DANIŞTAY
ALTINCI DAİRE
Dava konusu istem: İzmir İli, Aliağa İlçesi, ... Mahallesi, ... ve ... parsel sayılı taşınmazları kapsayan 28.04.2020 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı revizyonu ve ilavesine askı süresinde itirazlar kapsamında hazırlanan NİP:... işlem numaralı 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, dayanağı 1/5000 ölçekli revizyon ve ilave nazım imar planı ile dayanağı 1/25000 ölçekli çevre düzeni planının iptali istenilmiştir.
... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, ..., ... parsel sayılı taşınmazların davacı mülkiyetinde bulunmadığı anılan parseller yönünden davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, ... parsel sayılı taşınmazın revizyon öncesi eski imar planlarından bu yana eğitim tesis alanı fonksiyonunda kaldığı, dava konusu revizyonla durumunda her hangi bir değişikliğe gidilmeyen taşınmazda uzun yıllardan beri var olan kısıtlılığın, davalı idareye yapılacak imar planı değişikliği başvurusuna ya da kamulaştırmasız el atma davasına konu olabileceği, davaya konu imar planlarının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle ..., ... sayılı parsellere ilişkin olarak davanın ehliyet yönünden reddine, ... parsel yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Dava konusu revizyon imar planının tamamına yönelik iddia ve itirazla açılan davada bilirkişilerce parsel bazlı inceleme yapılarak, mahkemece parsel bazlı olarak karar verildiği, ilçenin tümünü ilgilendiren dava konusu planlama işleminin tamamının iptalini istemede mülk sahibi olarak menfaatlerinin dolayısıyla ehliyetlerinin bulunduğu, tüm ısrarlı yazılı ve keşif esnasında sözlü beyanlara rağmen imar planının tamamının incelenmediği, sınırlı inceleme yapıldığı, dava konusu işlemlerin mevzuata uygun olmadığı tüm bu nedenlerle temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
İzmir İli, Aliağa İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazların eğitim tesis alanı olarak belirlendiği 1/5000 ölçekli Aliağa Merkez Nazım İmar Planı Revizyonu ve İlavesi 28.04.2020 tarihinde onaylanarak 29.05.2020-29.06.2020 tarihleri arasında askıya çıkarılmış, 17.01.2020 tarihinde davacı tarafından taşınmazların ticaret-konut alanı olarak belirlenmesi talebiyle yapılan itiraz reddedilmiş, itirazların değerlendirilmesi sonucu kabul edilen NİP:... işlem numaralı 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin 28.04.2020 tarihinde onaylanarak 29.05.2020-29.06.2020 tarihinde askıya çıkarılması üzerine 04.09.2020 tarihinde bakılan dava açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar iptal davası olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasında; dilekçelerin Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3 ve 5'inci maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırayla inceleneceği belirtilmiş, aynı maddenin 6. fıkrasında; yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı düzenlenmiş, 15. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, dilekçelerde 14. maddenin 3/c bendine aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Temyiz isteminin ..., ... ve ... parsellere ilişkin kısmı yönünden:
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
İdari Dava Dairesince verilen kararın ..., ... ve ... parsellere ilişkin kısmı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, anılan kısmın bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmamaktadır.
Temyiz isteminin dava konusu imar planlarının tamamının iptali istemi yönünden:
Dosyanın incelenmesinden; davanın, davaya konu parselin yanında dava konusu revizyon imar planının tamamına yönelik iddia ve itirazla açıldığı, bilirkişilerce parsel bazlı inceleme yapılarak, mahkemece de parsel bazlı olarak karar verildiği, dava konusu imar planının tamamının iptali istemi yönünden ise hüküm kurulmadığı, gelinen temyiz aşamasında, davacı tarafça verilen dilekçede, ilçenin tümünü ilgilendiren dava konusu planlama işleminin tamamının iptalini istemede mülk sahibi olarak menfaatlerinin dolayısıyla ehliyetlerinin bulunduğu, tüm ısrarlı yazılı ve keşif esnasında sözlü beyanlara rağmen imar planının tamamının incelenmediği, parselle sınırlı inceleme yapıldığı ileri sürülmektedir.
Yukarıda aktarılan maddede yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerekir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir.
İptal davası açabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir.
Taşınmaz maliki sıfatıyla, imar planının mülkiyetinde bulunan taşınmaza ilişkin kullanım kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda, incelemenin bu kullanım kararları ile sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Zira; kişilerin bunun dışında, imar planlarının kendilerini etkilemeyen kullanım kararlarının ya da tümünün iptalini istemekte kişisel, meşru ve güncel bir menfaatleri bulunmamaktadır.
Öte yandan; kişilerin belde sakini sıfatıyla, yani imar planının doğrudan kendi taşınmazına ilişkin olmayan ancak oturduğu çevreyi etkileyen kullanım kararlarının iptali istemiyle dava açmaları mümkün ise de; bu durumda da yine dava açan kişinin imar planının hangi kullanım kararlarının kendisini ne şekilde etkilediğini, yani iptalini istediği kullanım kararları ile arasında kişisel, meşru ve güncel bir menfaat bağının bulunduğu hususunu açıklaması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinde dava konusu revizyon nazım ve dayanağı çevre düzeni planının tümüne yönelik soyut ve genel hukuka aykırılık iddialarında bulunulduğu, dava konusu imar planları ile davacının ilgisinin sadece kendi taşınmazı ile sınırlı olduğu, planlama alanındaki çevresel, tarihi ve kültürel değerler yönünden spesifik bir iddiasının da bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda; davacının planın tümünün iptalini istemekte kişisel, meşru ve güncel bir menfaati bulunmadığından bu kısma ilişkin olarak davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece bu kısma yönelik olarak hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ..., ... sayılı parseller yönünden ehliyet yönünden reddine, ... parsel yönünden ise reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ..., ... ve ... parsellere ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA, planların tamamının iptali istemi yönünden yukarıda yer verilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 03/12/2025 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.