Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, davalılar tarafından işgal altında tutulan 9 nolu bağımsız bölüme yapılan elatmanın önlenmesine, 08.11.2008-07.04.2011 dönemi için şimdilik toplam 8.000,00 TL ecrimisil alacağının işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, dava konusu taşınmaza ait odanın aynı katta yer alan ...'ın mukim bulunduğu daireye dahil edilmesi suretiyle yapılan vaki tecavüzün giderilerek, eski hale getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme talebinin aktif husumet yokluğundan reddine, 9 nolu bağımsız bölümün 11,06 m2 lik kısmının 8 nolu bağımsız bölüme ilavesi nedeniyle talep edilen 08.04.2009-07.04.2011 arasına ait ecrimisil talebinin pasif husumet yokluğundan reddine, 08.11.2008-07.04.2011 arasına ait davanın davalı ... dışındaki davalılar yönünden davanın reddine, 08.11.2008-07.04.2011 arasına ait davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 451,10 TL ecrimisilin tahsiline, 08.11.2008-07.04.2011 arasına ait davanın taleple bağlı kalınarak kabulü ile 7.548,90 TL ecrimisilin davalılardan müştereken ve müteselsilen karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve eski hale getirme istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava konusunun devri 6100 sayılı HMK'nin 125. Maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin 1. bent a ve b fıkralarında davanın açılmasından sonra davalı tarafın dava konusunu üçüncü bir kişiye devretmesi halinde davacının seçimlik hakları gösterilmiştir. Somut uyuşmazlıkta bu husus konumuzun dışındadır. Dava konusunun davacı tarafından devri HMK'nin 125. maddesinin 2. bendinde düzenlenmiş ve madde metninde aynen “davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devir edilecek olursa, devralmış olan kişi görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden devam eder” denilmiştir.
Dava konusunun davacı tarafından üçüncü bir kişiye devredilmesi halini düzenleyen HMK'nin 125/2. maddesi hükmü, devralan üçüncü kişinin hukuk gereği davacı sıfat ve buna bağlı olarak dava takip yetkisi kazanacağı ve davanın yeni davacı ile süreceği gerekçesiyle devralan kişinin kendiliğinden davacı yerine geçerek davaya kaldığı yerden devam olunacağı esasını getirmiştir. Bu hükme göre dava, davayı devralan üçüncü kişi ile davalı arasında devam edecektir. Bunun için davalının bu konuda karar vermesi veya devralan üçüncü kişinin davacı yerine geçmesi için onayı aranmaz. Dava konusu şey, dava açıldıktan sonra davacı tarafından başka bir kişiye devredilirse, bu durumda devralmış olan kişi davacı yerine geçerek görülmekte olan davaya kaldığı yerden devam eder. Ancak bu halde davalı yeni davacıya karşı, kişisel savunma sebeplerini ileri sürebilir. Somut olayda; dava konusu 9 nolu bağımsız bölümün 01.06.2012 tarihinde dava dışı 3. kişilere satıldığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece yeni malike bildirim yapılmak suretiyle davaya devam edip etmeyeceği hususu üzerinde durularak yeni malikin davaya devam etmesi halinde elatmanın önlenmesi ve eski hale iade talepleri yönünden işin esası hakkında karar verilmesi, davaya devam etmemesi halinde ise eski malikin dava tarihindeki haklılık durumu gözetilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulacağı dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bundan zuhul ile davaya devam edilerek elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme talebi yönünden yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 137,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 409,48 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.