Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu sigortasız araç ile davalıya sigortalı aracın 19.11.2008 tarihinde karıştığı kazada davacının yaralandığını, beden gücü kaybına uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik davalı ... için 500,00 TL, davalı ... AŞ için 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın ihbar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte her bir davalıdan ayrı ayrı tahsilini talep etmiş; fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak talebini 74.453,00 TL olarak ıslah etmiş; 12.01.2022 tarihinde davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini beyanla dava değerini 125.000,00 TL olarak artırmıştır.

Davalı Ergo Sigorta vekili; taleplerin zamanaşımına uğradığını, kazaya karışan minibüsün kendilerinde 19.09.2008-19.09.2009 tarihleri arasında sigortalı olduğunu ve 125.000,00 TL teminat miktarı bulunduğunu, davacının maluliyetinin olmadığını, varsa bile bunun Adli Tıp Kurumundan alınacak bir rapor ile ispatı gerektiğini, davacının kaza nedeni ile SGK'dan ödeme alıp almadığının tespitini, temerrüte düşmediklerini, faiz istenemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Davalı Güvece Hesabı vekili; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, kazaya sebebiyet verdiği ve sigortası olmadığı iddia edilen aracın trafik sigortası olduğunu ve davanın bu şirkete ihbarını talep ettiklerini, kaza dönemini kapsar şekilde Sompo Japan Sigorta A.Ş. tarafından sigortalı olduğunu, bu nedenle kendileri açısından davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Adana 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.12.2013 tarihli ve 2013/121 Esas, 2013/87 Karar sayılı kararıyla; somut uyuşmazlıkta davacının yerleşim yerinin... olduğu, davalı ...'nin yerleşim yerinin ... diğer davalı Ergo Sigorta A.Ş'nin yerleşim yerinin de...olduğu, davaya konu trafik kazasının da İskenderun'da gerçekleştiği, davalılardan ... vekilinin yetki itirazında bulunduğu, İskenderun Mahkemeleri haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesi olarak tüm davalılar yönünden ortak ve kesin yetkiyi taşıyan mahkeme olup 6100 sayılı HMK'nun 7/1 inci maddesinde öngörülen yetki kuralının kesin olması nedeniyle Adana mahkemelerinin yetkisiz olduğu gerekçesi ile 6100 sayılı HMK'nun 138/1 inci maddesi gereğince yapılan ön inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 19/1 inci maddesi yollamasıyla, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-ç maddesi delaletiyle, 6100 sayılı HMK'nun 115/2 nci maddesi gereğince davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine ve mahkememizin yetkisizliğine karar verilmiştir.

İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.05.2016 tarihli ve 2016/202 Esas, 2016/399 Karar sayılı kararıyla; davacının yolcu olduğu sigortasız aracın ve diğer davalıya sigortalı aracın 19.11.2008 tarihinde yaptığı kazada yaralanması nedeni ile maddi tazminat isteminde bulunduğu, davanın ilk etapta Adana Ticaret mahkemesinde açıldığı ancak yetkisizlik kararı verildiği, Adli Tıp Kurumunun verdiği kusur raporu ile davalıya sigortalı minibüsün sürücüsü olan ...'ın kazada %85 oranında, davacının ise emniyet kemeri takmaması nedeni ile %15 oranında kusurunun bulunduğunun belirlendiği, %37.2 oranında malul kalan davacının alabileceği tazminat miktarının belirlenmesi amacıyla PMF 1931 Yaşam Tablosu yöntemince hazırlanan aktüer rapor ile 74.453,00 TL davacının tazminat alacağının belirlendiği, davacın vekilinin taleplerini ıslah ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne 74.453,00 TL tazminatın ihbar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve davalı Ergo Sigorta A.Ş. temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.12.2019 tarihli ve 2019/363 Esas, 2019/12423 Karar sayılı ilamı ile; "Somut olayda; dosyada Adli Tıp Kurumundan aldırılan kusur raporunda, dava dışı sürücüye %85, davacıya ise emniyet takmaması nedeniyle %15 oranında kusur atfedilmiş ve mahkemece de hükme esas alınan aktüer raporunda hesaplanan iş göremezlik tazminatından %15 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle hüküm kurulmuş ise de; davacının kendi can emniyetini tehlikeye atacak şekilde emniyet takmayarak yolculuk yapması sürüş kusurlarından olmayıp,hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilecektir. Yerel mahkemece her ne kadar; davacının müterafık kusurunu sürüş kusuru dağılımına dahil etmek suretiyle rapor tanzim eden ATK raporu doğrultusunda her iki davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş ise de; kazada Ergo Sigorta A.Ş.'nin sigortaladığı 31 M 4091 plakalı ticari minibüs sürücüsü ...'ın tam kusurlu olduğu, dava dışı Seda Çalış idaresindeki ve kaza tarihinde ZMMS poliçesi bulunmayan...plakalı aracın ise kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, davalı ... Hesabının ancak araç sürücüsünün kusuru bulunması halinde ve sürücünün kusur oranıyla sınırlı olarak 3. kişilerin zararlarından sorumlu tutulabileceği gözetilmeksizin, bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Eldeki dosyada... Üniversitesi ...Hastanesince düzenlenen 31.10.2012 tarihli özürlü raporunda, davacının kaza nedeniyle burun kemiğinin kırıldığının, bu nedenle ameliyat olduğunun, unutkanlığının başladığının, kişileri tanımadığının ve nöroloji muayenesine göre hafif evre subkortikal demans nedeniyle %25 oranında özürlü olduğunun, çalıştırılamayacağı iş alanlarının ise değerlendirilemediğinin belirtiliği, bununla birlikte özürlülük oranının yukarıda bahsi edilen düzenlemelerden hangisine göre belirlendiğinin belirtilmediği, Mahkemece; aynı Üniversite Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalından aldırılan 11.12.2013 tarihli maluliyet raporunda ise, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğin ve Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü A Cetveline göre davacının subkortikal tipteki demansinyel sendromu için arıza ağırlık ölçüsünün 35, maluliyet oranının ise %37,2 olduğunun tespit edildiği görülmüş olup, özürlü raporu ve Adli Tıp raporu çelişki halinde olduğu gibi, her iki rapordan da, davacının subkortikal tipteki demansinyel sendromuna bağlı maluliyetinin, haksız fiil sorumlusunun fiili sonucu oluşup oluşmadığının, yani davacının geçirdiği kaza ile söz konusu maluliyet sebebi arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece davalı tarafın itirazları doğrultusunda illiyet bağı hususunda araştırma yapılmamıştır. Kaza ile davacının subkortikal tipteki demansinyel sendromu rahatsızlığı arasında uygun illiyet bağı bulunduğu hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde net olarak tespit edilip sonucuna göre karar vermek gerekir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde mahkemece; davacının kaza tarihi ve sonrasındaki tüm tedavi evrakları da eklenerek, davacıya ait Hastene özürlü raporu ve Ç.Ü Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD maluliyet raporu da irdelenmek suretiyle, kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde, her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi ve davacının varsa maluliyetin ve kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının kesin olarak tespiti için, ATK 3. İhtisas Kurulu'ndan rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de; 2918 sayılı KTK.nun 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Güvence hasabının temerrüdü ise güvence yönetmeliğinde açıklanmıştır. Bu durumda, ilke olarak davadan önce davalı sigortaya usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerekir. Somut olayda; dosya içerisinde davalılara başvuru yapıldığına ilişkin belge bulunmamasına göre, davalıların dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Mahkemece; davalılara kaza ile ilgili ihbar yapılmamış olduğu halde, hükmedilen tazminatın tamamına dava tarihinden faiz yürütülmesi gerekirken, ihbar tarihinden faiz yürütülmesine karar verilmek suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uygun yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan rapor ile Çalışma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre davacının %13.1 oranında çalışma gücü kaybı bulunduğu, 1 ay iyileşme süresi olduğunun bildirildiği, dosyanın aktüer uzmanına tevdi edildiği, bozma kararından önceki veriler dikkate alındığında 30.845,39 TL tazminat alacağının belirlendiği, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Progresif rant yöntemi ile 2022 verilerine göre ise 229.110,74 TL teminat alacağının belirlendiği, davacının dava değerini 125.000,00 TL olarak artırdığı, ancak bir davada sadece bir kere ıslah yoluna başvurulabileceği, bu nedenle 12.01.2022 tarihli ıslahın hiç yapılmamış kabul edildiği, önceki hükmün davalılar tarafından temyiz edildiği, usuli kazanılmış hak ilkesi gereği 30.845,39 TL tazminat miktarına davacının hak kazandığına karar verildiği, ancak davacının emniyet kemeri takmadığı, bu nedenle %20 müterafık kusur indirimi uygulanması gerektiği, bu nedenle 24.676,21 TL tazminat miktarından davalı Ergo Sigorta A.Ş'nin sorumlu olduğu, davacının yolcu olarak bulunduğu sigortasız aracın kazada kusurunun olmadığı gerekçesi ile davalı ... yönünden davanın reddine, davalı Ergo Sigorta A.Ş. yönünden kısmen kabulü ile 24.676,31 TL'nin dava tarihi olan 22.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; mahkemenin 2015 yılı verilerine göre alınan aktüer rapora göre karar verdiğini, güncel verilere göre hesaplama yapılması gerektiği, davalı ...Ş'ye sigortalı araç sürücüsünün %85 kusuru olmasına rağmen %100 kusur izafe edildiği, davacının müterafik kusuru olmadığı, tazminattan %20 oranında indirim yapılamayacağı. ... aleyhine ıslah yapılmadığı, bu nedenle vekalet ücretinin hatalı hükmedildiği gerekçeleri ile kararı temyiz etmiştir.

Uyuşmazlık, sigortasız araç ile davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 19.11.2008 tarihli trafik kazası sonucu sigortasız araçta yolcu olan davacının uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, 26.05.2016 tarihli mahkeme kararını davacının temyiz etmemesi, bu durumun davalılar yararına müktesep hak oluşturmasına, bozma kararı ile davacının kazada müterafık kusuru bulunduğunun benimsenmiş olmasına, her iki davalı açısından talebin ıslah edilmiş olmasına, 2022 yılı AAÜT'nin 13/4'üncü maddesi uyarınca davalı ... lehine maktu vekalet ücreti verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşılmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.