SUÇLAR: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Fethiye 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.12.2015 tarihli ve 2015/627 Esas, 2015/1081 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında,

1. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası,43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 51 inci maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve ertelenmesine,

2. Dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

1. Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği ve koşulları oluşmadığı halde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan erteleme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

2. Sanık müdafinin temyiz isteği; hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığına,sanığın beraati yerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Sanığın kendisiyle güven ilişkisi kurduğu yurt dışında yaşayan katılanın Türkiye'de mevcut bankalar aracılığıyla bir takım ödeme işlemlerini yapması hususunda aralarında yazılı olmayan talimatlarına aykırı davranarak üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği kanaatine varıldığından temyize konu hüküm kurulmuştur.

2. Her ne kadar sanık hakkında dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03/03/1998 tarih ve 1998/69 sayılı kararı ile uyumlu Yargıtay 11. Ceza Dairesinin kararları da dikkate alındığında, önceden doğan bir borç nedeniyle sonradan senet düzenlenip verilmesi halinde daha önceden oluşan borç ile senet arasında nedensellik bağı bulunamayacağı, bu nedenle dolandırıcılık suçunun manevi unsuru olan hile unsurunun oluşamayacağı kanaatine varılmakla sanık hakkında temyize konu beraat hükmü kurulmuştur.

A. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

1. Sanığın yargılama konusu dolandırıcılık suçu için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 13.10.2015 tarihli sanığın sorgusu olduğu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

B. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığa isnat edilen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun sübut ve nitelendirilmesine ilişkin olarak, Mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir, ancak; 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan Kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği de dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun ise katılan ...'ya karşı işlendiğinin kabul edildiği, dolayısıyla sanığa isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçu ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.

A. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) kısmında açıklanan nedenle Fethiye 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.12.2015 tarihli ve 2015/627 Esas, 2015/1081 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağan zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

B. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) kısmında açıklanan nedenle Fethiye 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 24.12.2015 tarihli ve 2015/627 Esas, 2015/1081 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.12.2023 tarihinde karar verildi.