DANIŞTAY
ALTINCI DAİRE
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ...
Dava konusu istem: İzmir ili, Konak ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazların kız meslek lisesi ve eğitim tesisi alanı kullanım kararlarının özel eğitim tesisi alanına dönüştürülmesi için uygun görüş verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarihli, E-... sayılı Milli Eğitim Bakanlığı İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce, belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planların valilik veya ilgilisince yapılacağı veya yaptırılacağı, onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerin de bu usullere tabi olacağı, Bakanlığa bağlı eğitim alanlarının imar planlarında değişiklik yapılması durumunda Bakanlığın görüşünün alınmasının zaruri olduğu, davacılara ait taşınmazlarla ilgili olarak nazım ve uygulama imar planlarında değişiklik yapma yetkisinin ilgili belediyelerde olduğu, davalı Milli Eğitim Bakanlığının imar planında eğitim alanı kullanımına ayrılmış olan taşınmazın özel eğitim alanına dönüştürülmesi konusunda yetkisinin olmadığı, taşınmazların, özel eğitim alanına dönüştürülmesinin uygun olup olmaması yönünde verilen görüşlerin idarenin takdir yetkisi kapsamında olması ve idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hususu da dikkate alındığında, idarenin takdir hakkı kapsamında kalan ve kamu yararına da aykırı olmadığı anlaşılan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti:... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararıyla, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kesin olarak reddine karar verilmiş, anılan kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, aynı Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararıyla 2577 sayılı Kanunun 48/6. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46.maddesinin 1/g bendinde, imar planları ve parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar hakkında, bölge idare mahkemelerinin verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay da temyiz edilebileceği hükme bağlandığı, taşınmazlarda özel eğitim tesis alanı yapılmasına imkan verecek şekilde bir plan değişikliği için ilgili mevzuat uyarınca ön şart olarak uygun görüş ve izin verilmesi için dava konusu işleme esas başvurunun yapıldığı, bakılan davanın imar planından kaynaklanan bir dava olduğu, plan değişikliği sürecinin bir parçası olan işlemin iptali istenildiği, taşınmazın 42 yıldır imar planlarındaki fonksiyonuna uygun olarak kamulaştırılmadığı ve imar uygulaması yapılmadığı, idarenin takdir yetkisi olduğu belirtilerek kısıtlılığın ilanihaye sürmesine zemin hazırlandığı, mevcut durumun mülkiyet hakkının özüne dokunduğunu, uyuşmazlık konusu taşınmazların komşuluğunda ve çevresinde çeşitli eğitim ve öğretim alanlarının mevcut olduğunu, eğitim hizmetinin yoğunlaştığı bölgede yeni bir kız meslek lisesi ve eğitim tesis alanı ihtiyacı bulunmadığı,devletin gözetimi ve denetimi alanında taşınmazların özel eğitim alanı olarak değerlendirilebileceği belirterek davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve esasa yönelik temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1.fıkrasının (g) bendinde, "İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar." hakkında Bölge İdare Mahkemesince verilen kararlar temyize tabi kararlar arasında sayılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davanın reddi yolunda verilen ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince kesin olarak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizi üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 48.maddesinin 6.fıkrası uyarınca verilen temyiz isteminin reddine dair anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:.. sayılı kararının temyiz edildiği, dava konusu işleme esas yapılan başvurunun mevzuat uyarınca imar planı değişikliğinin yapılabilmesinin ön koşulu niteliğinde bir işlem tesis etmeye yönelik olduğu ve işlemin imar planıyla doğrudan ilgili olması nedeniyle 2577 sayılı Kanunun 46. maddesi uyarınca imar planından kaynaklanan temyize tabii bir dava olduğu değerlendirildiğinde, uyuşmazlığın İdari Dava Dairesinin aksi yöndeki ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı temyiz isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilerek aynı İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararına yönelik temyiz istemi hakkında gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
İzmir ili, Konak ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazların hisseli malikleri tarafından ... onay tarihli 1/1000 ölçekli imar planında kız meslek lisesi alanı olarak ayrılan ... ada ... parsel ile kısmen eğitim sitesi alanı olarak ayrılan ... parsel sayılı taşınmazların plandaki amacı kapsamında özel öğretim kurumu(lise,ortaokul,ilkokul,anaokulu) yapılmasına izin ve uygun görüş verilmesi amacıyla yapılan başvuru üzerine dava konusu işlemle "onaylı parselasyon planı yapılmayan yerlerde bulunan eğitim alanlarının kamulaştırma işlemlerinden, imar planı yapma ve uygulama yetkisi bakımından Belediyelerin sorumlu olduğu, bu kapsamda söz konusu plan değişikliği talebinin uygun görülmediğinin" belirtilmesi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13.maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne, "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından çeşitli kararlarda Sözleşme Eki 1 Nolu Protokolün 1. maddesi değerlendirilmiştir. N.A. ve Diğerleri Türkiye Davasında (Başvuru No: 374451/97): "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, içtihadına göre özü itibariyle mülkiyet hakkını güvence altına alan Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesinin üç farklı kural içerdiğini hatırlatmaktadır. (Bkz. Özellikle 21 Şubat 1986 tarihli James ve diğerleri- Birleşik Krallıklar Kararı, A serisi no:
98-B, s.29-30,37). Birinci paragrafın birinci bendinde açıklanan ve genel bir niteliği olan birinci kural, mülkiyet hakkına riayet edilmesi ilkesini belirtmektedir. Aynı bendin ikinci cümlesinde yer alan ikinci kural mülkiyet hakkının kısıtlanmasını düzenlemeyi amaçlamakta ve bu kısıtlamayı da bazı koşullara bağlamaktadır. İkinci bentte yer alan üçüncüsü ise, Sözleşmeci Devletlere diğerlerinin yanısıra genel menfaate uygun olarak malların kullanımını düzenleme yetkisini tanımaktadır. Mülkiyet hakkına ihlallerin özel örneklerini oluşturan ikinci ve üçüncü kurallar, birincisi tarafından yer verilen ilke ışığında değerlendirilmelidir (Bkz. Bruncrona- Finlandiya, No: 41673/98,65-69,16 Kasım 2004 ve Broniowski- Polonya, No: 31443/96,134,22 Haziran 2004).
Anılan Mahkeme bu kapsamda, kamu yararının gerektirdikleri ile kişisel hakların korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengenin bozulmaması gerektiğini belirtmekte (Karaman Türkiye Davası Başvuru No: 6489/03), mülkiyetten mahrum edilme durumunda, ihtilaflı müdahalenin istenilen doğru dengeyi sağlayıp sağlamadığı ve özellikle başvuran üzerinde orantısız bir yük oluşturup oluşturmadığı yönlerinden yaklaşım göstermektedir (Temel Conta San. ve Tic. A. Ş.Türkiye Davası Başvuru No: 46651/04).
3194 sayılı İmar Kanunun 8.maddesinin (b) fıkrasında, " İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır. Valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir(...)" hükmüne, 10.maddesinde, "Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarıa bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder." hükmüne yer verilmiştir.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "İmar planı değişiklikleri" başlıklı 26.maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır. İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz. İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz. Zorunlu hallerde böyle bir değişiklik yapılabilmesi için: a) İmar planındaki durumu değişecek olan sosyal ve teknik altyapı alanındaki tesisi gerçekleştirecek ilgili yatırımcı Bakanlık veya kuruluşların görüşü alınır(...) hükmü yer almaktadır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin Mekânsal kullanım tanımları ve esasları başlıklı 6. maddesinin 2. fıkrasında: "Mekânsal planların hazırlanmasında, bu Yönetmelikte belirtilen mekânsal kullanımlara ilişkin tanımlar ve Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğindeki tanımlarda belirtilen açıklayıcı hükümlere uyulur." kuralı bulunmaktadır.
03.07.2017 tarihli, 30113 sayılı Resmi Gazete yayımlanan ve 01.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1/ü) fıkrasında "Eğitim tesisleri alanı: Okul öncesi, ilk ve orta öğretim ile yüksek öğretime hizmet vermek üzere kamuya veya gerçek veya tüzel kişilere ait; eğitim kampüsü, genel, mesleki ve teknik eğitim fonksiyonlarına ilişkin okul ve okula hizmet veren yurt, yemekhane ve spor salonu gibi tesisler için uygulama imar planında özel veya kamu tesisi alanı olduğu belirtilmek suretiyle ayrılan alanları (Özel eğitim tesisi yapılacak alanlar belirlenmeden Millî Eğitim Bakanlığının taşra teşkilatının uygun görüşü alınır.)" kuralı yer almakta olup, mekansal planların yapımında uyulması zorunlu bir kural niteliği taşımaktadır.
Dava dosyasınındaki bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden, Konak Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından ... tarihinde düzenlenen imar durum belgesinde ... tarihli uygulama imar planında ... ada ... parsel sayılı taşınmazın; kısmen yol kısmen kız meslek lisesi alanında, 34 parsel sayılı taşınmazın; kısmen hafif raylı sistem güzergahı, kısmen yol, kısmen yeşil alan, kısmen belediye hizmet alanın, kısmen de eğitim sitesi alanında kaldığı, taşınmazlara ilişkin 3194 sayılı İmar Kanunu 18.maddesi uyarınca parselasyon uygulaması yapılmadığı anlaşılmıştır.
Umumi hizmetlerin görülmesi için gerekli taşınmazların tedarik edilebilmesi için ilgili idarelere kanunlarla tanınan yetkiler bireylerin mülkiyet hakkını kısıtlamaktadır. Kamu yararı ile bireysel fayda arasında çatışma bulunduğundan demokratik toplumların hukuk sistemlerinin tümünde iki unsur arasında denge sağlanması amacı güdülmüştür. İmar işlemleri yönünden de ilgililerin mülkiyet haklarının kısıtlanması söz konusu olabilmektedir. Bu bağlamda ülkemizde anayasal güvence altına alınan mülkiyet hakkının sınırlanması yine aynı maddede öngörülen ilkelere bağlı kılınmıştır. İmar işleriyle ilgili olarak da, bu ilkelere uygun düzenlemeler içeren 3194 sayılı Kanunla, taşınmaz mülkiyetinin kısıtlanma şekilleri ve sınırları belirlenmiştir.
Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında bulunduğu, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
İmar planları, zamanla planlanan alandaki koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirilir. Yapılan plan değişikliklerinin amaç yönünden yargısal denetimi bu değişikliği zorunlu kılan nedenlerin irdelenmesi yoluyla yapılır. Bu irdelemeden sonra, planlanan alanın özel niteliklerinin yanısıra plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak planlanan yörenin tümünün çevre, ulaşım, trafik gibi ilişkileri kapsamlı bir biçimde ele alınarak, plan değişikliğinde kamu yararına uyarlık bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir.
Sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin plan değişikliklerinde ise yukarıda belirtildiği üzere ilgili yatırımcı kuruluşun görüşünün alınması zorunludur.
İdarenin takdir yetkisi, "Yargı yolu" başlıklı 125.maddesinin 4.fıkrasında, "Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." hükmüne yer verilmiştir.
Ancak, idarelerin Kanunla kendilerine verilen görevlerin ifası ve yetkilerin kullanılmasında takdir hakkı bulunmakla birlikte takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, hukuka, temel insan haklarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmak zorunda olduğu, idarelerin takdir yetkisinin bulunduğu işlemlerle ilgili yapılacak yargısal denetimin de bu çerçevede yapılması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
İncelenen dosyada, davacılar tarafından, uyuşmazlık konusu taşınmazlara yönelik 26.09.1983 tarihli imar planında belirtilen eğitim tesis alanlarının günümüze kadar uygulamaya geçmediğinden bahisle yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri kapsamında kısıtlılığının giderilmesi amacıyla imar planındaki durumu değişecek olan sosyal ve teknik altyapı alanındaki tesisi gerçekleştirecek ilgili yatırımcı Bakanlık veya kuruluşların görüşünün alınması için başvuruda bulunulduğu, yapılan başvurunun ise dava konusu yapıldığı, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı kapsamında kısıtlılığın giderilmesi amacıyla yapılacak plan değişikliği başvurularına esas alınacak kurum görüşü mahiyetinde olduğu ve plan değişikliğinin yapılabilmesi için yerine getirilmesi gereken zorunlu bir aşama olduğu gözetildiğinde, anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada, taşınmazın çok uzun süredir kamusal alanda kaldığı ancak idarenin kısıtlılığın giderilmesi ve söz konusu kamusal kullanımının uygulamaya geçirilmesi amacıyla herhangi bir işlem tesis etmediği göz önünde bulundurularak, söz konusu özel eğitim alanının plan bütünlüğü kapsamında şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından uygun olup olmadığı yönünden bir inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin idarenin takdir yetkisi kapsamında olduğu ve idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilerek reddedilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/12/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.