BİRLEŞEN DAVADA (Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/708 Esas, 2019/495 Karar sayılı dosyası)
Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; 15.07.2009 tarihinde ... idaresindeki kamyonet ile seyir halinde iken davacının sevk ve idaresindeki otomobile çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının sakatlandığını ve araç içinde bulunan eşinin ise yaşamını yitirdiğini, kazaya sebebiyet veren aracın olay tarihinde ... Bileşik Mağazalar A.Ş. adına tescilli olduğunu, kazanın oluşumunda ...’in kusurlu olduğunu, kaza neticesinde davacının eşini kaybettiğini ve bu durumdan dolayı derin sarsıntı geçirdiğini iddia ederek davacını eşinin ölümünden dolayı şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın, 65.000,00 TL eşini kaybettiğinden dolayı yaşadığı üzüntü nedeniyle 65.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; 15.07.2009 günü meydana gelen ve davalının kusurunun bulunduğu kaza neticesinde ölümlü ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini belirterek 100.00,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
1. Davalı ... Birleşik Mağazalar A.Ş. vekili; aynı konuda aynı olay nedeniyle Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/13 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davanın derdest olduğunu, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dosyaların birleştirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
2. Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2013 tarihli ve 2012/19 Esas 2013/14 Karar sayılı kararıyla; davacının aynı kaza nedeni ile açılan davada davacı olduğu gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin 1-ı bendine göre dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25.12.2018 tarihli ve 2018/4936 Esas, 2018/12728 Karar sayılı ilamıyla; ""Gaziantep 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/13 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; 11.01.2010 tarihinde dava açıldığı, davacı vekilinin 05.04.2011 tarihinde vekillikten azledilmesi nedeniyle davaya yalnızca...ve... açısından devam ettiklerini, diğer davacıların davasını takip etmediğini belirttiği, 07.04.2011 tarihli yenileme dilekçesi ile ... ... ve ...çin davaya devam etme talebini belirttiği, 08.04.2011 tarihinde adı geçenler için dosyanın kaldığı yerden devamına karar verildiği, eldeki davanın davacısı ... için davanın takipsiz bırakıldığı ve yenilenmediği, mahkemece ... açısından davanın takipsiz bırakılması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, dosyanın Yargıtay incelemesinden geçerek sair sebeplerle bozulduğu ve 2017/342 Esas numarası ile yargılamanın devam ettiği, eldeki davanın ise 05.01.2012 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Hal böyleyken davacı ...'ın dava tarihinde aynı dava konusuna ilişkin devam eden bir davası bulunmadığına göre işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde dava şartından davanın reddine karar verilmesi doğru değildir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; meydana gelen kaza sonucu davacının eşini kaybettiği, kendisi ile çocuklarının yaralandığı kazada kusurlu davalı ... ile kusurlu aracın işleteni davalı ... Birleşik Mağazalar A.Ş.'nin davacının zararından sorumlu olacağı, davacının uğradığı maddi zararın yapılan ödeme ile karşılandığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihi, kazanın oluş şekli, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, manevi tazminatın amacı, zenginleşmeye ve fakirleşmeye sebebiyet vermemesi ve özendirici olmaması, kimsenin kendi ağır kusurundan yararlanmamasının gerekmesi, davacının yaralanması ve eşini kaybetmesi nedeniyle kendisinin yaşadığı ve yaşayacağı üzüntü, elem, acı ve ıstırabın derecesi, hak, nesafet ve hakkaniyet kuralları birlikte değerlendirildiğinde yaralanma derecesi, kusur oranları, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hak ve nesafet ilkeleleri gözetilerek asıl dava yönünden davacının maddi tazminat isteminin reddine, asıl ve birleşen dosya yönünden manevi tazminat isteminin kısmen kabulü 30.000 TL manevi tazminatın 15.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile asıl dosya davalısı ... Birleşik Mağazalar A.Ş. ve birleştirilen dosya davalısı ...’den alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada davalılardan ... Birleşik Mağazalar A.Ş. yönünden açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tam kabul kararı yerine kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen tazminatın düşük olduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu belirtmiştir.
davalıların sürücü ve işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu hayatını kaybeden desteğin yakınlarının uğradığı destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,88,89 ve 90 ıncı maddeleri.
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.