Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2016 tarihli ve 2014/690 Esas, 2016/542 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği; usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.
1. Sanığın, katılanın yönetim kurulu başkanı olduğu ... Takı Mücevherat San.Tic A.Ş' de 10 yıl süre ile çalıştığı, şirket adına altın satış işini yönettiği, müşterilere mal satış ve teslimini gerçekleştirdiği, 22.12.2012 tarihinde yapılan sayımda 32.144 gr 14 ayar takı, 516 gr 18 ayar altın takı, 2.286 gr. 14 ayar hurda altın, 190 gr 24 ayar altının eksik olduğu iddiasıyla sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık işten ayrılmasından 1,5 yıl sonra üzerine atılan iddiaların inandırıcı olmadığını, 15.12.2012 tarihinde kendi isteği ile emekli olmak için işten ayrıldığını, daha sonra iş yerinde sayım yapılarak kendisinin yokluğunda tutanak düzenlenmiş olduğunu, eksik olduğu iddia edilen altınlarla ilgili herhangi bir suistimali olmadığını beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Dinlenen bir kısım tanıklar beyanlarında; altınların şirkette pazarlama bölümünün kullanmış olduğu odada kasa içerisinde kilitli halde kasanın anahtarının da pazarlama sorumlusu sanıkta ve tanık ...'da olduğunu beyan etmişlerdir.
4. Yeminli mali müşavir ve yeminli adli bilirkişi kuyumcu bilirkişilerinden alınan 03.06.2016 tarihli raporda; eksik olduğu iddia edilen toplam 19822 gr altın ve hurda altının 2012 yılı altın fiyatlarına göre karşılığının ortalama 1.184.260,00 TL tutarında olduğu, fiili sayımda mevcut olduğu tespit edilen muhtelif altın ve hurda altının 2012 yılı altın fiyatlarına göre karşılığının 926.860,00 TL olduğu, eksik olan miktar altın toplam tutarı ile fiili sayımda mevcut olduğu tespit edilmiş bulunan altın miktar tutarı toplam olan ve gerçekte elde bulunması gereken, bilgisyar kayıtlarının karşılığı olan altın stoklarının parasal değerinin 2012 yılı altın fiyatı hesaplamalarına göre ortalama 2.111.120,00 TL olduğu, bilgisayar kayıtlarının karşılığı olan ve mevcut olması gereken altın emtiasının karşılığı olan bu tutarın mali stok değerleriyle karşılaştırılmasında mali tablo değerlerinin söz konusu değerin üzerinde olduğu ve herhangi bir eksik tespit edilemediği, sonuç olarak sanığın şirkette çalıştığı dönemde üzerine atılı suçu işlediğine dair somut bilgi, delil ve ize rastlanmadığı belirtilmiştir.
5. Mahkemece, sanık savunmaları, katılan ve tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek, sanığın atılı suçu işlediğini gösteren mahkumiyetini gerektirir güç ve nitelikte herhangi bir somut ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle temyize konu beraat kararı verilmiştir.
1. Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, iş yerinde eksik çıktığı iddia edilen altınların sanık tarafından alındığına ve atılı suçu işlediğine dair delil bulunmaması nedeniyle hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2016 tarihli ve 2014/690 Esas, 2016/542 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.12.2023 tarihinde karar verildi.