| Daire | 6. Daire |
| Esas No | 2023/487 |
| Karar No | 2023/4565 |
| Karar Tarihi | 09.05.2023 |
Dava konusu istem: … İli, … İlçesi, … Mahallesinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "… (ER:…) Ruhsat Numaralı Saha Demir Ocağı ve Kırma-Eleme-Yıkama-Sınıflandırma-Zenginleştirme Tesisi Kapasite Artışı" projesiyle ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen 26/03/2020 tarih ve 5858 sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının iptali istenilmiştir.
Dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 09/12/2021 tarih ve E: 2021/8419, K: 2021/13700 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, inşaat mühendisi (hidrolog), maden mühendisi, jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi ve biyolog bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; dava konusu kapasite artışına ilişkin ÇED raporunda Deprem Anında Uygulanacak Acil Planının yer aldığı, jeolojik olarak karşılaşılabilecek çevresel problemlerin değerlendirildiği, alınacak önlemlerin anlatıldığı, gerekli taahhütlere yer verildiği, proje kapsamında ocağın demir madeni olması ve buna bağlı olarak kaya yoğunluğunun yüksek olması nedeniyle, cevher yan kayaç için yapılan düzlemsel kayma analizi ve 3 kademe çalışma açısından ocağın duraylı olacağı, fakat projede 2 ayrı basamak şev açısı ifade edildiği ve 60 dereceye göre kayma analizinin yapıldığı, bu durumun çelişkili olduğu, patlatma tasarımı ve patlatma kaynaklı çevresel etkiler yönünden herhangi bir problem teşkil etmeyeceği, buna yönelik taahhütlerin verildiği, patlatma ve ocak tasarımı açısından madencilik yönünden uygun olduğu, genel şev açısı değerleri üzerinden değerlendirme yapıldığında, basamak yükseklikleri ve genişlikleri ile basamak-şev açısı değerleri kaya mekaniği parametreleri ile değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, ocağın demir madeni ve buna bağlı olarak kaya yoğunluğunun yüksek olması, ocak içi duraylılığın bozulmayacağının değerlendirildiği, proje kapsamında düzlemsel kayma analizi yapılarak güvenlik katsayısının (F)2'den büyük olduğunun görüldüğü, fakat demir cevherinin yoğunluğu esas alınarak yapılan ve projenin farklı bölümlerinde farklı basamak açısı değerlerinin çelişkili olduğu, ÇED raporunda tarım alanlarına yayılabilecek tozlanmanın etkileri bakımından mesafeler ve ürün çeşitliliği ve yöre hayvancılığı yönleriyle teknik ve açıklayıcı bir araştırmanın yapılmadığı, ÇED raporunda proje alanı olarak belirlenen 1498,18 hektarlık sahanın, orman kadastro kayıtlarına göre tamamının orman alanında kaldığı belirtilse de, proje alanı içerisinde tarım, çayır, mera, orman ve hazine arazileri yer aldığı, ÇED raporunda proje alanının yer aldığı ruhsat alanının … İli sınırlarında kaldığı, … Valiliği Kadastro Müdürlüğünün … tarih ve E…. sayılı yazısına göre; … Köyü ve … Köyünde bulunan taşınmazların çoğunluğunun tarla vasfında olduğu, proje bölgesinde bulunan 2022 yılı Tarım ve Orman Bakanlığı hayvan kayıt bilgi sistemine göre; … Köyünde 124 adet büyükbaş hayvan ve 17 adet küçükbaş hayvan, … Köyünde 3 adet büyükbaş hayvan, 1858 adet küçükbaş hayvan ile 133 adet faal arılı kovan bulunduğu, arıcılığın etkilenebileceği taş ocağı bölgesinde toplam 127 adet büyükbaş, 1.875 adet küçük baş ve 133 adet faal arılı kovan bulunduğu, dava konusu ÇED raporu incelendiğinde, tarım alanları ve arıcılık lokasyonları özelinde yayılan tozlanma etkilerinin dikkate alınmadığı, bu alanlar özelinde bir araştırma ve değerlendirmenin yapılmadığı, bu tür proje sahalarında oluşacak toz, vibrasyon ve gürültünün alandaki flora üzerine etkileri olmasının muhtemel olduğu, ancak faaliyet sahası ve çevresinde mevcut bitki türlerinde hassasiyetlik durumuna bakıldığında, faaliyetten etkilenecek durumda türler bulunmadığı için bu etkilerin geçici olacağı, bu nedenle faaliyetin sona ermesiyle birlikte de ortadan kalkacağının düşünüldüğü, fauna bakımından değerlendirildiğinde proje alanı içinde nitelikli korumayı gerektirir alan ve hayvan bulunmadığı, kök projenin hali hazırda faaliyette olduğu, kapasite artırım alanı ile ilgili inşa faaliyetlerinin ise devam ettiği, alanın doğal yaşam için özel bir alan olduğu ve bölgeye özgü endemik bitki ve hayvan türlerinin bulunduğu, ÇED raporunda endemiklere ve tehlike altındaki türlere yönelik koruma önlemleri başta olmak üzere, herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, floristik ve faunistik değerlendirmenin genel bir değerlendirme olduğu, önemli bitki ve hayvan türlerine bu raporda yer verilmediği ve genellikle literatüre dayalı olduğu, faunistik raporda omurgasız hayvanlara ve alanda su kaynaklarına bağlı olarak yaşayan sucul hayvanlara yer verilmediği, proje alanının havvanlar için doğal bir yaşam alanı oluşturduğu, faaliyet alanının tarım alanları ve yerleşim yerlerine yakın konumlandığı ve bu durumun farklı kirletme çeşitlerine neden olabileceği, mevcut projenin canlılar için risklerinin açıkça belirlenmediği ve çevre kirliliğine neden olabileceği düşünüldüğünde, biyolojik açıdan geri dönüşümü olmayan bazı etkileri oluşturabileceği, dava konusu projenin gerek alansal büyüklük gerekse üretim kapasiteleri dikkate alındığında, 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ÇED Yönetmeliğinin Ek-I Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi 27. maddesinde “Madencilik tesisleri” a) bendi “25 hektar ve üzeri çalışma alanında (Kazı ve döküm alanı toplamı olarak) açık işletmeler” ve ç) bendi “400.000 ton/yıl ve üzeri kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler” kapsamına dahil olduğu, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ÇED süreci boyunca izlemiş olduğu yöntemler ve ilgili kurum/kuruluş izinleriyle birlikte yürütülen sürecin yönetmelik çerçevesinde olduğunun yapılan yazışmalardan ve alınan izinler ve görüşlerden anlaşıldığı, proje kapsamında hava kalitesi dağılım modelleme raporunun hazırlandığı ve modelleme hesaplarının AERMOD modeli kullanılarak gerçekleştirildiği, toz (PM10) ile çöken toz parametreleri için modelleme yapıldığı ve üç farklı senaryo üzerinde çalışıldığı, senaryo 1'de faaliyetten kaynaklanan emisyonlar ile patlatma emisyonları, senaryo 2'de patlatma emisyonları, senaryo 3'de ise kümülatif Emisyon Kaynakları (ısınma kaynaklı emisyonlar, stabilize yollar) yanında Faaliyetten Kaynaklanan Emisyonlar ile Patlatma Emisyonları değerlendirildiği, toz modellemesi sonucuna göre SKHKKY EK-2 Tablo 2.2'de PM10 KVS değeri (50 ug/m3) için “bir yılda 35 defadan fazla aşılmaz” olarak tanımlanan sınır değerin mevcut olduğu ve proje kapsamında gerçekleştirilen modelleme çalışmalarında kontrollü durumda ÇED alanı dışında sınır değer aşımının 1 defa tespit edildiği, yapılan gürültü oluşum hesaplamalarında alanda oluşacak gürültü seviyesinin 525 metrede Lgündüz (58 dBA) olduğu, gürültü düzeylerinin işletme sırasında ölçülerek/belirlenerek teorik-değerlerle karşılaştırmalarının gerçek düzeylerin değerlendirilebilmesi adına uygun ve gerekli olacağı, kırma eleme tesisinde oluşacak gürültü seviyelerinin yerinde ölçülmesinde, ivme değerlerinin ve partikül hızlarının hesaplanmasının gerekli olduğu, civarda bulunan evlerin kırma eleme tesisinden kaynaklı gürültüden etkilenip etkilenmeyeceğinin ancak yerinde yapılacak titreşim ölçümleri ile belirlenmesi gerektiği, proje kapsamında oluşacak katı ve sıvı atıkların miktar ve kirlilik konsantrasyonları yönünden verilen taahhütler ve ilgili yönetmeliklerin uygulanmasıyla çevresel yönden bir sorun oluşturmayacağı, ruhsat sahasının içinden … Dere, … Dere, … Deresi, … Dere, … Deresi, … Dere, … Deresi geçmekte olduğu, ruhsat sahası içerisinde sadece 2 adet kaynak noktası tespit edildiği, kaynaklardan birinin kuzeydeki pasa alanının yaklaşık 500 m kuzeybatısında, diğerinin ise ruhsat sahasının güneyinde yer alan pasa alanı 3. poligonunun hemen üzerinde yer aldığı, güneydeki bu kaynağın suyunun 5 km'den fazla mesafeden borularla getirildiği, proje sahası içinde özellikle yol kenarlarında ve vadi tabanlarında yer alan mevsimsel derelerin akışa geçtiği noktalarda özellikle ruhsat sahasının batısında ve kuzeybatısında çeşmelerin bulunduğu, faaliyet alanının hidrojeolojik yapısının belirlenmesinde Hidrojeolojik Etüd raporunun hazırlanmış olduğu, faaliyetin yürütüleceği alan çevresi ile birlikte değerlendirdiğinde, proje arazisinin tamamına yakınının devlet ormanı olarak tescilli alan içerisinde olduğu ve basamaklar şeklinde de olsa yüzey kazısı ile yürütülecek demir ocağı faaliyetinin “Orman Rehabilitasyon Planı” uygulamalarına kadar bölgenin doğal görünümünü bozacağı ve özellikle orman/bitki örtüsü ve üst bitkisel toprağın kaldırılması ve yapılan kazılar sonucu zeminin su tutma kapasitesinin değişeceği ve yağış-akış-sızma dengesinin bozulacağı, yöre halkının kapasite artışı olmadan dahi yüzey sularının mevsimsel olarak artışı sonucunda alt kotlara taşınım olmasından dolayı çevresel olumsuzluklar yaşadığı ve ... Çayı ile Fırat Nehrinin dönem dönem fiziksel (renk) özelliklerinin değişecek boyutta kırmızı aktığı beyanları ile keşif günü üretim yapılmamasına rağmen kırma-eleme tesisi zeminini birkaç cm yüksekliğinde kaplayan maden tozlarının görüldüğü, keşif sırasında yapılan alan incelemelerinde, davaya konusu proje faaliyet alanı olarak kullanılacak lokasyonun konumu gereği yağışın akış şeklinde alt kotlara yüzeysel anlamda su taşıyan ve kuru dere yatakları ile ruhsat alanının doğusundan ve içinden akan ... Çayını besleyen bir alan olduğu, ÇED raporunda yer alan Rehabilitasyon Projesinin 5. sayfasında “çalışma alanı dahilinde yer yer mevsimsel akışlı kuru dereler bulunmaktadır” şeklinde ... Çayının akış rejimi (akar dere mi-kuru dere mi) ve ÇED raporunun 123. ve 724. sayfalarında proje sahasının, ... Çayı ile konumu (ne kadar mesafe olduğu, 190 m - 475 m - 500 m) konusunda alanı temsil yönünden eksiklikler/çelişkiler bulunduğu, ÇED raporunda hidrojeolojik olarak jeolojik birimlerin, akifer oluşturma potansiyeli ile ilgili olarak bu birimler içindeki akifer özelliklerinin kimyasal kompozisyonları, alterasyon ve tektonizmanın yol açtığı çatlaklı sistemden kaynaklı düzensizlik durumlarının ne olduğu, proje alanı ve içinde bulunduğu bölgeye ait hidrojeolojik özelliklerin tanımının yapılmasının gerekliliği (gözenek durumu, hidrolik iletkenlik, yeraltı suyu beslenimi, çatlak durumu, süzülme ve yüzey akışı) ile ilgili bilimsel verilerin alanı temsil özelinde yer almadığının görüldüğü, ÇED raporunda proje alanından geçen ... Çayına yönelik DSİ'ce mevcut veya mutasavver "Taşkın Etüdü ve Planlama” çalışması bulunup bulunmadığının belirtilmediği, proje alanının taşkın potansiyeli ve taşkın önlemleri yönünden de mevsimsel yağışlara bağlı olarak olası taşkın riskine karşı, kuru dere yataklarının doğal yatağının korunacağı ve akışına engel olunmayacağı genel ifadeleri dışında bilimsel ve teknik bir çalışmanın da yer almadığı, ÇED raporunda proje alanındaki su kaynağının proje elemanlarına yönelik taşkın analizleri (bölgesel ve noktasal analizlere ek olarak sentetik yöntemlerden DSİ Sentetik, Snyder ve Mockus yöntemleri vb.) ile ilgili bir irdelemenin yer almadığı, mevcut dere yatağı taşkın riski açısından "güvenli kesitin oluşturulması” hakkında bir çalışmanın da yapılmadığı, söz konusu proje alanında proje faaliyetleri sırasında yağmur suyu, taşkın gibi nedenlerle oluşabilecek yüzey sularının ve yer altı sularının kirlenmesini önlemek amaçlı drenaj yollarının teraslama, palyelemelerle ve üst toprak-hafriyat depolama alanlarıyla birlikte nasıl yapılacağı, bu kanalların lokasyon olarak projelendirilmesinin ve boyutlandırılmasının da “Termin Planına” ek olarak ÇED raporunda yer alması gerektiği, ÇED raporunda bir “Hidrojeolojik Rapor” hazırlandığının görüldüğü, fakat alanı temsil özelliği taşımayan şekilde yapıldığı, iki noktadan su numunesi alınarak 30 hektardan yaklaşık 1500 hektara çıkarılmasının planlandığı etki alanının temsil edilmeye çalışıldığı, “çizilen tali havza sınırları içerisinde herhangi bir boşalım noktası tespit edilemediğinden dolayı, havzadan boşalım - hesabı yapılamadığı, uzun vadede kararlı akım koşullarının geçerli olduğu varsayılarak sistemdeki beslenim ve boşalım birbirine eşit kabul edilmektedir” şeklinde kabul ve genellemelerle yeraltı suyunun beslenim ve boşalımının, su bütçesinin ve kavramsal modelinin belirlendiği, ÇED raporunun 115. sayfasında da “Bütçe hesabı yapılabilmesi için yeterli sondaj, kaynak gibi veriler elde edilememiştir” şeklinde belirtildiği gibi, veri olmadan dava konusu proje alanının “Yeraltısuyu Sisteminin Yeraltısuyu Bütçesi”nin alanı temsil özelliği taşımayacağı, bu şekli ile hidrolojik ve hidrojeolojik açıdan ÇED raporunun alanı temsil etmede ve faaliyetlerin çevresel etkilerine yönelik risklerin ve bunlara ait önlemlerin belirlenmesinde yetersiz olacağı, yerleşke içerisinde daha önceki çalışmalardan kalan toz ve partiküllerin alan içerisinde dağılmış bir vaziyette açık bir şekilde gözlemlendiği ve olası bir mevsim değişimi sırasında yağmur, kar, rüzgâr, fırtına gibi doğa olaylarında tesis içerisinde yer alan ağır metallerin taşınma riskinin fazla olacağı, taşınan ağır metallerin ... Köyüne ait ve yerleşkeye bitişik şekilde bulunan tarım arazileri ve bu arazilerin hemen alt tarafından geçen ... Suyuna bulaşma olasılığının da yüksek olacağı, ÇED raporunda tesisin zenginleştirme kısmında demirin ayrıştırılması esnasında manyetik seperatör kullanılacağı fakat olası durumunda kimyasala geçilip geçilmeyeceğinin belirtilmediği, kimyasal bir ayrım (flotasyon) söz konusu olursa burada kullanılacak maden kimyasallarının tehlikeli olduğu ve atık barajının yapılması gerektiği, tesisin kapasite artışı projesi takibinin son derece önemli olduğu, taahhüt edilen kısımların dikkatle irdelenmesi gerektiği, özellikle tesiste kapasite artışı olduktan ve işletme gerçekleştikten sonra su kaynaklarının analizlerinin yapılarak kapasite artış öncesi ve sonrası farklılıkların karşılaştırılmasının yapılması gerektiği, sonuç olarak; … (ER:…) ruhsat numaralı “Demir Ocağı ve Kırma-Eleme-Yıkama-Sınıflandırma- Zenginleştirme Tesisi Kapasite Artırım" projesi için verilen 26/03/2020 tarihli “ÇED Olumlu” kararının teknik olarak yeterli ve uygun olmadığı, yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir.
Bu durumda, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda özetlenen ve karara esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; toz-gürültü-patlatma etkileri, atık yönetimi, yerleşim yerlerine yakınlık, hayvancılık faaliyetleri, çevredeki bitki örtüsü ve doğal yaşam ile ilgili değerlendirmeler açısından proje tanıtım dosyasında belirtilen önlemlerin, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin projenin uygulanması, izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olmadığı, projenin bu hali ile işletilmesi durumunda fiziksel ve biyolojik çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribine ve bozulmasına neden olabileceği, çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da zararın çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için yeterli önlemlerin alınmadığı, çevresel olumsuzluklara karşı alınacak önlemlere yönelik ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri ile desteklenmiş nihai ÇED raporunda verilen taahhütlerin, teknik ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir ve yeterli düzeyde ve sürdürülebilir bir çevre için gereken; ulusal ve uluslararası mevzuatta belirlenen kurallara, “teknik kriterlere” ve “eşik değerlere” uygun olmadığı, dava konusu işletmenin yerleşim yerlerine uzaklığı dikkate alındığında, ilgili kurum ve kuruluşların denetimleri ile insan sağlığına, su kaynakları, hayvancılık faaliyetleri ve tarım/orman alanlarına karşı kabul edilebilir limitlerin üzerinde zarar vereceği, nihai ÇED raporunda çelişkiler bulunduğu, özetle çeşitli konularda bilimsel ve teknik değerlendirmelere yer verilmediği sonucuna varıldığından … İli, … İlçesi, … Köyü hudutları içerisinde bulunan … (ER…) ruhsat numaralı sahada … Madencilik Sanayi ve Ticaret uhdesinde devam ettirilen demir madeni işletmeciliğine ilişkin düzenlenen demir ocağı ve kırma-eleme-yıkama-sınıflandırma-zenginleştirme tesisi kapasite arttırımı projesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen 26/03/2020 tarihli ''ÇED Olumlu'' kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1- Davalı idare tarafından, bilirkişi raporunda maden mühendisi tarafından, basamak şev açıları bakımından ÇED raporunun çelişkili olduğu belirtilmiş ise de, ÇED raporuna göre basamak şev açısının 60 derece olduğu, Bakanlığın yayımladığı kılavuzunda basamak şev açısının 79 derecenin maksimum değer olarak belirlendiği, bilirkişi raporunun sonuç kısmında patlatma ve ocak tasarımının uygun bulunduğu, ziraat mühendisi tarafından tarım alanlarına yayılabilecek tozlanmanın etkileri bakımından mesafeler, ürün çeşitliliği ve yöre hayvancılığı bakımından teknik ve açıklayıcı bir araştırma yapılmadığı belirtilmiş ise de, ÇED raporunda tarım arazilerinin zarar görmemesi için spreyleme yapılacağının, aşırı rüzgarlı havalarda yükleme boşaltma ve taşıma faaliyetlerinin yapılmayacağının taahhüt edildiği, ayrıca toz yayılım modellemesinin yapıldığı ve sonuçların Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde (SKHKKY) öngörülen sınır değerleri sağladığının görüldüğü, dolayısıyla projenin tarım alanları ve arıcılık üzerindeki etkilerinin dikkate alındığı, ayrıca ÇED raporunda proje alanıyla ilgili gerekli bilgilerin verildiği, proje alanı ve yakın çevresinde kabiliyet sınıfına göre ilgili tarım alanlarının bulunmadığının belirtildiği, biyolog tarafından bilirkişi raporunun sonuç kısmında, ÇED raporunda endemiklere ve tehlike altındaki türlere yönelik koruma önlemleri başta olmak üzere, herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı, önemli hayvan ve bitki türlerine bu raporda yer verilmediği belirtilmiş ise de, bilirkişi raporunun içeriğinde flora ve fauna bakımından aksi yönde değerlendirmelerin bulunduğu, ayrıca SKHKKY'ye göre sınır değerlerin yılda 35 defadan fazla aşılamayacağının düzenlendiği, ÇED raporunda bu yönde aşım sayısına ilişkin bir verinin olmadığının görüldüğü, ÇED raporuna göre sahada makine ekipmanlarının aynı anda kullanılması söz konusu olmamakla birlikte, en kötü durumda bütün makinelerin aynı anda çalışacağı varsayımı yapılarak gürültünün hesaplandığı, bilirkişi raporunda proje alanının orman alanda kaldığından, yapılacak kazı çalışmalarında orman örtüsünün kaldırılacak olması nedeniyle su tutma kapasitesinin bozulacağı ileri sürülmüş ise de, rehabilitasyon projesinde proje alanında yapılacak faaliyetin su kaynaklarına, akış rejimine, bitki örtüsüne ve toprak durumuna etkilerine yer verildiği, bilirkişi raporunda projenin ... Çayına etkileri noktasında çelişkili ve eksik bilgilerin bulunduğu belirtilmiş ise de, ÇED raporunun eki hidrojeolojik etüt raporunda proje alanının mevcut su kaynaklarına ve ... Çayına mesafelerine yer verildiği, proje alanının topoğrafik olarak su kaynaklarından üst kotlarda yer aldığı ve atıkların yüzey sularına ulaşmasının engelleneceği, hidrojeolojik özellikler ile jeolojik birimlerin durumlarına dair etüt çalışmalarından elde edilen verilerin hidrojeolojik etüt raporunda yer aldığı, taşkın potansiyeli ile ilgili alınması gerekli önlemlere yönelik taahhütlerin verildiği, proje alanına yönelik yeraltı suyu bütçesinin hazırlandığı, ayrıca asit kaya drenajı ile ilgili de analizlerin yapıldığı, tüm numunelerin asit üretmediğinin değerlendirildiği, bilirkişi raporunun gözlemsel verilere dayandığı belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, bilirkişi raporunun içeriğinde yer alan tespitlerle sonuç kısmında yer alan değerlendirmelerin birbiriyle çelişkili olduğu, basamak şev açıları, ÇED raporunun 223. ve 228. sayfalarında 60 derece olarak belirtilmiş ise de, jeolojik yapının dayanımının da şev açılarının belirlenmesinde etkili olacağının vurgulandığı, bu sebeple proje alanının dayanımı yüksek olması nedeniyle basamak şev açısının 79 derece olarak hesaplandığı ve bu değerin bilirkişilerce uygun bulunduğu, farklı basamak dizaynlarının tümünde ocak duralılığının sağlandığı, ziraat mühendisi tarafından proje alanı yerine ruhsat alanına göre değerlendirmeler yapıldığı, ayrıca proje alanının niteliğinin, ÇED inceleme değerlendirme formuyla kadastro dökümlerine göre farklılık arz ettiğinin ÇED raporunda zaten belirtildiği, bilirkişi raporunda taş ocağı bölgesindeki küçük ve büyükbaş hayvanlar ile arı kovanlarının sayısına yer verilmiş ise de, bilirkişilerce taş ocağı bölgesi olarak belirtilen yerin konumunun anlaşılmadığı ve ÇED alanında arıların bal yaptığı türden bitkilerin varlığı ile ilgili bir değerlendirmenin yapılmadığı, ayrıca gezgin arıcılığın yapılmasının da mümkün olduğu, proje kapsamında kimyasal madde kullanımının söz konusu olmayacağının ÇED raporunda belirtildiği, toz emisyonları ile gürültü değerlerinin mevzuattaki sınır değerleri sağladığı, ocakta yapılan kazı faaliyetlerinin kaynak ve yüzey sularının tespit edilen kot değerlerinin altına inmeyeceğinden, bilirkişi raporunda belirtilen taşkın analiz raporu, güvenli kesit oluşturulması, hidrolik modelleme, hidrosensus gibi çalışmaların ilgili kurumlarca talep edilmediği, bilirkişi raporunda belirtilen ... Çayı ile Fırat Nehrinin dönem dönem kırmızı renkte akıyor olması hususunun, proje ile ilişkilendirilemeyeceği, proje alanının ... Çayına mesafesi ile ilgili bir çelişkinin söz konusu olmadığı, bu farklılığın ÇED alanı ile ruhsat alanının ... Çayına mesafesinin farklılığından kaynaklandığı, bilirkişilerce proje alanına uzak mesafedeki tarlaların ve hayvanların dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, sonuç olarak ÇED raporunda muhtemel çevresel etkiler ile alınması gerekli önlemlere yer verildiği, dava konusu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, bilirkişi raporu ile dava dosyasında bulunan bilgi-belgeler birlikte değerlendirildiğinde, "ÇED Olumlu" kararının hukuka uygun olmadığı, projenin çevresel etkilere neden olacağı ve ÇED raporunda yer verilen taahhütlerin yeterli olmadığı belirtilerek, istemlerin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçelerle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
… İli, … İlçesi, … Mahallesi, ... Mezrası sınırları içerisinde 1705,06 hektarlık sahanın 29,09 hektarlık (24,94 hektar ocak alanı + 4,15 hektar tesis alanı) kısmında rodövans sözleşmesi ile … Madencilik San. ve Tic. A.Ş. tarafından "Demir Ocağı Kırma Eleme Sınıflandırma Tesisi" işletilmektedir.
Davalı yanında müdahil tarafından, demir ocağı üretim kapasitesinin yıllık 30.000 ton’dan 400.000 tona (80.000 m3), mevcut tesis kapasitesinin 1.600.000 tona (320.000 m3) yükseltilmesinin, ilave olarak 400.000 ton (80.000 m3) kapasiteli mobil konkasör tesisinin kurulmasının ve 29,09 hektar’lık (24,94 hektar ocak alanı + 4,15 hektar tesis alanı) ÇED alanının 2 poligonu da içerisine alacak şekilde 1498,18 hektar’lık alanına çıkarılmasının planlanması üzerine, ÇED raporu hazırlanarak davalı idareye başvurulmuştur.
Davalı idare tarafından revize nihai ÇED raporu ile ilgili yapılan değerlendirme neticesinde, 26/03/2020 tarih ve 5858 sayılı ''ÇED Olumlu" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik: RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince, bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle dava konusu "ÇED Olumlu" kararının iptaline karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda içeriğinde yer alan tespitlerle bilirkişi raporunun sonuç kısmındaki değerlendirmelerin çelişkili olduğu, örneğin, bilirkişi raporunun içeriğinde biyolog tarafından; proje alanı floristik ve habitat tipleri açısından değerlendirildiğinde, çok lokal endemik, tehlike altında olan veya hassas habitat türleri ile Bern Sözleşmesi kapsamında koruma altına alınan bitki türünün bulunmadığı, fauna bakımından değerlendirildiğinde ise proje alanı içinde nitelikli korunmayı gerektirir bir alan ve hayvan bulunmadığı belirtilmiş iken, bilirkişi raporunun sonuç kısmında, ÇED raporunda endemiklere ve tehlike altındaki türlere yönelik koruma önlemleri başta olmak üzere, herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığının belirtildiği, diğer taraftan davalı idare ile davalı yanında müdahil tarafından esasa etkili olabilecek nitelikte bilirkişi raporuna karşı itirazların ileri sürüldüğü, örneğin, basamak şev açıları ÇED raporunun 223. ve 228. sayfalarında 60 derece olarak belirtilmiş ise de, jeolojik yapının dayanımının da şev açılarının belirlenmesinde etkili olacağının vurgulandığı, bu sebeple proje alanının dayanımı yüksek olması nedeniyle basamak şev açısının 79 derece olarak hesaplandığı ve bu değerin bilirkişilerce uygun bulunduğu, farklı basamak dizaynlarının tümünde ocak duralılığının sağlandığı veya proje alanında arıların bal yapacağı nitelikte bitki türlerinin bulunmadığı ve toz emisyonları bakımınından mevzuatta yer alan sınır değerlerin sağlandığı ya da ocakta yapılan kazı faaliyetleri kaynak ve yüzey sularının tespit edilen kot değerlerinin altına inmeyeceğinden, bilirkişi raporunda belirtilen taşkın analiz raporu, güvenli kesit oluşturulması, hidrolik modelleme, hidrosensus gibi çalışmaların ilgili kurumlarca talep edilmediği veya bilirkişilerce su kaynaklarına mesafeler değerlendirilirken çelişkili olarak görülen mesafelerdeki farklılığın, su kaynaklarının ÇED alanı ile ruhsat alanına farklı uzaklıkta olmasından kaynaklandığı hususunun göz ardı edildiği gibi her uzmanlık alanına yönelik ayrı ayrı birçok itirazın bulunduğu görülmüş olup, (Dairemiz kararında tümü belirtilmese dahi) bilirkişi raporunun çelişkili olan kısımlarına yönelik veya esasa etkili olabilecek nitelikteki itirazların açıklığa kavuşturulmaksızın, bilirkişi raporunun bu haliyle hükme esas alınabilecek yeterlilik ve nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla ek bilirkişi raporu alınmak ya da gerekirse mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 09/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.