Dava konusu istem: İstanbul ili, Şile ilçesi, ... Köyü, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan 18/03/2016 tarihli 1/5000 ölçekli Şile-Doğu Sahil Bölgesi 1. Etap Nazım İmar Planı ve ... tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmiştir.

... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun ve dosyanın birlikte incelenmesinden, uyuşmazlık konusu planların, üst kademedeki 1/100.000 ölçekli çevre düzeninde getirilen tarımsal niteliği korunacak alan kullanımına uygun ve birbiriyle uyumlu olduğu, alandaki yolların, dava konusu parseli ikiye ayırmadan kuzeydeki parsellere mahreç vermek amaçlı planlandığı, böylelikle alandaki parsellere erişimi arttırdığı ve ulaşım hiyerarşisini sağlamak bakımından uygun olduğu, uyuşmazlık konusu taşınmazda getirilen park alanı kullanım kararının bölgede artan nüfusun ihtiyacını karşılamaya yönelik olması nedeniyle şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olduğu neticesine varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

SAVUNMALARIN ÖZETİ: Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Uyuşmazlıkta, davacının taşınmazının bir kısmının üzerinde planlanan park alanının, bir park alanında bulunması gereken açık-yeşil alan kimliğine sahip olup olmadığı, dava konusu alanda bu formdaki bir park alanının, park alanının yol cephesinin ve girişinin sınırlı bir bölümden yapılabileceği gözetildiğinde ulaşım ve erişilebilirlik bakımından anlamlı olup olmayacağı, konum ve işlevsellik açısından şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve plan tasarım tekniğine uygun olup olmadığı, planlama sahası içerisinde öngörülen yeşil alan sisteminin bir parçası olarak plan genelindeki kullanım kararlarıyla bütünleşip bütünleşmediği, etrafında bulunan konut alanlarındaki yerleşik nüfusa hizmet edecek ve bu kişiler tarafından aktif olarak yararlanabilecek şekilde işlevsel olup olmadığı, park alanı ile çevresindeki konut alanları ve koruma kuşağı arasında kullanım kararlarını ayırmaya yarayacak şekilde yol planlaması yapılmamasının, yer seçimi kararının, parkın konumu, büyüklüğü ve şekli bakımından şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına uygun olup olmadığı hususlarının ve dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarının açıklığa kavuşturulmasını teminen yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği neticesine ulaşıldığından temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY:
İstanbul ili, Şile ilçesi, ... Köyü, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan 18/03/2016 tarihli 1/5000 ölçekli Şile-Doğu Sahil Bölgesi 1. Etap Nazım İmar Planında K2 düşük yoğunluklu konut alanı, park alanı ve 12 metrelik yol ve 22/01/2018 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında gelişme konut alanı, park alanı, 12 metrelik ve 7 metrelik yol olarak planlanmıştır.
Davacı tarafından, tek katlı, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni bulunan binasının bir bölümünün park alanında kaldığı, yol cephesinde 1,8 metrlik iki adet perde duvar bulunduğu, arazinin ancak bu şekilde düzleştirilebildiği, fakat park alanının perde duvarların ve bu duvarlar arasında yapılan merdivenlerin tümünü içine aldığı, bu nedenle binaya girişinin kapandığı, 1.129 m2 büyüklüğündeki taşınmazının 530 m2'sinin yola ve parka terk edilerek çevredeki parsellerden park ve yol kesintisi yapılmadığı halde kendi parselinin yarısına yakınında kesinti yapıldığı belirtilerek davaya konu imar planlarının bu kısmının binasına geçiş sağlayacak şekilde düzeltilmesi talebiyle plan değişikliği istemiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şile Belediye Başkanlığına 2016-2020 yılları arasında çok sayıda başvuru yapılmıştır.
Davacı tarafından son olarak, 16/06/2020-16/07/2020 tarihlerinde askıya çıkarılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine askı süresi içinde yapılan 14/07/2020 tarihli itirazın reddi üzerine taşınmazın bulunduğu alanda yürürlükte olan nazım ve uygulama imar planlarının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İşlem tarihindeki yürülükteki şekliyle 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.

İmar planları, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan, hizmet ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantılar gözönüne alınarak hazırlanır.

Toplum yaşamını yakından etkileyen fiziksel çevrenin sağlıklı bir yapıya kavuşturulması ve toprağın koruma ve kullanma dengesinin en rasyonel biçimde belirlenmesi için hazırlanan imar planlarının yargısal denetiminde, bu hususlara uyulup uyulmadığının, planlanan yörede taşınmazların imar planında tahsis edildikleri amaç yönünden şehircilik ilkeleri,planlama esasları ve kamu yararına uygunluk açısından incelenmesi gerekmektedir.

Dava dilekçesinde, planların hazırlık aşamasında olduğu sırada yapı ruhsatı almak için davalı Şile Belediye Başkanlığı'na başvuruda bulunulduğu sırada dava konusu parselin en az 3 metre yolu olması gerektiği belirtildiğinden davacı tarafından komşu ... sayılı parselden 10 m2 yer satın alındığı, ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarda tevhit işlemi yaptırılarak ... parsel sayılı taşınmazın oluşturulduğu, böylelikle dava konusu parselin araç ve yaya girişine uygun hale getirildiği, taşınmazda bulunan yapının yapı ruhsatı ve yapı kullanma izninin bulunduğu, kural olarak taşınmazından geçen yolun bir kamu hizmeti olması nedeniyle itirazının bulunmadığı, fakat park kullanımının arazisine araç ve yaya girişini tamamen kapatması nedeniyle mağduriyetinin oluştuğu, park alanının davacının taşınmazına merdivenle yapılan girişten 7 metre kaydırılmak suretiyle planlanması halinde parsel giriş çıkışındaki sorunun çözülebileceği, üzerinde imar mevzuatına uygun olarak yaptığını ileri sürdüğü tek katlı binasının imar planı yapımında dikkate alınmadığı, eğimli olan arazide evini inşa ederken yola olan cephede 1,8 metrelik perde duvar uygulaması yapılması nedeniyle evine ulaşmak için parkın içinde kalan merdivenlerden başka yolun kalmadığı, parselinde getirilen ve kısıtlılık doğuran kullanım kararlarının tamamının değil sadece park alanının eve girişini sağlayan kısmının iptali gerektiği iddialarının ileri sürüldüğü görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacının taşınmazının bir kısmının üzerinde planlanan park alanının, bir park alanında bulunması gereken açık-yeşil alan kimliğine sahip olup olmadığı, dava konusu alanda bu formdaki bir park alanının, parkın yol cephesinin ve girişinin sınırlı bir bölümden yapılabileceği gözetildiğinde ulaşım ve erişilebilirlik bakımından anlamlı olup olmayacağı, konum ve işlevsellik açısından şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve plan tasarım tekniğine uygunluğu, etrafında bulunan konut alanlarındaki yerleşik nüfusa hizmet edecek ve bu kişiler tarafından aktif olarak yararlanabilecek şekilde işlevsel olup olamadığı, planlama sahası içerisinde öngörülen yeşil alan sisteminin bir parçası olarak plan genelindeki kullanım kararlarıyla bütünleşip bütünleşmediği, park alanı ile çevresindeki konut alanları ve koruma kuşağı arasında kullanım kararlarını ayırmaya yarayacak şekilde yol planlaması yapılmamasının uygun olup olmadığının ortaya koyulması gerekmektedir.
Bu bakımdan, park alanına ilişkin yer seçimi kararının, parkın konumunun, büyüklüğünün ve şeklinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına uygun olup olmadığı hususlarının ve dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar açıklığa kavuşturulmak üzere yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği neticesine ulaşıldığından eksik incelemeye dayalı temyize konu kararda isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,

2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/12/2025 tarihinde kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.