Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...’nin maliki, murisin ve davacı küçük...’ın yolcusu olduğu motorsiklet dava dışı şahsın kullanımında iken, davalıların maliki ve sürücüsü olduğu çekici ve yarı römorkun ağır kusurlu olarak çarpması sonucu yolcu murisin vefat ettiğini, murisin müvekkillerinin eşi ve annesi olduğunu, murisin tarım işlerinde işçi olarak çalıştığını, aylık 400,00 TL gelir elde ettiğini, müvekkillerinin destekten yoksun kaldığını, dava dışı karşı aracın zorunlu trafik sigortacısının davadan önce müvekkillerine yaptığı yaklaşık 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının yeterli olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı eş ... için 6.000,00 TL manevi, 30.000,00 TL maddi, davacı çocuk... için 8.000,00 TL manevi, 20.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
... Anb. Gıda İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş vekili; öncelikli olarak davanın zamanaşımı yönünden incelenmesi gerektiğini, bunun yanında sigorta şirketlerinin davaya dahil edilmesi gerektiğini, mahkeme kararları ve Adli Tıp Raporu dikkate alındığında müvekkilinin ağır kusurlu olmadığını, müteveffanın ve davacıların durumu dikkate alındığında istenilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu alacağın 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle zamanaşımına uğradığını, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin mahsup edilmesinin gerektiğini, ceza mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde asli kusurlu olanın davacının oğlu olduğunu, davacıların murisinin ev kadını olduğunu herhangi bir maddi desteğinin bulunmadığını, manevi tazminat taleplerinin somutlaştılmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 18.09.2014 tarih ve 2013/69 E.-2014/214 K. sayılı ilamı ile toplanan deliller ve benimsenen 07.12.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davacı ... için 2.139,03 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 23.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... için 3.796,96 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 23.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... için 4.000,00 TL, davacı ... için 6.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 23.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 20.02.2018 gün ve 2017/4730 E.-2018/1137 Karar sayılı ilamıyla; davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine "...Davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, motorsiklette yolcu olarak bulunan davacı ...’ın kazada bir kusurunun bulunmaması ve dava dilekçesindeki talep de gözetildiğinde, davalı tarafın davacı ... bakımından tam kusura göre hesaplanan tazminattan davalı sigorta şirketince davadan önce yapılan ödeme güncellenip mahsup edildikten sonra, sadece yolcu murisin Borçlar Kanunu hükümlerine göre tazminatı belirleyen %10 oranındaki müterafik kusuru düşülmek suretiyle müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğinin gözetilmemesinin doğru olmadığı, davacı eş ...’nin AYİM tablosuna göre kaza (ölüm) tarihindeki yaşı ve reşit olmayan bir çocuğu olduğu da gözetildiğinde evlenme ihtimali bulunmadığı halde, davacı eş ... için tazminattan evlenme ihtimali nedeniyle indirim yapılmasının doğru görülmediği, mahkemece davalı araç sürücüsü hakkındaki manevi tazminat istemi kısmen kabul edildiği halde, aynı aracın maliki olan davalı şirketin de hükmedilen manevi tazminattan davalı sürücüyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmamasının doğru olmadığı" şeklindeki gerekçelerle karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 30.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Anb. Gıda İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 15.717,41 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Anb. Gıda İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacılar ... ve ... tarafından davalılar aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 4.000,00 TL, davacı ... için 6.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 23.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar ...'a ve ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; olayda tam teselsül hükümlerinin uygulanması gerekirken kusura göre destek tazminatı verilmesinin doğru olmadığını, kız çocukları için 22 yaşına kadar destek zararı hesaplanması gerekirken davacı ... yönünden evlendiği tarihe kadar hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, tazminatın karar tarihine en yakın güncel verilerle hesaplanması gerektiğini, davada adli yardım talebi olduğu halde harç ve yargılama giderinden sorumlu tutulmalarının doğru olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53,56 ve 162 nci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,87,89,90,91 inci maddeleri,
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacıların adli yardım talebi mahkemece kabul edilmiş ise de HMK'nın 339 uncu maddesi gereğince temyizde haksız çıktıklarından aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.