DANIŞTAY
ALTINCI DAİRE
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Dava konusu istem: İstanbul ili, Şile ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda parselasyon yapılmasına ilişkin Şile Belediye Encümeninin 14/01/2022 tarihli kararının ve dayanağı niteliğindeki Şile Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 22/01/2018 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli Şile Doğu Sahili Bölgesi 1. Etap Nazım İmar Planının iptali istenilmiştir.
... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun ve dosyanın birlikte değerlendirilmesinden, imar planları yönünden; uyuşmazlık konusu parselin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında TD notasyonlu (doğa odaklı turizm alanı) alanda kaldığı ve tarımsal niteliği korunacak alan olarak planlandığı, bu nedenle üst ölçekli plan kararları doğrultusunda kentin bu kesiminde tarımsal niteliğin korunarak doğa odaklı bir turizm gelişiminin öngörüldüğü, ancak dava konusu imar planlarının bütünü incelendiğinde yeni konut gelişme alanları ayrıldığı ve oldukça geniş alanların turizm alanları olarak planlandığı, tarımsal niteliği ve doğal karakteri ile öne çıkması beklenen bu alanın, üst ölçekli planlarda kentin gelişme alanlarından farksız şekilde kalıcı nüfus ve geniş çaplı konaklama yatırımlarına konu edilmesinin çevre düzeni planının ana kararları ile örtüşmediği, dava konusu imar planlarında getirilen turizm tesis alanı (TT-3) kullanımı açısından herhangi bir kabul ya da ihtiyaç analizi bulunmadığı, bölgedeki turizm potansiyelinin araştırmalarla ortaya koyulmaması nedeniyle, dava konusu imar planlarıyla öngörülen turizm alanlarının büyüklükleri ve yapılaşma koşullarına ilişkin plan kararlarının teknik ve nesnel gerekçelerinin bulunmadığı, ayrıca turizm konaklamaları için toplamda 11.154 yatak kapasitesi oluşturulduğu ve TT-3 fonksiyonlu parsellerin büyüklükleri dikkate alındığında bu alanlarda yapılacak tesislerin kapasitesinin yüksek olacağı, bu plan kararlarının da bölgedeki yapı yoğunluğunun artmasına neden olacağı, oysa ki TD notasyonlu alanlara ilişkin olarak 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı notlarında mevcut tesislerin kapasitelerinin sınırlı tutulması ve gelişimlerinin doğa ile uyumlu olması gerektiği ifadelerine yer verildiği dikkate alındığında dava konusu imar planlarıyla getirilen kullanım kararının üst kademe planın hüküm ve öngörüleriyle örtüşmediği, uyuşmazlık konusu nazım imar planında yer verilen 3.549 kişilik nüfus için ayrılması gereken eğitim ve sağlık tesis alanlarının Yönetmelikteki standartların altında olduğu, teknik altyapı alanlarının ise hiç planlanmadığı, bu durumun, kentsel alanların sağlıklaştırılması ve yaşanabilir kent parçaları oluşturulması şeklindeki plan amacına aykırılık teşkil ettiği, davacı parselinin nazım ve uygulama imar planlarında orman ihtilaflı alan notasyonlu alanda kaldığı, ancak bu alanlardaki ihtilafın ne olduğunun anlaşılamadığı, ihtilafın orman lehine çözülmesi halinde bu alanların planlamaya konu edilmemesi gerektiğinden plan yoluyla bu şekilde bir belirsizlik yaratılmasının uygun olmadığı, imar planlarının bu alandaki ihtilaf çözüldükten sonra yapılmasının daha uygun olacağı, dava konusu taşınmazda getirilen belediye hizmet alanı (BHA) kullanım kararının uyuşmazlığa konu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında netleştirilmemesinin mevzuata uygun olmadığı, ayrıca üst kademedeki 1/5000 ölçekli nazım imar planında öngörülenden fazla olacak şekilde 4.235 kişilik nüfus ataması yapılmasının, ölçekler arasındaki detay düzeyi farklılıkları ile açıklanamayacak kadar fazla olması nedeniyle plan hiyerarşisine aykırılık oluşturduğu, üst kademedeki 1/5000 ölçekli nazım imar planında eksik olarak planlanan eğitim ve sağlık tesis alanının 1/1000 ölçekli uygulama imar planında hiç planlanmamasının, dava konusu nazım ve uygulama imar planlarında öngörülen KI rumuzlu konut alanları için %10, sosyal tesis alanı için ise %20 seviyesinde farklılık bulunmasının ve 1/1000 ölçekli imar planında planlanan turizm tesis alanları genelinde, 1/5000 ölçekli nazım imar planında belirlenenden fazla olacak şekilde yatak kapasitesi getirilmesinin planların kademeli birlikteliğine aykırı olduğu, parselasyon işlemi yönünden; davacının parselinden düzenleme ortaklık payı (DOP) kesintisi yapıldıktan sonra kalan hissesinin tahsise konu edilerek bir kısmının kök parsel olan ... ada, ... sayılı parsel üzerinde oluşturulan TT-3 rumuzlu turizm tesis alanı kullanımlı, 15.198,96 m2 yüzölçümlü ... ada, ... sayılı parselden, kalan kısmının ise kök parsel komşuluğunda oluşturulan 15.226,04 m2 yüzölçümlü, ... ada, ... sayılı parselden çok sayıda hissedar ile birlikte şuyulandırıldığı, davacı hakedişinin, minimum parsel büyüklüğü olan 10.000 m2 şartını sağlayamaması ve yine dava konusu uygulamada hisseli parsellerin ferdileştirilmesine olanak bulunmaması nedeni ile müstakil olarak tahsise konu edilmesi mümkün olmamakla birlikte, davacı tarafın tek parselde hissedar edilmesine de engel bir hal bulunmadığı halde hisseli olarak tahsis yapıldığı anlaşıldığından işlemde parselasyon tekniğine ve dağıtım ilkelerine uyarlık bulunmadığı, açıklanan nedenlerle dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ve bu imar planlarına dayanılarak yapılan imar uygulamasının hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
Dava, İstanbul ili, Şile ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda parselasyon yapılmasına ilişkin Şile Belediye Encümeninin 14/01/2022 tarihli kararı ile dayanağı niteliğindeki Şile Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 22/01/2018 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli Şile Doğu Sahili Bölgesi 1. Etap Nazım İmar Planının iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 2. maddesinin (a) bendinde iptal davaları; idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlaşmıştır.
Aynı Yasanın "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinde idari yargı yerlerine verilen dilekçelerin,a) Görev ve yetki,b) İdari merci,c) Ehliyet,d) İdari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup, olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği düzenlenmiştir.
Temyize konu kararın parselasyon işlemi ve dava konusu imar planlarının davacı parseline ilişkin kısmı yönünden;
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. Maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen kararın bu bölümünün dayanağı gerekçe hukuk ve usule uygun olup anılan kısım yönünden bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmamaktadır.
Temyize konu kararın dava konusu imar planlarının davacı parseli dışındaki kısmı (plan geneline yönelik iptal hükmü) yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği hükmüne yer verilmiştir.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görülebilmesi için ön koşullardan olan ehliyet, yani idari işlemle dava açacak kişi arasında "menfaat ilgisi"nin bulunup bulunmadığının yargı yerince takdir edileceği açıktır.
İptal davasına konu edilecek işlem ile davacı arasında menfaat ilişkisinin kurulabilmesi gerek doktrinde gerekse yargı içtihatlarında belirlendiği üzere ancak kişisel, meşru ve güncel bir ilginin varlığıyla mümkündür.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olunmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.
Her uyuşmazlığın niteliğine göre davacıların dava açmaktaki menfaatini değerlendirmek, yargı yerinin görevindedir. Bu kapsamda idari işlem türleri arasında düzenleyici ve bireysel işlemler ayrımı yapılmaktadır. Örneğin, imar planları her ölçekteki planlama hedefi değişse bile bir bölgenin veya şehrin arazi kullanımlarını, gelişme yön ve büyüklüklerini gösteren ve plan notları ve açıklama raporlarıyla bir bütün halinde olan düzenleyici işlemlerdir. Oysa parselasyona ilişkin işlemlerin, bireyin hukukunu etkilediğinde şüphe yoktur.
Dava dilekçesinde, Şilede ilçesinde plaj olanaklarının kısıtlı ve tatil sezonunun kısa olması düşünüldüğünde planlama alanı kapsamında çok büyük alanların turizm tesis alanları öngörülmesinin gerçekçi bir planlama yaklaşımı olmadığı, bu alanda böylesi büyüklükte turizm tesis alanı kullanımı getirilmesine ihtiyaç bulunmadığı, ayrıca 1/1000 ölçekli uygulama imar planı notlarında yer verilen 10.000 m2 minimum parsel büyüklüğüne ilişkin koşul dolayısıyla alanda oluşturulan parsellerde kullanım amacının yalnızca büyük şirketler tarafından gerçekleştirilebileceği, zira alandaki parseller genelde küçük olduğundan 10.000 m2'lik parsellerin şahıslar tarafından uygulamaya geçirilmesinin çok zor olduğu, diğer bir deyişle planlama alanındaki maliklerin bu bölgeden uzaklaştırılmaya çalışıldığı iddiaları ileri sürülerek planlama alanının geneline yönelik olarak dava açıldığı, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararın da imar planlarının tümüne yönelik olarak hüküm ve sonuç doğuracak nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacının malik olduğu dava konusu parsele ilişkin olarak getirilen kullanım kararları ve yapılaşma koşulları bakımından menfaatinin ihlal edildiğine şüphe bulunmamakla birilikte, uyuşmazlık konusu planların davacı parselini aşan kısmı bakımından davacının menfaatinin ne şekilde etkilendiği hususunun dava dosyasından anlaşılamadığı ve bu hususa ilişkin talebinin gerekçelerinin delillendirilmediği dikkate alındığında, iş bu davaya konu parsel dışında davacı açısından, davaya konu imar planlarının tümüyle iptalini gerektirecek menfaat ilişkisi bulunmadığından davanın, planların tümünün iptaline yönelik kısmının ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların temyiz isteminin dava konusu imar planlarının davacı parseli dışındaki kısmı (plan geneline yönelik iptal hükmü) yönünden kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının anılan kısmının oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3. Davalıların temyiz isteminin parselasyon işlemi ve dava konusu imar planlarının davacı parseline ilişkin kısmı yönünden reddine, temyize konu kararın anılan kısmının oybirliğiyle ONANMASINA,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/12/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
Dava, İstanbul ili, Şile ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda parselasyon yapılmasına ilişkin Şile Belediye Encümeninin 14/01/2022 tarihli kararının ve dayanağı niteliğindeki Şile Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 22/01/2018 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli Şile Doğu Sahili Bölgesi 1. Etap Nazım İmar Planının iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin (a) fıkrasında, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme yapılırken davacı ile dava konusu işlem arasında kişisel, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususu gözönüne alınmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davanın, mülkiyeti davacıya ait olan ve turizm tesis alanı olarak planlanan taşınmazın bulunduğu alanda yapılan imar planlarının ve parselasyonun iptali istemiyle açıldığı, dava dilekçesinde, davacı parselinin yanı sıra planlama alanında getirilen turizm tesis alanlarının tümünün ihtiyacın çok üzerinde olacak şekilde planlandığı, Şile ilçesinde çok büyük alanların turizm tesis alanı olarak planlanmasının gerçekçi olmadığı, Şilede plaj olanaklarının kısıtlı olduğu ve tatil sezonunun kısa olduğu düşünüldüğünde burada böylesi büyüklükte turizm tesis alanı planlanmasına ihtiyaç bulunmadığı, ayrıca uygulama imar planındaki 10.000 m2 minimum parsel büyüklüğü koşulu getiren plan notu dolayısıyla alanda oluşturulan parsellerdeki kullanım kararının yalnızca büyük şirketler tarafından gerçekleştirilebileceği, davacının hissedarı olduğu parselde 221 hissedar bulunduğu, alandaki parseller genelde küçük olduğundan 10.000 m2'lik parsellerin şahıslar tarafından uygulamaya geçirilmesinin çok zor olduğu, plan kararlarıyla maliklerin bu bölgeden uzaklaştırılmaya çalışıldığı ve mevcut mülkiyet dokusunun dikkate alınmadığı yönündeki planların tümünün iptaline neden olabilecek nitelikte genele etkili nitelikte iddiaların ileri sürüldüğü görüldüğünden davacının dava konusu işlemlerin tümü yönünden meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın, uyuşmazlık konusu imar planlarının davacı parseli dışında kalan kısmı (plan geneline yönelik iptal hükmü) yönünden de işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla temyize konu kararın, davacının parseli dışında kalan kısım yönünden ehliyetli olmadığı gerekçesiyle bozulması yolunda verilen Dairemiz kararına katılmıyoruz.