2. (DAVACI YANINDA MÜDAHİL) ... Enerji Üretim A.Ş.

Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Nisan-Eylül 2022 döneminde ödenmediği tespit edilen 13.851.220,00 TL kaynak bazında destekleme bedelinin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesi uygulanarak EPİAŞ tarafından davacı şirketten tahsil edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.

... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesine eklenen on birinci fıkra uyarınca, kanun koyucunun, Kuruma arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirleme konusunda yetki verildiği, bu bedelin üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanmak suretiyle, arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılacağının öngörüldüğü ve destekleme bedelinin kaynağını belirlediği, ayrıca, uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda Kurumun yetkili kılındığı;
Dosyanın incelenmesinden, üretim maliyeti düşük üretici olduğu anlaşılan davacı şirketin, Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar kapsamında, destekleme bedeli ödemekle yükümlü şirketler arasında yer aldığı, EPİAŞ tarafından uygulamada karşılaşılan tereddüt nedeniyle davacıdan "elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyat ile tedarikinin de sağlandığının tespit edilmesi için ihtiyaç duyulan bilgi ve belgelerin" ibraz edilmesinin istenildiği, davacı şirket tarafından istenen bilgi ve belgelerin sunulması üzerine davacı şirkete uygulama kapsamında muafiyet tanındığı, ancak Kurum tarafından, EPİAŞ'a gönderilen 07/11/2022 tarihli yazı üzerine, muafiyetten yararlanan tüm şirketler yönünden yeniden yapılan incelemelerde, gerçekleşen enerji iletimine ilişkin nihai verilere göre, davacının muafiyet beyanının aksine, sattığı enerjinin sadece bir kısmının nihai tüketiciye kadar sabit fiyatla ulaşmadığının, dolayısıyla muafiyet şartlarını taşımadığının tespit edilmesi üzerine, muafiyetten haksız yararlandığından bahisle, kaynak bazında destekleme bedeli ödemekle yükümlü olduğu tutar tahakkuk ettirilerek, dava konusu Kurul kararıyla davacı şirketten bu tutarın tahsil edilmesine karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı;
Bu itibarla, her ne kadar, Nisan-Eylül 2022 döneminde Usul ve Esaslar'da, elektrik enerjisinin sabit fiyatla nihai tüketiciye kadar tedarikinin sağlanması şartı açıkça yer almamakta ise de, uygulamanın dayanağı olan kanuni düzenlemenin amacının bu şekilde uygulama yapılmasını gerektirdiği dikkate alındığında, bu konuda açıkça yetkili kılınan davalı idarece, kanuni düzenlemenin açık amacı gözetilerek bu şartın aranması suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı ve davacı yanında müdahil tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Bölge İdare Mahkemesince istinaf aşamasında ileri sürülen iddiaların dikkate alınmadığı, şirketlerine Usul ve Esaslar'ın Geçici 1. maddesi uyarınca, kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması kapsamında muafiyet tanındığı, bu kararın iptal edilmediği, üretilen elektriğin ikili anlaşma kapsamında sabit fiyattan satıldığı, ikili anlaşmada öngörülen bedelin, azami uzlaştırma fiyatından düşük olduğu, Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik sonrasında geriye dönük olarak muafiyet kapsamında ödenmeyen tutarların faizi ile birlikte istenilmesinin hukuka aykırı olduğu, Kurum tarafından ihdas edilen Usul ve Esaslar'ın açık olmadığı, uygulamada tereddütlere neden olduğu, bu tereddüt nedeniyle oluşan zararın şirketlerinden istenmesinin adil olmadığı, gerek faturaya gerek geriye dönük ödenmesi istenen tutara yönelik EPİAŞ ve Kuruma itirazda bulunulduğu, bu başvuruların cevap verilmemek suretiyle reddedildiği, EPİAŞ tarafından, geriye dönük hesaplamanın nasıl yapıldığının belirsiz olduğu, ödenmesi istenen tutarın çok yüksek olduğu, şirketlerinin iflas etme eşiğine geldiği, 11269 sayılı Kurul kararında geriye dönük uygulama yapılacağına ilişkin herhangi bir kurala yer verilmediği halde, bir nevi cezalandırma amacıyla bu işlemin tesis edildiği, geriye dönük olarak neredeyse bütün üretim miktarının ödenmesinin istenmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, ikili anlaşma kapsamında sabit fiyatla satılan enerjinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyatla satıldığının tespitinden şirketlerinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Davacı yanında müdahil tarafından, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrasında yer alan düzenlemenin, hukuk devleti, hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine, mülkiyet hakkına, çalışma ve sözleşme hürriyetine aykırı olduğu, yatırım tercihlerine serbestçe karar veren bir tacirin, bu tercihlerinin ekonomik sonuçlarına, başka bir tacirin katlanmasının istenmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğinden iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, devlet tarafından, arz güvenliğinin sağlanması için girdi fiyatlarındaki artış nedeniyle yüksek maliyetle elektrik enerjisi üretimi yapan şirketler ile tüketicilerin desteklenmesinin mümkün olduğu halde üretim maliyeti düşük şirketlerin, yüksek maliyetli şirketleri desteklemesinin bir nevi şirketlerinin malvarlıklarının müsadere altına alınması anlamına geldiği, nitekim 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin altıncı fıkrasında bu hususun düzenlendiği, üretim şirketlerine lisans verildiği tarihte söz konusu düzenlemenin yürürlükte olmadığı, böyle bir düzenleme yapılacağının öngörülmesinin de mümkün olmadığı, dava konusu düzenlemeler ile devlete olan güvenin sarsıldığı, üretim şirketlerinin karlarından vazgeçmek suretiyle basiretsiz tacirlerin maliyetlerini karşılamak zorunda bırakılmasının hukuka aykırı olduğu, dünyanın hiçbir yerinde benzer uygulamaların söz konusu olmadığı, üretim maliyeti düşük santrallerin yatırım maliyetlerinin dikkate alınmadığı, mülkiyet hakkına yönelik değerlendirmelerin yerinde olmadığı, özel hukuk sözleşmesi niteliğindeki ikili anlaşmalara müdahale edilemeyeceği, ikili anlaşmanın yapıldığı tarihte yürürlükte olmayan düzenlemelere göre işlem tesis edilmesinin ikili anlaşmalara müdahale mahiyetinde olduğu, dava konusu düzenlemelerin ölçülü olmadığı, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındaki adil dengenin bozulduğu, Usul ve Esaslar'ın Geçici 1. maddesi uyarınca, davacı şirketçe kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması kapsamında yapılan muafiyet başvurusunun olumlu sonuçlandığı, üretilen elektriğin ikili anlaşma kapsamında sabit fiyattan satıldığı, ikili anlaşmada öngörülen bedelin, azami uzlaştırma fiyatından düşük olduğu, tedarikçinin almış olduğu enerjiyi üçüncü kişilere sabit fiyattan satıp satmadığın bilinmesinin mümkün olmadığı gibi tedarikçilerin üçüncü kişiler ile ilişkisine müdahale de edilemeyeceği, EPİAŞ tarafından, uygulamanın başında üretim şirketlerinin ikili anlaşma kapsamında satılan enerjinin sabit fiyattan nihai tüketiciye ulaşması koşuluyla muafiyetten yararlanılabileceğinin bildirildiğinden bahisle bu durumun üretim şirketlerince bilindiği iddiasının doğru olmadığı, dava konusu Kurul kararıyla Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik sonrasında geriye dönük olarak muafiyet kapsamında ödenmeyen tutarların faizi ile birlikte istenilmesinin hukuka aykırı olduğu, EPİAŞ tarafından, geriye dönük olarak yapılan hesaplamanın nasıl yapıldığının belirsiz olduğu, ödenmesi istenen tutarın çok yüksek olduğu, davacı şirketin iflas etme eşiğine geldiği, EPİAŞ'ın üretim şirketlerine yaptırım uygulama yetkisinin bulunmadığı, EPİAŞ tarafından geriye dönük olarak neredeyse bütün üretim miktarının ödenmesinin istenmesinin hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, davacı ve davacı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve hukuka uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı ve davacı yanında müdahilin duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;

1. Davacı ve davacı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddine,

2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,

3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,

4. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacı ve davacı yanında müdahile ayrı ayrı iadesine,

5. Posta giderleri avansından artan tutarın davacı ve davacı yanında müdahile iadesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 20/01/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.