SUÇLAR: Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ: Kısmî ret, kısmî bozma
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının katılan vekili ve sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Sanığa yüklenen bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan doğrudan zarar görmeyen ...'un katılan sıfatının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyize hak ve yetkisi vermeyeceği belirlenmiştir.
Yukarıdaki husus dışında sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında;
1. Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 24.666,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ertelenmesine,
Karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 07.03.2021 tarihli ve 2016/100529 sayılı, katılan vekilinin dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin reddi ile hükümlerin bozulması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
1. Katılan vekilinin temyiz istemi; sanık hakkında takdiri indirim ve erteleme kurumlarının uygulanmaması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Sanığın istemi, kararı temyiz ettiğine ilişkindir.
1. Sanığın, keşidecisi katılanın ortağı ve yetkili temsilcisi olduğu ...... Ltd. Şti. görünen 12.10.2012 keşide tarihli, 14.850,00 TL bedelli çekin ikizini sahte olarak düzenleyip cirolayarak piyasaya sürmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia ve kabul edildiği anlaşılmaktadır.
2. Sanığın, suça konu çeki ...... Ltd. Şti. den alıp ...'a aralarındaki ticari ilişki kapsamında verdiğine dair savunmaları, katılanın ve suça konu çekte üçüncü ve dördüncü ciranta olarak görünen tanıklar T.A ve O.N'nin oluşa ve dosya kapsamına uygun beyanları, suça konu çekteki keşideci imzasının katılana ait olmadığına ilişkin bilirkişi raporu, banka yazıları, adli emanet kaydı, suça konu çek örneği, sanığa ait adli sicil kaydı ve sair deliller dosya arasındadır.
1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip suçların sübut bulduğuna ilişkin Mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suçların vasfı ile düzeltme dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak; 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca, en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi gereğince temel ceza belirlenirken doğrudan suçtan elde edilen menfaat miktarının iki katı üzerinden eksiltme yapılması suretiyle infazda tereddüt yaratılması, hukuka aykırı görülmüş olup bahse konu aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında katılan vekili ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C.Nitelik Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Sanığın Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (A) bendinin ikinci paragrafında yer alan "TCK 52. mad. gereğince gün üzerinden tayin edilen para cezasının sanığın ekonomik durumu da göz önüne alınarak bir gün için 20 TL hesabıyla sanığın 100 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZA LANDIRILMASINA," ibaresinin çıkartılması, üçüncü paragrafındaki "TEMİN ETTİĞİ MENFAAT OLAN 14.800 TL NİN 2 KATI OLAN 29.600 TL" ibaresi ile dördüncü paragraftaki " 24.666,00 TL" ibarelerinin çıkarılarak yerlerine sırasıyla "1485 gün", "1237 gün" ibarelerinin yazılması ve devamına "5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri gözetilerek 1 tam gün karşılığı takdiren 20,00 TL'den hesaplanarak sanığın 24.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aleyhe temyiz olmadığından adli para cezasının 24.666,00 TL üzerinden infazına" ibarelerini içeren paragrafın eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.12.2023 tarihinde karar verildi.