Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): ... Kaymakamlığı
Vekili: Av. ...
Karşı Taraf (Davacı): ...
Vekili: Av. ...
İstemin Özeti: ... Fen Lisesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapan davacı tarafından, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesi gereği çalışma izni onayının iptaline ilişkin Didim Kaymakamlığı'nın...... tarih ve E-... sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/12/2023 tarih ve E: 2022/5529, K: 2023/7916 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Bölge İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA ve temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kesin olarak 17/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

(X)- Anayasa'nın “Gençliğin Korunması" başlıklı 58. maddesinde, Devletin, istiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alacağı kurala bağlanmış olup; 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun “Genel amaçlar” başlıklı 2. maddesinde; Türk Milli Eğitiminin genel amacının,Türk Milletinin bütün fertlerini Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek olduğu ifade edilmiştir.
Öncelikle; uyuşmazlığın çözümü için, temel kamu hizmetleri arasında yer alan, eğitim- öğretim hizmetlerinin sunumuna ilişkin özel öğretim kurumları faaliyetleri kapsamında görevlendirilecek personele yönelik, çalışma izni onayı verilebilmesi için Kanun'da ayrıntılı olarak düzenlenen şartların aranmasında gözetilen amaca değinmek gerekir.
Ülkemizin gelecek nesli olan öğrencilerin; Türk milletinin millî, ahlâkî, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve yücelten, insan haklarına saygılı, Cumhuriyetin demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti olması ilkelerine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâline getiren; beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı, gelişmiş bir kişiliğe, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip topluma karşı sorumluluk duyan, yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetişmeleri için; öğrencilere, ifade edilen bu kazanımları sağlayacak eğitim personelinin gerekli ve yeterli donanıma ve anılan milli, manevi, ahlaki, kültürel değerlere öncelikle sahip olması ile bu bilgi ve birikimin, milli eğitim müfredatına uygun olarak; bilimsel yöntem ve metodlardan da yararlanmak suretiyle öğrencilere aktarılması, son olarak; bu yolda öğrencilere örnek teşkil edecek rol modellerin oluşturulması gerekir.
Bu bağlamda; Kanun koyucunun, en temel kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin sunumunda görev alacak personelin seçilmesinde, personelin görevine devamında belirli şartlar araması, başta Anayasa'nın 58. maddesi ile Milli Eğitim Kanunu'nda belirlenen Milli eğitimin genel ve özel amaçlarının bir gereği olup; aranan şartların niteliğinin belirlenmesinin ise, idarenin takdir yetkisinde olduğu tartışmasızdır.
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun; "Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları" başlıklı 4. maddesinde; "(Değişik 1. fıkra: 09.05.2018 - 7141 S.K/Madde 11) Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve
düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır. (…)" hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer alan hükümlerden anlaşılacağı üzere; özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucu, tüzel kişi kurucularının yönetim organları ile kurucu temsilcisinin atanması; yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici, diğer personel için çalışma izni onayı verilebilmesi için; Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasında -hem başvuru sürecinde hem de görevin devamında- sağlanması gereken şartlar açıkça düzenlenmiştir.
Buna göre; anılan kişilerin, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası almamış olması; affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması; terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması gerekmekte olup; bu şartlar yönünden ilgililer hakkında idarece her zaman inceleme ve değerlendirme yapılabileceği tartışmasızdır.
Yukarıda yer verilen mevzuata göre; "mahkum olmama" şartının sağlanıp sağlanmadığının, ilgili hakkında yapılacak ceza yargılaması neticesinde, mahkumiyet yolunda verilmiş kesinleşen hükmün varlığı ile tespitinin mümkün olduğu açık ise de; Kanun'da aranan bir diğer şart; "irtibatlı veya iltisaklı olmama" durumu açısından anılan şartın sağlanıp sağlanmadığı yolunda yapılacak tespite; "irtibatlı ve iltisaklı olma" durumunun farklı şekillerde ortaya çıkabileceği, her olayın özelliğine göre yeterli kabul edilen karinelerin değişebileceği kabul edildiğinden, ancak; konuya yönelik gerekli, yeterli, ayrıntılı araştırma ve incelemenin yapılması neticesinde ulaşılabileceği değerlendirilmektedir.
Bu bağlamda; Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E: 2018/89, K: 2019/84 sayılı kararında; iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen''; irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Uyuşmazlıkta; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 8. ve 9. maddeleri uyarınca verilen çalışma iznine istinaden Aydın İli, ... Fen Lisesi'nde öğretmen olarak göreve başlayan davacı hakkında; "davacının ... (... Partisi) terör örgütünün açık alandaki gençlik yapılanması Ekim Gençliği içerisinde 2012-2015 yılları arası faaliyet yürüttüğü, düzenlenen eylem ve etkinliklere aktif bir şekilde katılım sağladığı, 12/12/2012 tarihinde Ankara İli, Hacettepe Üniversitesi'nde şahsın da aralarında bulunduğu THKP-C/DEV-YOL/DEVRİMCİ GENÇLİK terör örgütünün açık alandaki üniversiteli gençlik yapılanması olan Öğrenci Kolektifleri'ne müzahir şahısların düzenlenen senfoni orkestrası konserinde dönemin Kültür ve Turizm Bakanı olan ...'a yönelik yumurtalı saldırıda bulunduğu, şahısların gözaltına alındığı, Cumhuriyet Savcısının talimatıyla işlemlerinin ardından Emniyetten serbest bırakıldığı, Ankara İlinde gerçekleştirilen gezi parkı eylemlerinde aktif olarak rol oynayan üniversite öğrencileri içerisinde yer aldığı, Suriye'de BÖG (Birleşik Özgürlük Güçleri) içerisinde silahlı faaliyet göstermekteyken 02/06/2015 tarihinde girilen çatışmada hayatını kaybeden şahsın İstanbul İli'nde düzenlenen cenaze törenine Ankara İli'nden katılmak üzere hareket eden grup içerisinde yer aldığı" tespit edildiği görülmektedir.
Öte yandan; davacı hakkındaki tespitlerden sadece biri olan; ... Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu'nun Soruşturma No..., Karar No:... ve ... tarihli kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın; "2911 sayılı Kanun'a muhalefet etmek ve mala zarar vermek" şuçu kapsamında 12/12/2012 tarihinde Ankara İli, Hacettepe Üniversitesi'nde şahsın da aralarında bulunduğu THKP-C/DEV-YOL/DEVRİMCİ GENÇLİK terör örgütünün açık alandaki üniversiteli gençlik yapılanması olan Öğrenci Kolektifleri'ne müzahir şahısların düzenlenen senfoni orkestrası konserinde dönemin Kültür ve Turizm Bakanı olan ...'a yönelik yumurtalı saldırıda bulunduğu tespiti üzerine başlatılan soruşturma neticesinde verildiği anlaşılmaktadır.

Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin bir bütün olarak incelenmesi neticesinde; davacının, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunduğu kanaatine ulaşılmış olup; Kanun'un 4. maddesinde yer alan şartları sağlamadığı sonradan anlaşılan davacının çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla; dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusun reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamakta olup; temyize konu kararın anılan gerekçe ile bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.