Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrasında; mahkemece "davanın reddine" dair verilen son karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... ile ...plakalı aracın 1/2 hissesinin satışı konusunda anlaştığını, davalının kredi borcunun ödeneceği, ayrıca, 100.000 TL ve 76.500 TL bedelli çek vereceği, buna karşılık aracın kendisine devredileceğinin kararlaştırıldığını, aracın satışında sıkıntı olunca satış sözleşmesinin fesh edildiği, verilen çeklerin iadesinin talep edildiğini, ancak 76.500 TL bedelli çekin iade edilmediği gibi davalı ... tarafından müvekkili aleyhine iş bu çeke dayalı olarak icra takibi yapıldığını, müvekkili tarafından bu takibe karşı Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/67 E sayılı dosya ile menfi tespit davası açıldığını, davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, davalı ... tarafından adına kayıtlı aracın mal kaçırma kasdı ile davalı ...'e devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek, davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 28.06.2016 tarihli ve 2014/482 E- 2016/273 K. sayılı kararı ile "...tarafların gösterdiği deliller, dekontlar, ödeme belgeleri, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davalı ... 'in bu aracın ½ hissesini satın alırken, davalı ...'in davacıya borcu olduğunu bildiğine dair kesin ve net kanaat uyandırıcı bir delil ibraz edilmemiştir. Davalıların, eylem birliği içerisinde, davacının alacağının tahsilini engellemek amacı ile hareket ettiklerine dair iddia usulüne uygun delil ile ispat edilememiştir. Ayrıca davalı ...'in, bu araç için resmi olarak 301.104,11 TL ödediğine dair banka dekontu dosyaya ibraz edilmiştir. İtibar edilen rapor kapsamına göre bu ticari aracın satış anında ki rayiç değerinin ½ hissesinin 375.000,00 TL olduğu belirlenmiştir...." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 08.04.2019 tarihli, 2014/14710 E- 2019/4301 K sayılı ilamı ile "Davalı ...'in, dava konusu araç için resmi olarak 301.104,11 TL ödediğine dair banka dekontu dosyaya ibraz ettiğini ve bilirkişi raporuna göre de dava konusu ticari aracın satış anında ki rayiç değerinin 1/2 hissesinin 375.000,00 TL olduğu belirlendiği ve bu nedenle bedel farkı bulunmadığından dava ret edilmiş ise de 07/04/2016 tarihli Vakıfbank cevap yazısında 11/03/2011 tarihinde davalı 3. kişi Tekin tarafından davalı borçlu Ahmet Berk'in hesabına bir meblağ gönderilmediği, 11/03/2011 tarihinde aracın hissedarı Davadışı ... tarafından 131.000,00 TL havale gelmiş olduğunu, ne için havale edildiği anlaşılmadığı bildirildiği anlaşılmaktadır. O halde davalı 3. kişi Tekin tarafından yapıldığı kabul edilen 131.000,00 TL ödemeye ilişkin dekontun havale nedenlerinin araştırılarak ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermesi gerekirken mahkemece eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. Ayrıca davalı Tanığı ...'ün 10/03/2016 duruşma tarihli yeminli beyanında, davacı ile davalı 3. kişi...le aynı durakta olmaları nedeniyle tanıdığını beyan ettiği anlaşıldığından kolluk marifetiyle davacı ile davalı 3. kişi...in aynı durakta çalışıp çalışmadıklarının ve birbirlerini tanıyıp tanımadıklarının araştırılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen tanık beyanlarına göre; davalı ... ile davacının aynı tarihlerde aynı durakta çalışmadığının belirlenmesine, bedel farkının da bulunmamasına göre davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların birbirini tanıdığını, tanık beyanlarının bunu desteklediğini, dolmuşçuluk yaptıklarını, davalıların kötü niyetli olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 427 ve devamı maddeleri,
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddeleri
Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278,279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Mahkemece davalılar arasında tanışıklık ilişkisinin bulunmaması ve dosyaya ibraz edilen belgelere göre dava konusu aracın gerçek bedelinin ödendiğinin de ispat edilmiş olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de dosya kapsamına göre varılan sonuç doğru görülmemiştir.
Her ne kadar dosyada dinlenen tanık beyanlarına göre; mahkemece davalı ... ile davacının aynı tarihlerde aynı durakta çalışmadığı, davalı ...'in iyi niyetli olduğu kabul edilmişse de; dava konusu aracın 1/2 hissesinin dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, iş bu davanın dayanağı olan davacı ile davalı arasındaki araç satım sözleşmesinden, dava dışı ...in, hissedar olması sebebi ile haberinin olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, dava konusu aracın satın alınması için dava dışı ...arafından davalı ... lehine kredi çekildiği, davalıların beyanlarından ve tanık anlatımlarından davalıların aynı durakta çalıştıkları, davacı adına, davacının yeğeni ve abisinin de aynı durakta çalışıyor olmasına göre davalı 3. kişi ...'in davalı borçlunun durumunu İİK 280/1 maddesi gereğince bildiği kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.