DAVALILAR:
1- ... vekili Avukat ...
2- ... vekili Avukat ...
3- ...
4- ...
5- ...
6- ...
7- ...
8- ... vekili Avukat ...
Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sürücüsü olduğu araçla davalı müteveffa Halil’in kullandığı, malikinin davalı ... olduğu aracın çarpışmasına bağlı gerçekleşen kaza sonucu davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 23.11.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 43.457,94 TL’ye yükseltmiştir.
1. Davalı ... cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, kazada davalı sürücünün asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, ancak kusur oranı hakkında açıklama yapılmadığını, kusur durumuna itiraz ettiğini, mahkemece yeniden keşif yapılarak kusur durumunun belirlenmesinin gerektiğini, kazaya karışan aracın işleteni olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; poliçesi bulunan aracın verdiği zarardan dolayı ...'nın sorumlu tutulamayacağını, aracın Groupoma Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen zorunlu maluliyet sorumluluk sigorta poliçesinin meydana gelen trafik kazasını kapsadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemenin 19.01.2016 tarihli ve 2013/312 Esas 2016/15 Karar sayılı kararıyla; meydana gelen kaza nedeni ile davacının yaralanarak malul kaldığı gerekçeleri ile davanın kısmen kabulü ile 43.457,94 TL tazminatın davalı ... için dava tarihinden diğerleri için 08.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine (Güvence hesabının sorumluluk sınırının poliçe miktari ile sınırlı olması kaydı ile), davacı tarafından davalı ... dışındaki davalılar aleyhine açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 03.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar Halil Altaç mirasçıları ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25.06.2018 tarihli ve 2016/6022 Esas, 2018/6305 Karar sayılı ilamıyla davalılar Halil Altaç mirasçıları ile davalı ...'nun diğer temyiz itirazları reddedilerek "Mahkemece, davacının kaza nedeniyle meydana gelen işgücü kaybı hususunda Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulunun 17.06.2015 tarihli raporu hükme esas alınmış ise de, rapor Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine uygun düzenlenmiştir. Kaza, 06.04.2008 tarihinde gerçekleşmiş olup maluliyet oranının tespiti açısından Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü yürürlüktedir. Bu durumda, trafik kazası nedeniyle işgücü kaybı oranının kesin olarak belirlenmesi için kaza tarihinde yürürlükte bulunan söz konusu Tüzük hükümlerine göre Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden veya en yakın Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir... Davacı vekili 04.12.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını yalnızca davalılar ... mirasçıları ve ... yönünden ıslah etmesine rağmen, hakkındaki dava ıslah edilmeyen davalı ... yönünden de ıslah ile artırılan miktardan sorumlu tutulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma ilamının neden ve şekline göre davalılar ... mirasçıları vekilinin maluliyet ve manevi tazminatın miktarına yönelik sair temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemenin 27.11.2019 tarihli ve 2018/263 Esas, 2019/233 esas sayılı kararıyla bozmaya uyularak davalı ... ve ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden maddi tazminat talebinin kabulü ile 43.457,94 TL maddi tazminatın davalı ... için dava tarihinden, diğerleri için 08.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davanın davalı ... yönünden maddi tazminat talebinin dava değeri olan 1.000,00 TL üzerinden kabulü ile 08.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan diğer davalılar ile birlikte ve mükerrer ödeme olmayacak şekilde müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... haricindeki davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, bu karara karşı süresi içinde davalılar Halil Altaç mirasçıları ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10.02.2021 tarihli ve 2020/822 Esas, 2021/1151 Karar sayılı ilamıyla;
" Eldeki dava, çift taraflı trafik kazasında yaralanan davacının maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olup, incelemeye konu gerekçeli kararın "Tüm Dosya Kapsamı Değerlendirilmesi" başlıklı kısmında;" davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan ücüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarına, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağına, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğine, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konusunda bulunduğundan davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağı ... değerlendirilmiştir. "denilerek, HMK’nın 297 nci maddesine aykırı şekilde, gerek, gerekçeli karar ile davaya ilişkin maddi vakıalar ve dosya kapsamı, gerekse gerekçe fıkralarının birbirleriyle ve hüküm fıkrası arasındaki mantıksal bağın ortadan kalkmasına neden olacak şekilde, çelişkili ve denetlenebilirlikten uzak karar oluşturulmuştur. O hâlde, ortada yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda Yargıtayca üzerinde inceleme ve denetleneme yapılabilecek nitelikte bir ilk derece mahkemesi kararının olmadığı her türlü duraksamadan uzaktır. Öyleyse; yerel mahkemece yapılacak iş gerekçenin dosyada tespit edilen maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında köprü görevi yapıyor olduğu gözetilerek, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir nitelikte, birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olan gerekçe fıkraları ile hüküm kısımlarının birbiri ile çelişkisiz, Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut düzenleme içeren HMK’nın ilgili maddelerine uygun hüküm kurmak olmalıdır." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma ilamının neden ve şekline göre dahili davalılar Halil Ataç mirasçıları ve ... vekillerinin sair temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma öncesi esas numarası olan 2013/312 Esas sayılı dosyasında 19.01.2016 tarihinde maddi tazminat yönünden 43.457,94 TL'ye hükmedilmiş olup Vezirköprü İcra Dairesinin 2016/278 Esas sayılı dosyasına davalı ... tarafından 22.02.2016 tarihinde 67.601,62 TL yatırıldığı, davalı ... ile diğer davalıların müteselsilen sorumlu oldukları, TBK'nun 166 ncı maddesinde müteselsil borçlulardan birinin zarar görenin zararını ödemesi halinde diğer borçluların da ödeme oranında borçtan kurtulacağı, Vezirköprü İcra Dairesinin 2016/278 Esas sayılı dosyası uyaptan incelendiğinde davalı ...'nın maddi tazminat yönünden hükmedilen miktar ve diğer masrafları ödemiş olduğu, dolayısıyla müteselsil sorumlu olan diğer davalıların da maddi tazminat yönünden borçtan kurtulmuş olduğu gerekçesiyle maddi tazminat yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davaya konu kazanın meydana geliş şekli, tarihi, tarafların kusur durumu, davacının maluliyete maruz kalması, olayın mahiyeti gereği olay sonrası davacıda meydana gelen ruhsal çöküntünün boyutları, paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ekonomik durumları, hak ve nesafet kuralları göz önünde bulundurularak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... haricindeki davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminat miktarının özellikle kusur oranları değerlendirildiğinde fahiş belirlendiğini, ödeme nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen kararın aleyhlerine olduğunu, kusur durumu ve hesaplanan tazminatı kabul etmediklerini, belirlenen tazminat üzerinden %70 kusurun düşülmediğini belirtmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi olmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı motosiklet sürücüsünün uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,88,89,90 ıncı maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.