TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı adına
... Petrokimya Gümrük Müdürlüğü

Dava konusu istem: Asıl amme borçlusu ... Petrolcülük Anonim Şirketi tarafından... tarih ve ... sayılı dahilde işleme izin belgesi kapsamında işlem gören 2013 yılında tescilli 16 adet beyanname muhteviyatı eşyaların giriş amacı ve ayniyata uygun olarak yerinde bulunmadığından bahisle 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 238. maddesinin 1. fıkrası uyarınca karara bağlanan para cezasının tahsili amacıyla kanuni temsilci/ortak sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

... Vergi Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, davalı idare tarafından verilen savunma dilekçesinde, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin davacının asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olması sebebiyle düzenlendiği belirtilmiş ise de, dava konusu ödeme emrinde, asıl borçlu olarak ... Petrolcülük Anonim Şirketi yer almakla birlikte, hem kanuni temsilci hem de şirket ortağı ibarelerine yer verildiği, yine yönetim kurulu üyeliğinden bahsedilmesinin yanında şirketteki hisse oranı kadar sorumlu tutulduğunun belirtildiği, dolayısıyla davacının şirket ortağı olarak mı yoksa şirketin kanuni temsilcisi olarak mı sorumluluğuna gidildiğinin ortaya konulmadığı anlaşıldığından, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.

İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, kanuni temsilci sıfatıyla davacının sorumluluğuna gidildiği, ödeme emrinde yer alan "firma ortağı" ibaresinin maddi hata olduğu, bu ibarenin davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı ileri sürülmektedir.

Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;

1.Temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/01/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

Uyuşmazlık, yönetim kurulu üyesi olduğu asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağının davacıdan tahsili için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35.maddesi uyarınca düzenlenen ödeme emri üzerinde yönetim kurulu üyesi olduğu belirtilen ancak "ortağı", "sermaye hisseleri oranında sorumlu olunduğu" ve ayrıca "ödeme emrinin firma ortaklarına tebliğ olunacağı" yolunda bir kısım ibarelere de yer verilen işlemin iptali gerekip gerekmediğine ilişkindir.
6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35.maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği" hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, her ne kadar, dava konusu ödeme emrinde, hem kanuni temsilci hem de şirket ortağı ibarelerine yer verildiği, davacının şirket ortağı olarak mı yoksa şirketin kanuni temsilcisi olarak mı sorumluluğuna gidildiğinin ortaya konulmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiş ise de, dava dilekçesinde yer alan davacı beyanında da yer aldığı üzere davacının asıl borçlu anonim şirkette hiç bir dönemde ortaklığının bulunmadığı, sadece belli bir dönem şirket yönetim kurulunda görev aldığı açık olduğundan, ortada dava konusu ödeme emrinin ortak sıfatıyla düzenlenmesi ihtimalinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla anılan ibarelerin maddi hatadan ibaret olduğunun tartışmasız olduğu, ayrıca ödeme emrinde yasal dayanağın açıkça 6183 sayılı Kanun'un "kanuni temsilci sorumluluğuyla" ilgili mükerrer 35.maddesi olarak gösterildiği halde mahkeme kararında işlemin kanuni dayanağının açık ve net şekilde gösterilmediği yolundaki gerekçenin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, asıl borçlu şirketin belli bir dönem kanuni temsilcisi olan ve herhangi bir dönemde asıl borçlu şirkette ortaklığı da bulunmayan davacı adına "kanuni temsilci sorumluluğuyla" ilgili yasa maddesi dayanak gösterilerek düzenlenen ve ayrıca dava konusu tutar itibarıyla da tüm borcun tahsilini öngören ödeme emrinin davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlendiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığından, davanın esası incelenmek üzere temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.