B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.11.2014 tarihli ve 2013/508 Esas, 2014/901 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 19.06.2017 tarihli ve 2017/16911 Esas, 2017/15566 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın temyiz başvurusunun kabulüne karar verilerek sanığa yüklenen suçun 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendindeki suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirilmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine yapılan yargılamada, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında 1 nolu paragrafta belirtildiği şekilde karar verilmiştir.
Sanığın temyiz istemi, eksik araştırma ile karar verildiğine, yüklenen suçu işlemediğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Sanığın olay tarihinde, katılanları cep telefonundan arayarak kendisini terörle mücadelede polis olarak tanıtıp kimlik bilgilerine ulaşıldığını, evdeki bilezikleri satmalarını ve paranın belirteceği hesap numarasına yatırılmasını istediği, katılan ...'nın söylenenlere ikna olarak bileziklerini bozdurup belirtilen hesap numarasına 16.000,00 TL'yi yatırdığı, hesap numarasının sanığa ait olduğu, yatırılan paranın büyük bir kısmının aynı gün POS satışına konu edildiği, 900,00 TL sinin ise yine aynı gün ATM'den çekildiği, böylece sanığın suç tarihi itibarıyla lehine olan dolandırıcılık suçunun basit halini işlediğinin iddia ve kabul edildiği anlaşılmaktadır.
2. Sanığın inkara yönelen savunmaları, katılanların oluşa ve dosya kapsamına uygun beyanları, banka havale dekontları, harcama ve para çekme bilgileri, sanığa ait adli sicil ve nüfus kayıtları ve diğer deliller dosya arasındadır.
Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, suç tarihi itibarıyla 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
1. Dosya kapsamında toplanan delillere göre, suç tarihi de göz önüne alınarak eylemin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, sanığın banka kartı ile birlikte kart şifresinin yazılı olduğu kağıdı da kaybettiği yönündeki savunmalarının inandırıcılıktan uzak ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmakla, sanığın yazılı şekilde mahkûmiyetine ilişkin Mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.12.2023 tarihinde karar verildi.