Dava hakkında yeniden hüküm tesisine yer olmadığına
Taraflar arasında görülen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının kısmen bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik süresinin dolduğu iddiasına dayalı tescil, olmadığı takdirde muhdesatın bedelinin tahsili davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Gaziantep ili Şehitkamil ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan ve 1997 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan 110 ve 124 ada içerisinde bulunan taşınmazlar hakkında daha önce Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın reddine karar verildiğini (14.04.2000 tarihinde) ancak aradan geçen süre zarfında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolduğu iddiasına dayanarak müvekkili adına taşınmazın tescilini, bu talebi kabul edilmediği takdirde ise taşınmazın üzerindeki muhdesatın değerinin tespiti ile müvekkiline kadastro dışı bırakıldığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek faizinin ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama soncunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karar Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince davanın terditli açıldığı, mahkemece tescil talebinin reddine ilişkin hükmün onanmasına ancak tescil talebi olmadığı takdirde tazminat talebine yönelik olumlu ya da olumsuz hüküm kurulmadığından hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; "Dosya kapsamında dinlenen tanıklar da genel itibariyle dava konusu taşınmazın davacı ve evveliyatında babası, dedesi tarafından kullanıldığı, davacı tarafça da kullanılmaya devam edildiği şeklinde beyanda bulunulduğu, bütün bu hususlar gözönünde bulundurulduğunda dava konusu taşınmazda bir kısım fıstık ağaçlarının da yer aldığı alanın dava tarihi itibariyle davacı tarafça kullanıldığı, dava konusu taşınmazın davacı tarafından davalıya teslim edilmesi sözkonusu olmadığı gibi davacının yararlanmasının devam ettiği, bu durumda davacının fakirleşmesinden davalının da zenginleşmesinden söz edilemeyeceğinden davacı tarafın muhdesat değerinin ödenmesi yönündeki talebinin reddine" karar verilmiştir.
"taşınmaz üzerinde ki muhdesatın da müvekkil ve ailesi tarafından yetiştirildiğinin ispat edildiği, müvekkilimin zilyetliğinin fasılasız, nizasız ve kesintisiz olarak 40 yılı bulduğu, tanıkların da bu hususu doğruladığı, taşınmaz üzerinde ki ağaçlar da müvekkil ve ailesi tarafından yetiştirildiği, buna rağmen mahkemece bu taleplerimizin reddinin usul ve yasaya uygun olmadığı, tescil talebinin reddedilmesi ile zaten bu taşınmazdan yararlanma hakkının ortadan kalktığı, ancak sahiplik duygusu ile müvekkil tarafından yıllarca yapılan masraf ve emek heba olduğu" gerekçeleriyle temyiz etmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine ve ilamda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan ve yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava tescil olmaması halinde, muhdesatın bedelinin tahsiline ilişkin olduğundan, davanın reddi halinde davalı lehine tek vekalet ücreti verilmesi gerekirken, mahkemece davalı lehine hem tescil hem de tazminat davası reddi kararında iki vekalet ücreti verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, bozma sebebi yapılmamış hükmün aşağıda belirtilen kısmının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
370 inci maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasından 5'inci bendin çıkartılması suretiyle HMK'nın 370 inci maddesi gereğince hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.