DANIŞTAY
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Nakliyat İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... ile ... takip numaralı ödeme emirlerinin kanuni temsilcinin ikamet adresinde 27/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, şirketin borcu karşılayacak malvarlığının bulunmadığı, söz konusu borçların isabet ettiği dönemde davacının kanuni temsilci olduğunun görüldüğü dolayısıyla dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
Asıl borçlu şirkete yapılan ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi ve UYAP üzerinden yapılan araştırma sonucu dava konusu ödeme emirlerinin dayanağı olan asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... ile ... takip numaralı ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin belgenin olmadığı anlaşılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, onbeş gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Vergi Mahkemesince karara esas alınan tebliğ belgesinin dosya ve UYAP üzerinden yapılan araştırma sonucu görülemediği dikkate alındığında dava konusu ödeme emirlerinin yazılı gerekçeyle iptaline ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının, gerekirse tebliğe ilişkin belge idareden sorularak kamu alacağının şirket nezdinde usulüne uygun biçimde duyurulmak suretiyle kesinleştirilmiş bir borca dayanıp dayanmadığı ve zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususları araştırılmak suretiyle yeniden karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 02/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.