03.2022 tarih 2021/11682 Esas ve 2022/1051 Karar sayılı ilamı ile mahkemece verilen 06.07.2021 tarih 2021/23 Esas ve 2021/291 sayılı Kararın bozulmasına karar verilmiş ise de; mahkemece yapılan değerlendirmede kazanılmış hakkın temel ceza üzerinden değil sonuç ceza üzerinden olacağı dikkate alınarak Yüksek Yargıtay bozma ilamının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla CMK'nın 307/4 üncü maddesi uyarınca bozma ilamına uyulmasına yer olmadığına ve belirtilen karara karşı direnilmesine karar verilmiştir.

"...Sanığın dosyaya yansıyan faaliyetlerine göre; Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik, sanığın örgüt içindeki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin nitelik süreklilik ve çeşitliliği gözetilerek işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, suç ve cezaların şahsiliği ilkesi de göz ardı edilerek eşi hakkındaki beyan ve deliller sanık aleyhine değerlendirilmek suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayini” şeklindeki gerekçeyi de içeren 09.12.2020 tarihli bozmaya uyulmasına rağmen bozmanın gereğine riayet edilmeden önceki bozma ilamına konu kararda 5 yıl 8 ay olarak belirlenen temel cezanın bu kez örgütteki konumu itibariyle 6 yıl hapis olarak belirlenmesi suretiyle bozma ilamının sonuçsuz bırakılması..." şeklindeki Dairenin 02.03.2022 tarihli ve 2021/11682 Esas, 2022/1051 Karar sayılı bozma kararında da açıklandığı üzere; ilk derece mahkemesince, bozmaya uyulması kararı verilmesine rağmen, esas itibariyle temyiz incelemesi sırasında da mevcut olup "sanığın örgütün mahrem yapılanmasında yer aldığını kesin olarak kanıtlamaması nedeniyle" sonuca etkili görülmeyen zabıt katibi sanığın örgütteki konumuna ilişkin yeni delillerin dosya münderecatına eklendiği gerekçesiyle, uyulmasına karar verilen bozma ilamına konu önceki hükümde temel ceza olarak verilen 5 yıl 8 ay hapis cezasının da üzerinde bir cezaya hükmolunmasında hukuka uygunluk bulunmadığından mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden, hukuka uygun Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 02.03.2022 tarihli ve 2021/11682 Esas, 2022/1051 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,
14.02.2024 tarihinde karar verildi.