Davanın kabulü
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.02.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalıya 96.130 usd borç para verdiğini, taraflar arasındaki söz konusu borç ilişkisine dair 20.12.2004 tarihli protokolün düzenlendiğini, protokol gereği müvekkilinin elindeki 3 adet çek ve 5 adet bonoyu davalıya teslim ettiğini, bu çeklere karşılık olarak davalıdan lehdarı davacı, keşidecisi davalı, avalisti dava dışı üçüncü kişi olan 4 adet çeki aldığını, protokolde ismi geçen ...'in davacının oğlu, avalist ...'in ise davalının kardeşi olduğunu, müvekkilinin davalıdan 81.130,00 usd alacağı bulunduğunu, 20.12.2004 tarihli protokol içeriğine göre 81.130,00 usd borcun davalı tarafından kabul edildiğini, bu borca ilişkin 30.09.2005 keşide tarihli 20.000,00 usd, 30.12.2005 keşide tarihli 32.330,00 usd ve 30.05.2006 keşide tarihli 28.800,00 usd bedelli çeklerin de keşide edildiğinin ihtilaf dışı olduğunu, söz konusu protokolün davalı açısından mahkeme dışı ikrar niteliğinde olduğunu, borç ilişkisinin doğması ile birlikte davalının, davacının alacağını engellemek, tahsil sürecini mümkün mertebe uzatmak amacıyla kötü niyetli olarak yargıyı araç olarak kullanarak davalar açtığını, davalının müvekkilini tefecilik yaptığı iddiası ile İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet ettiğini, şikayet neticesinde beraat kararı verildiğini, davaya konu edilen ve davalı tarafından düzenlenen çeklere ilişkin davalı tarafından icra takibinde imza itirazında da bulunulmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile davalıdan toplam 81.130,00 usd'nin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden en yüksek faiz oranı uygulanarak tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunmuş ve tarafların borcun yeniden yapılandırılması çerçevesinde protokol yaptıklarını, yani taraflarca borcun yenilenmediğini, borcun yenilenmesi anlamında açık irade olmadığı takdirde borcun yenilenmiş sayılamayacağını, 2002 yılında keşide edilen çeklerin keşideçisi Sam-Co... şirketi ile 2001 tanzim ve vade tarihli senetlerin lehdarı ...'in 20.12.2004 tarihli protokolü imzalamadığını, eski borcun sona erdirildiğini söylenebilmesi için şirket ve ...'in de protokolü imzalamaları gerektiğini, davacı hakkında tefecilik suçlaması neticesinde mahkemece beratına karar verilmiş olsa bile, taraflar arasındaki para alışverişinin tefecilik kapsamında olduğunu, protokolde bahsedilen bono ve çeklerin müvekkili tarafıdan, davacıya müzayaka altında iken faiz baskısı altında verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 20.12.2004 tarihli protokolle taraflar arasındaki borcun 20.12.2004 tarihinde yenilendiği, alacağın en erken zamanaşımına uğrayacağı tarihin 20.12.2014 tarihi olduğu, dava tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğramadığı, davacı tarafın alacağını içeriği ve imzası ikrar edilen 20.12.2004 tarihli protokol ile ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 81.130,00 usd alacağın Devlet Bankaları'nın bu yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak sureti ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin sonuç istem bölümünün muğlak olduğunu, mahkemece açıklatılması gerektiğini, ancak mahkemece bunun yapılmadığını, davacının talebinin 81.130,00 usd'nin Türk Lirası olarak tahsili olduğunu, zamanaşımına uğramış çekler yönünden yabancı para borcuna hükmedilemeyeceğini, borcun yenilenmediğini, protokol ile eski borcun yapılandırıldığını, kaldı ki önceki çeklerin keşidecisi ve lehtarının farklı kişiler olduğunu ve protokolün bu kişilerce imza edilmediğini, dava tarihi itibari ile alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının davalıya para vermediğini, ceza dosyasında dinlenen tanıkların tefecilik iddialarını doğruladığını, ceza dosyasında faiz karşılığı para verildiğinin belirtildiğini ancak yasal koşulları oluşmadığından mahkemece beraat kararı verildiğini, taraflar arasında temel ilişki bulunmadığını, faiz başlangıç tarihi olarak çek tarihlerinin esas alınmasının da hatalı olduğunu, davadan önce temerrüde düşürülmediğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davacı vekili katılma yolu ile sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; hükmün doğru olduğunu, ancak 20.12.2004 tarihli protokole ve davacı tanıklarının ifadelerine dayanarak davanın kabulüne karar verildiğinin belirtildiğini ancak davalının 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde katılan sıfatıyla verdiği ifadesinde mahkeme içi ikrarda bulunduğunu, 96.000.USD borcu olduğunu açıkça kabul ve mahkeme içi ikrarda bulunduğunu, kararda bu hususun da tartışılması gerektiğini belirterek talepleri yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında alacak-borç ilişkisi bulunduğu, bu ilişki kapsamında tarafların bir araya gelerek 20.12.2004 tarihli protokolü düzenlediği, yine anılan protokolde, davacının elinde bulunan 5 adet bono ve 3 adet çekin davalıya iade edilmesi karşılığında, davalı tarafından davacıya 4 adet çek verilmesinin kararlaştırıldığı, protokol gereğinin taraflarca yerine getirildiği, protokolde tek tek belirtilen çek ve bonoların davacı tarafından davalıya teslim edildiği ve karşılığında da davalı tarafından düzenlenen ve protokolde belirtilen 4 adet çekin davacıya verildiği, bu durumun sadece, senede bağlı bir borcun süresinin salt yeni senetlerle uzatılması niteliğinde olmadığı, tarafların protokol düzenlemekteki amacının borcu yenilemek olduğu, bu iradelerini de protokolde "alacaklı ve borçlu arasındaki borç ilişkisinin tasfiyesi ve anlaşılan meblağın borçlu tarafından alacaklıya verilen çeklere ilişkindir." demek suretiyle ortaya koydukları, bu haliyle önceki çek ve bonoların davalı borçluya iadesi suretiyle eski borcun ıskat edildiği, yeni bir borç doğduğundan artık borcun yenilendiği tarih itibariyle yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı, zamanaşımının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesine göre 10 yıl olduğu, davanın süresinde açıldığı, davacı tarafın alacak iddiasını içeriği ve imzası ikrar edilen 20.12.2014 tarihli protokol ile ispatlamış olduğu, aksini ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının tefecilik iddiasını dayandığı delillerle ispat edemediği gibi, borcu ödediğini de ispat edemediği, davacının yabancı para cinsinden olan alacağı için İskenderun 3. İcra Dairesi'nin 2006/3054 E. sayılı dosyasında Türk Lirası üzerinden ödenmesini talep ettiğine göre, artık işbu davada tercihinden dönüp alacağın usd cinsinden tahsilini talep edemeyeceği, dava dilekçesinde 81.130,00 usd'nin TL karşılığı olarak gösterilen 189.016,67 TL üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekirken usd cinsinden alacağa hükmedilmesinin doğru olmadığı, davacının beyanının aksine ceza dosyasında davalının kayıtsız koşulsuz bir ikrarı bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile 189.032,90 TL'nin takip tarihi olan (tavzih kararı ile düzeltilerek) 20.11.2006 tarihinden itibaren işleyecek değişen orandaki avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra takibinin geri bırakıldığını ve iş bu alacak davasının açıldığını, icra takibindeki talebin alacak davasındaki seçim hakkına engel olmayacağını, dava dilekçesinde müvekkilinin alacağının usd cinsinden tahsilini talep ettiklerini, fazi başlangıç tarihinden maddi hataya dayalı olarak yanlış yazıldığını, kaldı ki çeklerin ibraz sürelerinden itibaren faiz işlemesi gerektiğini, davalının ceza dosyasındaki borcun ikrarlarına ilişkin beyanlarının da gerekçeye eklenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek, borcu yenilenmediğini yapılandırıldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacı ile değil oğlu Kahraman ile ilişkisi bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, protokole dayalı alacak istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, dava konusu protokol ise mevcut borcun yenilenmiş olup olmadığı, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacının, davalıdan geçerli bir alacağı bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 133 üncü ve 146 ncı maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve davalının dava dışı ...'e verdiği kambiyo senetlerinin protokol kapsamında iade edilerek davacı tarafa davacının lehtar olarak yer aldığı yeni çeklerin verilmiş olmasının 6098 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesi anlamında borcun yenilenmesi anlamına gelmesine göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunanç 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.