İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 02.02.2018 tarihli ve 2018/1554 No.lu iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.

2.Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2018 tarihli ve 2018/199 Esas, 2018/907 Karar sayılı kararı ile sanığın yağma suçundan yargılamasının yapılması için görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmitir.

2.Mersin 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.06.2019 tarihli ve 2019/398 Esas, 2019/345 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesi uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

3. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2019/2748 Esas, 2020/1166 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca eleştirilerek esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Özetle
Delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, takdiri indirim yapılmasına, ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Olay tarihinde şikâyetçinin, tanık olarak beyanı alınan A.Y.'nin aracına bindiği, yolda aracın benzinin bitmesi üzerine tanık A.Y.'nin benzin almak üzere araçtan ayrıldığı, şikâyetçinin araçta kalması üzerine, sanığın yanına gelerek, şikâyetçiye ait çantayı aldığı, sanığın el çantasını alması üzerine şikâyetçinin dışarı çıkarak çantayı almak istediği aşamada, kendisini itekleyerek yere düşürdüğü ve olay yerinde uzaklaştığının ilk derece mahkemesince maddi vakıa olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.

2.Tanık A.Y.'nin aracının sol ön kapı çerçevesinden elde edilen vücut izinin sanığın sağ el serçe parmak izi ile aynı olduğunun tespit edildiğine dair 12.10.2017 tarihli uzmanlık raporu dosya içerisinde yer almaktadır.

3.Şikâyetçinin kendisine gösterilen farklı kişilere ait fotoğraflar arasından sanığın fotoğrafını teşhis ettiği dosyada yer alan 23.10.2017 tarihli fotoğraf teşhis tutanağı içeriğinden anlaşılmıştır.

4.Şikâyetçi soruşturma aşamasında alınan beyanında; ''... 38 plaka diğer harf ve rakam grubunu alamadığım araç karşımda durdu bu araç içerisinde tanımadığım esmer zayıf yapılı 30-35 yaşlarında iki şahıs yanıma geldi araç arızalı ise tamirci arkadaşları çağırayım dedi, Bende aracın yakıtı bittiğini oğlumun yakıt almaya gittiğini söyledim, yine 38 plakalı araçtan 24-25 yaşlarında iri esmer başında şal olan bayan yanımıza geldi, Erkek şahıs aracın ön sol kapısını açıp yanımda bulunan bana ait el çantamı aldı, dışarı çıkmak istediğim sırada bayan şahıs beni itekledi peşlerinden bağırdım, Ancak yetişmem mümkün değildi, Bu 2 şahıs geldikleri 38 plakalı araçla olay yerinden kaçtılar, Aldıkları çantamın içinde 2 adet teb kredi kartı, 7500 TL para, şahsıma ait evraklar ile aile fotoğraflarım vardı...'' şeklinde beyanda bulunmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2019/2748 E., 2020/1166 K. sayılı kararında; ''... yağma suçunun birden fazla kişi ile birlikte gerçekleştirildiği anlaşılmasına rağmen, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 149/1-c maddesi uyarınca cezalandırılması gerekirken aynı yasa maddesinin 148.maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle eksik ceza tayin edilmiş olması, aleyhe istinaf olmadığından bozma ve davanın yeniden görülmesi sebebi yapılmamıştır...'' şeklinde eleştirilerek sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Diğer Temyiz Sebepleri Yerinde Görülmemiştir.
Şikâyetçinin soruşturma aşamasındaki anlatımlarının içeriğine göre sanığın yağma eylemini birden fazla kişi ile birlikte gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında karşısında sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen nitelikli yağma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 29.03.2019 tarihli ve 2019/617 Esas, 2019/717 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Temyiz edenin sıfatı gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının DİKKATE ALINMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Mersin 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

14.02.2024 tarihinde karar verildi.