B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, Covid-19 salgını sebebiyle 7226 sayılı Kanun'un geçici birinci maddesi ve 29.04.2020 tarih ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile tüm adli sürelerin 13.03.2020 tarihinden 15.06.2020 tarihine kadar durdurulması nedeniyle, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bozma üzerine yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 35.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 18.09.2020 tarihli ve 2020/56012 sayılı, hükmün onanması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
Sanığın temyiz istemi, suçun sübut bulmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Sanık ile katılanın 2011 yılında Irak'ta inşaat işlerinde birlikte çalıştıklarından dolayı tanışıklıklarının olduğu, sanığın katılana... ilçesinde belediyenin toplu konut yaptığını, bu evleri piyasadan daha az bir peşinatla geri kalan kısmı taksitle ödenmek şartıyla satacağını,... Belediye Başkanının arkadaşı olduğunu, ayrıca...'te bir Parti İlçe Başkanının amcasının oğlu olduğunu, istedikleri takdirde ev ayarlayabileceğini söylediği, katılanın oğlu ile birlikte birer ev almak istediklerini belirtmesi üzerine sanığın katılandan peşinat istediği, katılanın istenen paraları havale şeklinde sanığa gönderdiği, ayrıca katılanın sanığa eşinin prim ödememesi nedeniyle emekli olamadığını söylediğini, sanığın, ... Sosyal Güvenlik Kurumundan tanıdıkları olduğunu ve bu konuda da kendilerine yardımcı olabileceğini söylediği ve bunun için de 10.000,00 TL para istediği, katılanın bu parayı da sanığa verdiği, katılanın sanığa bu konularla ilgili toplamda 35.000,00 TL para gönderdiği, böylece sanığın katılanı uygun fiyata konut almasını ve eşini emekli etmesini sağlayacağı hile ve desisesiyle aldatarak menfaat temin ettiği, katılanın aşamalarda ısrarla sanığın kendisini dolandırdığı yönünde beyanda bulunması, sanık katılana borç verdiğini, katılan tarafından gönderilen paraların alacağı olduğunu belirtmiş ise de, sanığın katılana toplu olarak 10.000,00 dolar göndermesine karşılık katılandan olan alacağını Türk lirası olarak cüzi miktarlarda peyderpey olarak ödemesini kabul etmesinin hayatın olağan akışı ve genel hayat tecrübesi ile bağdaşmaması, katılanın iş arkadaşı olan sanığa iftirada bulunması için bir nedenin bulunmaması, katılan beyanlarının katılan tarafından sunulan kargo faturaları ile doğrulanması ve sanığın kendisine katılan tarafından gönderilen ve tarafınca teslim alınan kargolara ilişkin bir açıklama yapamaması hususları göz önüne alındığında sanık savunmalarının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, toplu konut yaptırma işinin... Belediyesi ile ilgisinin bulunmadığı, Belediye Başkanının ve ...'te bir parti ilçe başkanının toplu konut yaptırma ve satım işinde söz sahibi olmadıkları, toplu konut satışının belirli bir satış takviminin ve prosedürünün bulunduğu ve katılanın eşinin sigorta işlerinin halledilmesi olayında ise, sanığın SGK'da çalışan tanıdıklarının olduğunu bildirip bunları isim veya makam olarak katılana bildirmediği, böylelikle 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma şartları oluşmadığı, eylemin dolandırıcılık suçunun basit halini oluşturduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.
2. Sanık savunması, katılan ve tanık beyanları, havalelere ilişkin banka dekontları, sanığa ait adli sicil kaydı ve diğer deliller dosya arasındadır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu, onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir.
2. Suçun maddî unsuru, kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek, yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere para veya başkaca menfaat almak, kabul etmektir.
3. Kamu görevlisi, aynı Kanun'un 6 ncı maddesinde tanımlanmış ve açıklanmıştır. Bu suçun meydana gelmesi için, suç konusunun resmi nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Faildeki ahlaki kötülüğün, yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti, suçu nitelikli hâle getirmiştir.
4. Bu iddia yapıldığında, o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı, ya da o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzundan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir. Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır.
5. Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı "... Başsavcısına, ... Kaymakamına, vereceğim" şeklindeki beyanında "Başsavcının", "Kaymakamın" kişi, makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin, belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve bu nitelikli hal uygulanamayacaktır.
6. Bu açıklamalar ışığında somut olayda; sanığın, isim ve makam belirtmeden SGK'da tanıdıkları olduğunu söyleyerek, katılanın eşinin sigorta işlemlerini çözeceğinden bahisle haksız menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin basıt dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulü isabetli olmakla birlikte, yine aynı katılana karşı farklı zamanda bu kez... Belediye Başkanını tanıdığını, aynı zamanda...'te bir Parti İlçe Başkanının amcasının oğlu olduğunu,... Belediyesi tarafından yapılacak toplu konutları uygun bir fiyat ve ödeme şekli ile alabileceğini belirterek katılandan farklı tarihlerde menfaat temin etmesi eyleminde;... Belediye Başkanının kamu görevlisi olduğu, makam ve görev olarak sanık tarafından bilinirliğinin bulunduğu, bu görevin sanığın vaadettiği işi yapmaya yetkili olup olmadığının suçun nitelikli halinin oluşmasında bir öneminin bulunmadığı, dolayısıyla sanığın eylemlerinin bir bütün olarak zincirleme şekilde 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek basit dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.12.2023 tarihinde karar verildi.