Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 06.10.2008 tarihinde sevk ve idaresindeki araçla kaza yaptığını, kaza sonucunda yaralanarak malul kaldığını, kazaya karışan aracın kasko sigortasının o tarihte faaliyette olan... Sigorta tarafından yapıldığını,... Sigortanın şu anda Groupama Sigorta A.Ş. tarafından satın alındığını, davayı bu şirkete karşı açtıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sürekli iş göremezlik sebebi ile 10.000,00 TL maddi tazminatın ödeme için yapılan başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kasko poliçesinde bulunan ferdi kaza teminatının kişi başı 10.000,00 TL olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının maluliyetinin kaza ile illiyetinin tespit edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemenin 10.06.2015 tarihli ve 2012/552 Esas 2015/502 Karar sayılı kararıyla; meydana gelen kaza nedeni ile davacının yaralanarak malul kaldığı, davacının uğradığı zarara ilişkin düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, davalı ... şirketinin davacının sorumlu olduğu gerekçeleri ile davanın kabulü ile 10.000,00 TL maddi tazminatın 11.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.10.2018 tarihli ve 2015/17538 Esas, 2018/9470 Karar sayılı ilamıyla; "Davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekili, süresinde zamanaşımı defi'nde bulunmuştur. Mahkemece, davalı şirket vekilinin zamanaşımı itirazı hakkında olumlu yada olumsuz hiçbir karar verilmeden yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. O halde mahkemece, davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekilinin süresinde yaptığı zamanaşımı def'i yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." denilerek hükmün bozulmasına, bozma neden ve şekline göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararına uyularak davacının meydana gelen kaza nedeni ile dava konusu uyuşmazlığın tabi olduğu 6762 sayılı eski TTK 1268 inci maddesi ve olay tarihinde yürürlükte olan 01.07.2006 düzenleme tarihli Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlarının 20 nci maddesi gereği zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğu, zamanaşımı süresinin sigortalı menfaattarın rizikoyu öğrendiği tarihten itibaren başlayan beş günlük ihbar süresinin geçmesi ile işlemeye başlayacağı, somut olayda davacının söz konusu süreler geçtikten sonra sigorta şirketine başvurduğu, davalının usulüne uygun zamanaşımı definde bulunduğu, ayrıca dava konusu talebin kaynağının kasko sigortası olduğu ve akdi ilişkiye dayalı sorumluluk sigortası olmadığı, ortada haksız fiile dayanan tazminat talebinin bulunmadığı, bu nedenle Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin somut olayda uygulanmayacağı, dava ile talep edilen hakkın zamanaşımına uğradığı gerekçeleri ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkeme kararını kabul etmediklerini, davacının kasko poliçesinden haberdar olur olmaz 27.07.2011 tarihinde davalı ... şirketine başvurduğunu, öğrenmeden itibaren iki yıl içerisinde davanın açıldığını, davacının yurt dışında yaşadığının ve uzun bir tedavi süreci geçirdiğinin dikkate alınması gerektiğini, zamanaşımının başlangıcının sürekli sakatlığa ilişkin kesin raporun ortaya çıktığı tarih olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... tarafından ferdi kaza rizikosu içinde teminat veren Kasko Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu'nun 1268 inci (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420 nci) maddesi.
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.